şükela:  tümü | bugün
  • psikologdur.

    bir forumda anksiyete tedavisi için yapılması gerekenler bölümünü okuyordum. bir arkadaş izzet bey'in videolarını tavsiye etmiş.

    ben de bakayım dedim.

    gerçekten çok güzel psikoterapi ve telkin örnekleri vermiş.

    özellikle bu videosunu çok beğendim.

    https://www.youtube.com/watch?v=mkplztnetye
  • başlangıçta troll zannettim ama adam bildiğin duayen.
    söyledikleri son derece samimi ve anlamlı. çok da içten tavsiyelerde bulunuyor.
    aşk acısı ile ilgili en açık ve dolaysız açıklamaları yapan ruhdeşendir benim gözümde.
    https://www.youtube.com/watch?v=ruwalgst9f8
  • tesadüfen kesfettigim, isminden ve degisik videolarindan dolayi baslarda eglencesine izlemistim kendisini. önyargilari bi kenara atip makalelerini okuyunca ne kadar deneyimli ve (bkz: psikoloji) alaninda ezber bozan bir sahsiyet oldugunun farkina vardim.

    makalelerinden bir tanesi
  • modern psikanalize tek başına cephe almış kocaman yürekli bir insan. neden okb'li olduğunuz, neden panik ataklı olduğunuz, abuk subuk depresyona girme nedenlerinizi muazzam bir şekilde ortaya koymuş bir yardımsever. yaşadığınız bozuklukların, günümüz tıp dünyasının ilaçlara ve hastalara olan ihtiyacının yarattığı korku ve düşünce kıvranmalarının olduğunu net bir şekilde rasyonel bir biçimde ortaya koyan bir kişi. etrafınızda "gerçek manada" okbli ve takıntılı bir arkadaşınız varsa mutlaka videolarını önerin. çünkü okbli olmanın nedeni alınmış olan gizil telkinler, uyarıcılardır. bunu aşmanın yolu ise yine telkin almaktır. bakın beyninizin kimyasında bir sorun yok. sadece zamanında yersiz durumlar karşısında abartılı bir şekilde korkutulduğunuz için okblisiniz.

    lütfen videoları, "hadi bir an önce izleyeyim de düzeleyim" gibi bir algıyla izlemeyin. zaten "bir an önce düzelme" algısı obsesyonun ta kendisidir. obsesyon düzelme arayışı ve kabusudur.

    sözlükte daha fazla bilinmesi gerekendir.

    https://www.youtube.com/watch?v=vrxg-uwkzx4

    edit: şöyle bir tweet'i alıntılamış, müslüman. müslümanlığından ödün vermeden öz eleştiriyi koyabilen biri: https://twitter.com/…ullu/status/950986047864868865
    https://i.hizliresim.com/w7wjwe.jpg
  • kendisini henüz üç gün önce keşfettim. anlattıklarına ve yaklaşımlarına bakarak farklı birisi olduğunu seziyorum. daha bir çok entry'de anlattıklarını severek paylaşmayı düşünüyorum.

    çünkü yapmaya çalıştığı, kendi başına verdiği haklı mücadeleyi fark edebilen az sayıda insandan birisi benim. ne yazık ki bu durumu kendimden biliyorum. bazen bir entry yazmak için 8 saat harcıyorum. evet sadece tek bir entry, bazen ise günler. okuduğum araştırdığım onlarca kaynak, referanslar, konu hakkındaki uzmanlar, analiz etmeler, görüşler, bunların sonucunda yaptığım sentezler, yorumlamalar, beyin fırtınaları, yazıyı herkesin anlayabileceği basitliğe indirgemek için sadeleştirmeler, paragrafın hizalamasına kadar neler neler. yani bu emeği sözlükte değer bilinmeyen bir entry'de paylaşmak yerine makale olarak tescilletmek veya bir kitapta toplamak daha mantıklı. sadece en doğrusunu çok okunan popüler bir ortamda yazarak, ihtiyacı olan bir tek kişiye bile yardımcı olabilsin, ona ulaşsın diye bu kadar emek verip, saatlerimi harcıyorum. değeri çok mu biliniyor kesinlikle hayır.

    veya hiç emek harcanmamış bir şarkı, pr çalışmaları, klip, reklamlar derken milyonlarca satması başarı kriteri olarak düşünülerek sözde başarılı olmuş oluyor. peki yıllar boyunca gece gündüz çalışıp emek veren gerçek sanatçılar ve onların emeği, onların çalışmalarının değeri daha az kişi tarafından fark ediliyor diye bu bahsettiğim gerçek sanatçılar mı diğer örneğe kıyasla başarısız? hayır, çok büyük bir yanılgıdır bu. başarı kriteri çoğunluğun algısı değil, niteliğin kendisidir.

