şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • itü'den mezun birisi olarak, nerde tırt kompleksli tip varsa hepsi dersime girdi.

    derslerde bi bok anlatmayıp öğrenciye en kazık konuları kendi kendine öğrenmeyi beklemek iyi eğitimse, itü bunda bir numaradır..

    hiç sevmedim lan seni itü.
  • 7 yıldır çalışıyorum. itü mezunuyum. artık tecrübe itibariyle 0-5 yıl arası deneyimli arkadaşların performanslarını da yer yer değerlendirmem gerekiyor (sadece maaş - prim mevzuları için değil, kaynak yönetimi için daha çok). şu ana kadar çalıştığım en iyi eleman, kocaeli mezunu. hatta, bence; daha az deneyimli olmasına rağmen benden bile iyi.

    kısacası, olayın sadece mezun olunan okul ile ilgisi yok.
  • o kadar üniversite varken, dalga geçilen tırt üniversitelerde ilk olarak kocaeli’nin yazılması kocaeli mezunu bir mühendis olan şahsımı derinden yaralamıştır :( pardon mühendis dedim.
  • başlık: "itü odtü boğaziçi hariç mühendislik okuyanlar"
    entry: "sorunları olmasına rağmen itü iyidir, farklıdır. 200 küsür yıllık bir okul olması da ayrıca güzeldir. iyi ki itü mezunuyum."

    (bkz: kapatıp gidin)
  • maalesef sizin gibi insanlar yüzünden sürekli mülakatta daha başarılı gördüğüm mühendislerdir. adam 5 yıldır bir firmada çalışıyor, işiyle ilgili soru soruyorum, odtü mezunuyum ortalamam şöyle falan diyor. ulan akademisyen mi seçiyoruz burada? kurtul artık şu okul kafasından, 5 yıldır ne yaptın, ne öğrendin diyorsun. okulda projem vardı kral oldum diyor. okul değil, tecrübeli kişi arıyoruz, bu işle ilgili ne yaptın diye soruyorsun. ortalamam 3.40 diyor.

    bu okullardan mezun olmayan adam geliyor, efendi gibi yaptığı işleri anlatıyor, 17 yaşında asosyal bir dönem yaşayıp daha fazla türkçe sorusunu başarılı çözmesini ön plana çıkarmıyor, işini anlatıyor. he işte o anda diyorsun ki bu adam işi biliyor, diğeri okul kafasında kalmış. bıktık lan, ben boğaziçi mezunuyum sike sike işe alırlar beni. alınmıyorsun lan, işi anlat bana. ne yapıyorsun dostum sen, o kadar iyisin madem git spacex'e cv gönder. orada devam et hayatına biz yetmeyiz size.
  • açılın bilirkişi geldi. biraz garip bir sosyal çevrem var. çevremde harvard öğrencisi de var, aileden zengin insanlar da var, ilkokul mezunu olan insanlar da. biraz da burnumu her halta sokmanın getirisi bu. o yüzden kötü eğitim alan insanlarla da iyi eğitim alan insanlarla da hatta eğitimi sallamayan insanlarla da tanışma şansım oldu. birazını da stalklayarak bazı gözlemler edindim.

    bir insanın hayatını belirleyen en önemli şeylerden biri imkanları ve bulunduğu çevredir. aslında kast sistemindeki gibi meslekler babadan oğula geçiyor. insanları ekonomik olarak şöyle sınıflandırabiliriz sanırım : alt sınıf, alt-orta sınıf, üst-orta sınıf, zenginler. toplum içinde bir üst sınıfa geçmek başarı olarak görülüyor. istisnai durumlar hariç de alt sınıfa düşmeniz ya da 2 adım atlamanız pek mümkün değil. ya ailenizin bulunduğu sosyal sınıfta kalırsınız ya bir üstüne çıkarsınız.

