şükela:  tümü | bugün
  • "felsefe yapmak ölmeyi öğrenmektir" diyen jaspers; insan hayatında "grenzsituationen" olarak adlandırdığı ve insanın değiştiremeyeceği türden sınır durumların(suç, ölüm, ağır hastalık vb.) insanın varoluşunu uyandırdığına ve yine ancak bu sınır durumlarda insanın varoluşuyla yüzleşebileceğine inanmaktadır.
  • 1964'te bavyera teleizyonunda, felsefi düşünüşün küçük okulu adında üç ay süre ile her hafta bir felsefi konferans vermiş düşünür. bu konferanslar aynı adda bir kitapta toplanmıştır.
  • kendisini durmadan bozuk para gibi harcayan kimse,
    sevgisini dağıtıp tüketen kimse,
    birçoklarıyla ilgilenip herkesle dostluk kuran kimse
    hiçbir zaman varoluşsal topluluğa erişemez.
  • "felsefe yolda olmak demektir" ... diyen filozof
  • tam adi karl theodor jaspers'tir. tip egitimi almis, psikiyatr olmus ve en sonunda felsefeye gecis yapmistir. yirminci yüzyilin en etkin filozoflarindan birisidir. bunun yaninda otuzlu yillarda heidegger'in aksine nazizm'in karsisinda durdugu icin takdire sayandir. üniversite kavramina yaptigi katkilarla günümüzün modern avrupa tarzi üniversitelerinin olusmasina yardimci olmustur. oldenburg'lu* oldugundan olsa gerek, soyadinda iskandinav tozu vardir.
  • "how i longed to find an authority above the nations, a law above all states, capable of giving legal aid to an individual abused and rendered without rights by his state!"
  • bilimin ve teolojinin dogmalarının karşısına, "umgreifende" (encompassing, kapsayan) bir "felsefi inanç" kavramı ile çıkmış düşünürdür. "insan" ı değil, tek tek insanları ele alır. ona göre "varoluş" (existance) her tek insanın kendi kairosunda (an, moment) kendinin farkına varmasıyla, kendini gerçekleştirmesiyle olur. bu anlamda heidegger'in varlık anlayışından ayrılır. kant'ın akıl öğretisinden etkilenmiştir. hali hazırda benimseyici, "aneignung" bir felsefe tarihi anlayışı vardır. yine heidegger'in aksine bir dekonstruksiyon yapmaya kalkmaz, felsefe tarihini bir "gelenek" olarak görür ve o şekilde eleştirir. o'na göre felsefe bilim olamaz, olmamalıdır da; aksine kendini bilimin ve teolojinin elinden kurtarması gerekir.

    yine düşüncesinde önemli yeri olan "transcendence"; yani aşkın olan, herhangi belirli bir tanrı'ya işaret etmez. o, hiç bir bilimin -ki buna metafizik ve teoloji de dahildir- bilgisine sahip olamayacağı bir varoluştur ve kutsal kitaplarla falan alakalı değildir. "hiç bir hakikat mutlak değildir" diye belirten jaspers, buna rağmen özellikle ülkemiz ilahiyat fakültelerince, sırf bu transcendence anlayışının, tek tanrılı dinlerin mutlak tanrı anlayışına işaret ettiği şeklinde yorumlandığından, pek bir ilgi çeker.

    oysa adamın derdi tam da, teoloji ya da bilime araç olmayan bir felsefe ortaya koymaktır ki bunun ancak tek tek insanların kendi varolmalarını sorgulamaya başlamaları ile gerçekleşecek "varoluş" ile mümkündür ona göre.
  • uzun yıllar boyunca filozoflar kenti heidelberg'te yaşamıştır.
  • 1971 senesinde hareket yayınları tarafından ilk basımı yapılan "felsefeye giriş" isim kitabını okulumuzun geri dönüşüme yollamaya hazırlandığı 3 çuval (!) kitap arasından çekip aldığım ve keyifle okuduğum bir filozof.

    diyor ki jaspers: "felsefe, insanların uyandıkları yerde her ilmin önünde ortaya çıkar."

    ne de güzel diyor.
  • 1947 yılında yayımlanan "die schuldfrage" kitabı, "soykırım ve zulme dayalı geçmişten alman halkı ne kadar sorumludur?" ve "alman halkı suçlu mudur?" sorularını irdeler. kitap ingilizceye "the question of german guilt" başlığıyla (1948) çevrilmiştir.