    yine de bazen 1000'de bir birisi çıkıyor ve sana ulaşıp hayatında ne kadar faydalı olduğunu, kendisine ne derece de yarar sağladığını söylüyor ya işte o hepsinden daha önemli bence. insana manevi bir zenginlik ve güzel şeyler yapmış olmanın huzurunu, mutluluğunu veriyor. söz gelimi bu huzur ve mutluluk duygusu da, maddi şeylerle elde edilmiyor.

    kalender insanlardan gördüğüm izzet güllü hocanın youtube'da paylaştığı şu videodan birkaç kesiti yazıya geçiriyorum: "iki tane takıntı vakasıyla, mesleki klinik görüşme yaptım. ikisinden de duyduğum şey gittiğim profesör bana takıntının tamamen iyileşmeyeceğini, azalsa da ataklar halinde ömür boyu devam edeceğini söyledi dedi. arkadaşlar bu düpedüz bir yalandır. bu düpedüz hastaların (sorun yaşayanların) umuduyla, moral ve motivasyonuyla oynamaktır. kendi beceriksizliklerini bu sorunun doğası böyledir, iyileşmez ömür boyu azalarak dahi olsa gelir gider diyerek, bilinç altlarına kaygı, korku, endişe, umutsuzluk ve ümitsizlik tohumları ekmektir. bunu profesör değil kim söylerse söylesin. bu iş profesörlük işi değildir. bu iş vaka göre göre işin içinde pişme, vicdan, insaf, yaratıcılık, çok yönlülük, araştırma, kendini bu işe adama işidir.
    yıllardır terapi yapmaya yapmaya bu işi zahmetli ve gereksiz göre göre, tedaviyi sadece ilaca indirgeye indirgeye gerçeklerden kopmuş indirgemeci bir anlayışla; antidepresanla takıntı
    tedavi etmeye kalktığı için defalarca başarısız olmuş kişiler, şimdi de kalkıyor suçu soruna atıyor. 'benim kişisel beceriksizliğim, mesleki yetersizliğim' demiyor..."

    işte bu adam da tek başına yanlışları dile getirmekle kalmıyor, üzerine doğru bildiklerini paylaşarak bir şeyleri değiştirmek için mücadele veriyor. elbette değeri hak ettiği kadar bilinmeyip, anlaşılamayabilir. fakat kendisinin gerçek değerini fark eden birisi olarak,
    bunları ifade edip kendisini onurlandırmak istedim, var olsun.
  • izzet güllü hocanın şuradaki videosundan beğendiğim bir kısmı daha yazıya geçiriyorum.

    "senin terapi diye verdiğin yardımın neresi tedavi, verdiğin tıbbi tedavinin neresi tıbbi?
    antidepresan grup 1 duygudurum ilacıyla bir algı sorunu olan takıntıyı tedavi etmeye çalışıyorsun. bu hata yetmezmiş gibi yardımı sadece ilaca indirgiyorsun. hem alakasız bir ilaç, hem sadece ilaca indirgenmiş bir yardım, bu şekilde insanlar 3-5-10 yılını çal işin altından kalkamayınca ihale bana kalmasın, başarısızlık bana mal edilmesin diye sorunu sıkıntıya, takıntının üzerine yık. 'bizde sorun yok takıntının doğasında var bu iyileşmeme' mesaj bu.

    kim size takıntı iyileşmez ömür boyu azalarak da olsa sürer diyorsa ünvanı ne olursa olsun sahtekardır, şarlatandır. kusura bakılmasın; sen tedavi edemedin diye bir soruna tedavisi olmayan bir sorun gözüyle nasıl bakarsın. sizin terapinin t'sini anlamadığınızı bilmediğimi mi zannediyorsunuz? uzman olmakla belli bir ünvana sahip olmakla terapist mi olunur?..."
  • iki videosunu izledim, tek merak ettiğim bu insana diplomayı hangi kurum vermiş? ve nasıl oluyorda bu kadar insan izleyip etkileniyor? evet antipsikiyatri akımı tutuyor her yerde çünkü kronik hastalıklar bir ümit şarlatan peşine gidiyor ama bu adam daha tanımları bilmeden ruhsal yorumlar yapıyor. işin garibi din tüccarı da değil, ilk türk pseudobilimcilerden olabilir.