    -alt sınıfa mensup bir çevreden geliyorsanız sizin için alt-orta sınıfa geçmek başarı olarak görülür. mesela aileniz işçiyse alt düzey memur olursunuz. bu yüzden alt gelir grubuna mensup insanlar "çocuğum memur olsun" diye düşünür. polislik, öğretmenlik gibi meslekler bu kesimden çıkarken orta sınıf bu mesleklere bakmaz. o yüzden polislerin, askerlerin hiçbirinin ailesi doktor değildir. %99.99 alt gelir grubundan gelir. yine aynı şekilde taşradaki üniversitelerde okuyan insanlar da bu sınıftan gelir. bu sınıftan gelen insanların aldığı eğitim maalesef yetersizdir. büyük ihtimalle devlet okulunda okumuştur ve o okullar da kötü semtlerdeki okullardır. bu yüzden ciddi bir eğitim aldığı söylenemez.

    -alt-orta sınıfa mensup bir çevreden geliyorsanız küçüklüğünüzden beri iyi bir eğitim alırsınız. bu yüzden bu gruptan gelen insanlar iyi okullara girebilir ve kendilerine üst-orta sınıftaki hedefleri koyarlar. mesela aileniz öğretmenlik, polislik, özel sektörde zengin etmeyen ama süründürmeyen beyaz yakalı işler gibi mesleklere sahipse siz de bir tık ilerisini hedeflersiniz. bu durumda doktorluk ve reputable okullarda mühendislik, işletme gibi yerler hedefiniz olur. alt sınıftan farkı dediğim gibi iyi imkanlardır. özel okullarda okumasa bile kötü bir eğitim almamıştır. küçüklüğünden beri testlerle iç içedir ve belki özel dersler almıştır. alt sınıftaki bir insan özel dersi hayalinde bile göremez.

    -üst-orta sınıf içinse ya boğaziçi gibi reputable okullarda iyi bölümler ya da yurtdışı seçeneği vardır. bir üst maddedeki öğrenci odtü mü boğaziçi mi diye ikilemde kalırken bu maddedeki öğrenci boğaziçi mi yurtdışı mı gibi bir ikilemde kalır. lisanstan sonra belki yurtdışında yüksek lisans yapar ve özel sektörde üst düzey yönetici olur. bu sınıftaki insanların da imkanları çok iyidir. yabancı dil sorunu pek yoktur ve büyük ihtimalle lisede halletmiştir.

    -zenginler ise ya aile işine devralmaya yönelik bir eğitim alır ya maddiyatla ilgili bir sorunu olmadığı için sanata yönelir ya da kafasına göre takılır. iyi bir eğitim almak isterse ülkedeki iyi okullara girebilecek eğitimi alır. farklı bir alanda ilerlemek isterse de önünde maddi bir engel olmadığı için güzel sanatlar mı yoksa tıp mı gibi bir ikilemde kalmaz. bu çevreden tanıdığım insanların kafası çok rahat. mesela adam 40 yaşına gelmiş ailesinin işi zaten en az 100 bin kazanıyor hayatını yaşamış, dünyayı görmüş. bu insan neden 17 yaşındayken trigonometri öğrensin ki?

    bu sınıflar arası geçiş kolay olmadığı gibi çok katı da değildir. şimdi bana "ben şöyle imkanlarla odtü'ye girdim" diye gelmeyin. ben çoğunluk için konuşuyorum.yani her zaman alt sınıftan gelip çok üstlere çıkan insanlar var. örneğin eski ekonomi bakanı mehmet şimşek. batman'da çok zor koşullarda okuyup yurtdışında önemli mevkilere gelmiş bir adam. ancak bu durumlar geneli temsil etmez. batman'da büyüyen kaç çocuk ekonomi bakanı olabiliyor?

