şükela:  tümü | bugün
  • muhteşem bir the irrespressibles şarkısı. kemanların ağladığı.

    i am lost, in our rainbow, now our rainbow has gone,
    overcast, by your shadow, as our worlds move on,
    but in this shirt, i can be you, to be near you for a while,
    there's a crane, knocking down all those things, that we were,
    i awake, in the night, to hear the engines purr,
    there's a pain, it does ripple through my frame, makes me lame,
    there's a thorn, in my side, it's the shame, it's the pride...
    of you and me, ever changing, moving on now, moving fast,
    and his touch, must be wanted, must become, through your ask,
    but i need jake to tell you, that i love you, it never rests,
    and i've bled every day now, for a year, for a year,
    i did send you a note on the wind for to read....
    ... our names there together must have fallen like a seed...
    ... to the depths of the soil buried deep in the ground,
    on the wind, i could hear you, call my name, held the sounds,
    i am lost,
    i am lost, in our rainbow, now our rainbow has gone,
    i am lost, in our rainbow, now our rainbow has gone,
    i am lost.

    muhteşem ötesi de bir klibi var. böyle bir şey o da :
    http://www.youtube.com/watch?v=fnzq0umvnxo
  • müziği ve solistin sesiyle sözlerinden soyutlanabilen, her dinlediğinizde kendinize ait bir şeyleri kabullenmenizi sağlayan, aşk meşk dertlerinin haricinde de dinlenilesi bir şarkıdır. hatta ne aşkı yavrucum ziyan etmeyin güzelim parçayı?
  • ilk dinlediğimde sarhoştum. sarhoşken bütün dünya ve sazları güzel gelebilir. aldanmamak lazım. ama bu aklımda kaldı.
    sabah uyandığımda kafamda hala çınlayan ses öbeği.
    ''dün bana ne dinlettiniz de hala aklımda 10 saat sonra?''
    ...
    doğru zamanda dinlersen; kulağına, ruhuna, bedenine işleyebilecek şarkı.
    doğru olmayan zamanda; ''bu ne yaa uykum geldi, baydı'' dedirtebilir.
    ben demedim öyle bi şey, şanslı tayfadanım.
    adamın sesindeki titreşimi duydum, algıladım. dinledim. dinliyor-um, 7. sigaramı yakıyorum ve dumanından halkalar çıkarmaya çalışırken, gelmişimi, geçmişimi, atamı, komşunun çocuğunu, annemin ilk yavuklusunu,ilk aşkımın ilk aşkını, uzaylıların nereye sıçtığını, haşlanmış yumurta soymanın çok zevkli bi eylem olduğunu, denize saatlerce susup bakabilen insanları sırf o nedenle bile çok sevebileceğimi, yağmurda kapşonsuz ağır ağır yürüyenlere sarılasım geldiğini, bi şarkıyı başa alıp alıp 353738476. kere dinlediğinde hala zevk alabilmenin nasıl bi nörolojik semptom olduğunu... düşünüyorum, ya da çok önemli bi şey düşünürken çok saçma bi şeye odaklandığımı anlıyorum. (kerpiçten bi duvarın çatlağından kendini doğurmuş bi çiçek gibi...vay canına ne kadar acayipmiş, aslında saçma değilmiş odaklandığım belki de önemli sandığım düşünce saçma)
    insanı kendi zihninde kaybeden bi şey. şarkı. müzik. ama röyksopp remiksi.

    i am lost

    https://www.youtube.com/watch?v=kf38ucdmsmc
  • muhtesem bi the irrepressibles şarkisi.balkonda bi yandan sigara icip bi yandan royksopp remixini dinlerken damlaların içinde dansettigim hissiyatina kapilmadim degil bir an.

    o nasıl bir i'm lost dır yahu.

    (bkz: legendary)
  • röyksopp remix'ini fon müziği seçtim.

    'i am lost, in our rainbow,
    now our rainbow has gone..'
  • kayboldugumuzu yuzumuze yuzumuze vuran sarki.

    bir de röyksopp coveri ile iyice altindan kalkamayacagimiz bir hale burunmus, gucu ikiye katlanmistir.
  • en bir hüzünlü ayrılık şarkısı kanımca. sözlerine bakmadan nedense insanlığın genel durumuna bir ağıt zannetmiştim ve fakat amme hizmeti olarak türkçesi aşağıdadır:

    in this shirt

    ben kayboldum, bir gökkuşağında
    şimdi bizim gökkuşağımız gitti.
    senin gölgen onu bulutla kapladı.
    bizim dünyalarımız ayrı yönlere hareket etti.

    bu gömleğin içinde sen olabilirim
    sırf kısa bir süreliğine sana yakın olmak için

    bir yıkım makinası var,
    geçmişte olduğumuz tüm o şeyler bir bir devriliyor
    ben gecede uyanığım
    makinanın somurtmasını duymak için

    bir acı var,
    benim baktığım pencereden dalgalanan
    beni topal eden.
    bir diken var, içimde.
    bu bir utanç,
    bu bir ödül.

    sen ve ben
    daima değişen
    ilerliyor, hızla
    ve bu dokunuş istekli olmalı
    rol yapabilmek için özgürleştirmeli

    ama sana söyleme cürretinde bulunuyorum
    seni seviyorum ve bu asla bitmeyecek
    ve şimdi her gün kanıyorum
    tüm yıl için

    sana bir not göndermiştim
    yol rüzgarının üzerinde
    isimlerimiz orada beraberdi
    giderken denize düşmüş olmalı

    toprağın derinliklerinde
    çok derinlerde gömülü
    rüzgarın sesinde seni duyabiliyorum
    adımı söyle, sesi takip et

    ben kayboldum
    bir gökkuşağının içinde
    çünkü bizim gökkuşağımız artık yok
    ben kayboldum

    ağlayacağım amk sözlere bak. son olarak allah ayırmasın.
  • tran anh hung un son filmi éternité nin trailer ina eslik eden, dokunan eser.
  • the irrepressibles grubunun muazzam depresif ve aciz bırakan bir saflıktaki şarkısı.
    müziği en başta sizi çıkılmaz bir umuda doğru götürür. şarkının ortalarına doğru şarkı arkadaki piyano ve kemanla uç noktalara çıktıkça siz de çıkarsınız ümitsizlikten, düşmekten kurtulduğunuzu sanırsınız. ama tam o anda müzik susar, "i am lost" cümlesi duyulur. tam bu anda işte, kalbinize öyle bir acı saplanır ki çıktığınız umutsuzluk kuyusuna daha yüksek bir yerden geri düşersiniz. böyle derin bir şarkıdır bu.