1. çoğunun sonucunda ölümün gelmediği meğillenmedir. az kişi başarır bunu... irade meselesidir... belki de bitiklik...
  2. uzaktan gelecek bir yolcuyu dört gözle beklemek gibidir...
  3. çözüm olarak düşünülüyorsa; kaçıştır,
    intikam olarak düşünülüyorsa; salaklıktır,
    ilgi çekme çabası olarak düşünülüyorsa; duble salaklıktır,
    değişiklik olsun diye düşünüyorsa; başarıdır!!
  4. tanımlanamayan haller bütünü.

    güçlüymüşsünüz rolü yapmak işe yarıyor.bir süre sonra rolden çıkıp kendinizin gerçekten güçlü olduğunuza inanıyorsunuz. ta ki gece gelene kadar... gece karanlıkta yatarken her şey teker teker tekrar düşüyor aklınıza. bir zamanlar intiharın sadece kaçmak olduğunu düşünürdüm.şimdi anlıyorum. o ana karar verme noktasına geldiğinizde herşey siliniyor gözünüzden.hayattan, kendinden bıkabiliyormuş insan, ağlamak bile lüks olabiliyormuş.elinde kalan bazen dolu gözler, akmayan yaşlar ve kaybedilmiş inanç oluyormuş çoğunlukla. anlıyorum artık insanların neden kendilerinden kurtulmak için bu kadar acele ettiklerini.

    hepimizin içinde bir zamanlar olduğumuz o ürkek çocuk var.birşeyler anlatırken dudakları titreyen o ürkek kız çocuğu hayat sınavında oluyor bu kez. karşılaştığımız her insan bir sınav, onları kırmadan kırılırken buz üstünde bir dengede yaşamaya çalışıyoruz. giderek büyüyor içimizdeki buz kırıkları, ankara kışları gibi kopkoyu bir umutsuzlukla küçük parıltıların olduğu bir boşluktan ibaret oluyor hayat yavaş yavaş. kendi sessizliğinin içinde bir ses olsun diye izlenmediği halde televizyon, dinlenmediği halde radyo açılıyor.

    insanlar neden karanlıktan korkuyor biliyorum artık. karanlıktan korkuyoruz çünkü yargılarımız, inançlarımız, içimizdeki her şey karanlıkta daha da kendine dönüyor. dünyamız sadece kendimizden ibaret oluyor. o yüzden intihar hep karanlıklarda gelen bir düşünce oluyor. intihar edenlerse hep karanlıkta kalıyor. gecenin aydınlanmaya başladığı saatlerdeyse yeni bir geceye sayılıyor. ve bir gün hayat belki diyoruz her zaman...
  5. intihar edenleri anlamaya başlamanızı hissetmenizle başlar... her ne kadar hayat dolu olursanız olun, bi yerden sonra enerjiniz tükenir. bütün çabalarınıza rağmen hiç bir şeyin yolunda gitmemesi, ya da kendi ihmalkarlıklarınız yüzünden saçma sapan şeyler olması artık pes dedirtir, tabi anca teoride... intihat etmek cesaret mi ister yoksa tükenmişlik mi yoksa bencillik mi tam olarak çözebilmiş değilim. yani şimdi yok olsam bütün sorunlar kendiliğinden çözülmüş olmaz mı, bence olur, ama bende o göt var mı, yok.

    intiharı düşünmenin en acı kısmı, şu anki halinizle bundan 5-10 sene önceki halinizi kıyaslamak ve o süreçte her geçen gün kendinizden bi parçayı, benliğinizi oluşturan parçaların teker teker kaybolduğunu, yitip gittiğini görmek...
  6. işevuruk değeri olmayan eylem. intihar öyle uzun uzun düşünülerek gerçekleşen bir eylem değil, hızlı bir tükenişin ardından gelen dürtüsel bir karar verme sürecidir.
  7. hayatımda anlam veremediğim tek düşünce olduğunu sanırdım intiharı düşünmenin. intihar yüzünden hayatımda 2 kişi kaybettim ki açıkçası sadece tek bi tanesi benim için önemliydi. (bkz: #25682483) bilmiyorum önceden bunu planlamış mıydı yoksa bi an içerisinde mi oldu, aklına geldi de eyleme döktü bu düşünceyi. ama sonrasında bile asla hak vermedim bunu düşleyen, yapanlara. çok da katı davrandım. suçladım hep bu düşüncelerini dile getirdiklerinde. hayat bi kere yaşanır, ölümünü düşüneceğine paçayı nasıl kurtaracağını düşün dedim hep "çok derdim var, sıkıntıdayım, yaşamak istemiyorum" diyenlere. şu an hepsinden özür diliyorum. herkesin bunu düşüneceği bir sınırı varmış gerçekten de.

intiharı düşünmek hakkında bilgi verin