    daha somut olması için avukatları örnek vereyim. hepsi meslektaş olmasına rağmen aslında avukatlar arasında bile sınıfsal bir fark vardır. yani okuyup avukat olsanız da aslında o sınıflar kısıtlamalar arasında sıkışıp kalmış olabilirsiniz. lisedeki arkadaşlarımın yarısı hukuk okudu. farklı kesimlerden avukatlarla da karşılaşma fırsatım oldu. bu yüzden farklı yollara giren birçok hukukçuyu gözlemleme şansım oldu. eğer bir avukat alt sınıftan geliyorsa taşra avukatı olur ya da hakimlik savcılık gibi işleri hedefler. ancak ailesi hukukçu ise ya da üst-orta sınıftan geliyorsa biraz daha kaymak işlere yönelir. belki yurtdışında master yapar, iyi bir ingilizcesi vardır ve kurumsal dünyaya yönelir. yine de dediğim gibi istisnalar vardır. yaşadığım şehirde vergi rekortmeni olan avukat alt sınıftan gelmiş biri ve taşra avukatı aslında. ama adam işleri de büyütmüş birçok avukatı çalıştırdığı bir hukuk bürosu var. kazandığı parayla inşaat işine de girmiş ve sürekli vergi rekortmeni listesinde görüyorum adını. ama bu adam istisna. lisedeki arkadaşlarımın çoğu alt sınıftan geldiği için ya başka bir hukuk bürosunda kısıtlı bir maaşla avukatlık yapıyor ya da bir iş hanında kendi bürosuna sahip. ama yine de çok kazandıklarını sanmıyorum. başka ortamlarda tanıştığım bir arkadaşım hukukçu bir aileden geliyor. amerikan kolejinde okudu ve iyi bir üniversitede hukuk okudu. şu an 30 yaşında bile olmamasına rağmen lisedeki arkadaşlarımdan daha iyi kazanıyor. hatta şöyle bir şey söyleyim. aynı okulda olmalarına rağmen boğaziçi eğitim fakültesinde okuyan öğrencilerin ailelerinin gelir seviyeleri elektronik, bilgisayar, endüstri müh. gibi bölümlerdeki öğrencilerin ailelerinin gelir seviyelerinden daha düşüktür.

    peki bu okullarda okumak öğrencilere fark sağlar mı? hem de çok fazla. üstelik bu okullara giren öğrenciler yıllarca belli bir disiplinde çalıştıkları için öz disiplinleri daha yüksek oluyor. üniversite sınavı zekayı ölçmese de ilk 1000'e girmiş öğrencinin 300 bininci olmuş öğrenciden daha iyi yaptığı bazı şeyler mutlaka var. belki daha planlı, programlı. ayrıca kendini geliştirmek önemli diyorsunuz ancak reputable okullarda okuyan öğrencilerin kendilerini geliştirmek için imkanları daha fazla. ancak dediğim gibi temelinde fırsat eşitsizliği var. bu tarz reputable okullardan mezun olan insanlar çok uluslu firmalarda kaymak işlere girer. bir taşra üniversitesinden mezunu biri bu işi yapamayabilir. zaten bu şirketler reputable okullar dışındaki cv’lere bakmıyorlar. haksız sayılmalar belki. çünkü taşrada okumuş birinin en basit olarak ingilizcesi yetersizdir. ama robert’e yıllık 100 bin ödeyebilen öğrenciyle kyk bursuyla hayatta kalmaya çalışan bir öğrencinin aynı ingilizce seviyesine, eğitim kalitesine, mesleki yeterliliğe, vizyona sahip olmasını beklemek haksızlık olur. bu öğrencilerden biri 2. erasmusunu yapmaya hazırlanıyorken diğeri kyk bursuyla nasıl aç kalmam diye düşünüyor. bu geçişler çok katı olmadığı için bir odtü mezunu bir kobide sıradan bir mühendis de olabilir uluslararası bir şirkette ceo da olabilir. geçişler her zaman olabilir ama dediğim gibi tamamen sizin elinizde olan kolay bir şey de değil.

    bütün bunları neden yazdım? sosyal çevrem gereği tüm bu insanlarla iletişim halindeyim. son 1 ay içinde ilkokul mezunu biriyle de aileden zengin olduğu için çok rahat yaşayan bir insanla da, iyi okullarda okumuş orta sınıf biriyle de iletişim halinde oldum. farklı sosyal sınıfları çok rahat gözlemleyebiliyorum. insanların arasındaki bu uçurum da beni üzüyor. yarayla alay edermiş yaralanmamış olan sonuçta. özellikle imkansızlık nedir bilmeyen reputable okullardaki insanların daha az imkanlara sahip insanları küçümsemesi üzüyor. halbuki sorsanız insanları mesleklerine, konumlarına ya da kazançlarına göre yargılamazlar. orta sınıf bunu anlayamaz ama 2020’de bile kendine ait bir odası, çalışma masası olmayan yüzbinler var bu ülkede. sizin binlerce lira harcağınız test kitaplarını alamayan birçok insan var. ya da siz özel dersten özel derse koşarken birçok insan kötü devlet okullarında en temel şeyleri öğrenmeye çalışıyor. özel ders onlar için ihtimal dahilinde bile değil. daha 2 gün önce de taşra üniversitesi mezunları aşağılanıyordu çünkü. o yüzden bu başlıklarda "aldığı eğitim çöp, bir halta yaramaz, mühendis bile demem" diye sallamadan önce empati yapmayı öğrenin. çünkü sizin de mit yerine odtü'de okuyor olmanızın nedeni ailenizin imkanları ve yetiştiğiniz sosyal çevre.

    bu noktada fakirlere tavsiyem ailenize göre daha kolay bir çağda yaşadığınızın farkında olun. 10 yıl önce mesela sadece belli okullarda okumuş insanların ingilizceleri iyiyken günümüzde özellikle internet sayesinde ingilizcenizi geliştirebilirsiniz. stratejik davranırsanız bu farkları kapatmak gittikçe kolaylaşıyor.

    alakalı olarak
    (bkz: dikey hareketlilik)
    (bkz: toplumsal hareketlilik)
  • boğaziçinin de bu listede olması yanlış bence.

    diğer bölümlerini bilmem ama boğaziçili tonla mühendis ile çalıştım. istisnalar hariç geneli bir şeyler üretmekten çok kısa yoldan yönetici olup başkasının ürettiğinin ekmeğini yemenin derdindeler.
    mühendislik eğitiminden çok pr eğitimi almış gibiler.

    bunun yanı sıra odtü'ler her türlü farkını ortaya koyuyor.

    bu üniversitelerin dışında mühendislik okuyanlar ise diplomanın ekmeğini yeme lüksü olmadığı için gayet üretken mühendisler olabiliyorlar.

    bu üniversitelerden mezun olupta bunun kibrini yapanlar ise cehaletin üniversite ile gitmediğinin canlı kanıtı olarak gezerler. :)
  • yıldızı niye saymadınız lan... üzgün surat...
  • harvard ya da mit mezunu olabilir. üçüncü dünya ülkelerindeki kalitesiz üniversitemsi yapılardan haberleri bile olmaması yüksek ihtimal.
  • ne 7-8 sene ustabaşı ve teknisyenlerden daha az kazanırlar..

    ne 8-0 geride başlarlar..

    edit: bir de ingilizce falan denmiş. gören de bugünkü odtülülerle itülüler çok iyi ingilizce konuşuyor falan sanır. çoğunun ingilizcesi yarak gibi.. onlarca iş alımı yapmış bir yönetici olarak, saçma sapan bir üniversiteden mezun olunmadığı sürece (nişantaşı, ayvansaray hebe hübe) mezun olunan üniversiteden çok daha başka şeylere bakıyoruz. iki lafı bir araya getirmek gibi.. nice kalburüstü üniversite mezununda olmayan bir özellik. zaten bu da yeni mezun için geçerli.
    temel yetkinlikleri olduğu sürece (ingilizce vs) sektöründe tecrübe ve iş başarısı yakalamış herhangi birinin üniversitesi çok da fifi...