şükela:  tümü | bugün
  • kendisi dışındakilerin yaşayışlarını görerek mutsuzluk durumunu insan kendisine yakıştırır. tutkulu olamamanın getirisidir.
  • akil hakim bünyenin tutkudan tümüyle uzaklasmasidir. kisi kendi varligindan bile rahatsiz ve yorgundur. yaslilik alametidir..
  • yaşadığı süreç içinde istediği hiç bir şeyi elde edemeyen doygunsuzluk halinin sürekli durumudur, bundan sonra olmayacağını bilir, yaşama asi olma halidir bir nevi...
  • insan doğarken şanslı olacak arkadaş diye başlayan muhabbetlerin öznesi. insanın bu evrende kendi yerini görüp, yaşadıklarını incelemesiyle "neyim ben" sorusunu günde 8 kere sormasıyla başlar herşey. yaşam denen nedensiz gidişata bir anlam verememek, mutlu görünen insanlara gıpta ile bakmak, sürekli olarak geçmişi sorgulamak gibi yan etkileri vardır. bu ruh dalaşının içine girdikten sonra `kronik mutsuzluk tam anlamıyla yerleşir bünyeye. kişi bir daha iflah olmaz, olsada iş işten geçecek kadar yaşlanmıştır artık.
  • girdinmi kurtulması zor dert, genelde belli bir sebep olmaz bir anda için kararır öyle devam eder.
  • mutsuzluk mutlu olamamanın bir sonucu mudur? elbette değil mutsuzluk aslında insanoğlunun ilk doğal duygu durumudur. ağlayarak dünyaya gelen insanoğlu için diyebiliriz ki herhangi bir manipulasyon söz konusu olmadığında mutsuzdur ademoğlu. öyleyse garip olan tedavi edilmesi gereken, bir patoloji işareti veren mutsuzluk değil mutluluk olmalıdır. ki zaten sürekliliği olmayan bir duygu olarak mutsuzluk kesintilerinde buzdolabında kalmış mum gibi devreye girer sonra erir gider mutluluk, kalakaldığımız; uzun soluklu bir elektirik kesintisinin içinde olduğumuz dışında bir bilgi değildir.
  • (bkz: depresyon)
  • mutlu olmak istemeyen insanlarda görülen durum. uzak durulması tavsiye edilir.
  • hayata ait olduğu değeri vermemektir bu. bir nevi bencillik. "bütün dertler hep beni mi buluyor" demeden önce kişinin bir etrafa bakması gerek. insan öyle düşünüyor ki "en çok benim derdim var lanet olsun siz mutlusunuz tabii hiç sorununuz yok". halbuki herkesin başında tonla dert, bela, hastalık v.s. var. kimileri bunu kabullenip yaşadığı sayılı yılları mutlu geçirmeye çalışırken kimi de köşesine sinip kendini mutsuzlaştırıyor. evet kronik mutluluk ya da mutsuzluk asla bir sonuç değildir, tamamen tercihtir.
  • uzun zamandır hayal ettiği roller'ları almak üzereydi... aylardır kenara 3-5 kuruş para ayırıp istediğine kavuşacağı zamanı kollamaktaydı. ve nihayet o gün çatmıştı. dükkanda denemelerdeydi. içinde, doğacağını hissettiği mutluluk yoktu nedense. o da bir anlam veremedi buna. deniyordu... demekten sıkıldığım içindir dedi. eve geldi, paketten çıkardı, baktı... acaba yastığımın altına koyup mu uyusam diye şakalaştı kendiyle. dışarı, rollerları kullanınca duyacağım o mutluluğu dedi. bekliyordu, bir mutluluk içini kaplasın diye. dışarda da istediği mutluluk onu bulmadı. fırt fırt kayıyordu yolda, bir tür hazarefen çelebi gibi hissediyordu kendini. rüzgar yalıyordu saçlarını ama bir boşluk, bir hiçlik. ne mutluluk ne de mutsuzluktu hissettiği. öylesineydi durum. istemişti rollerları ve şimdi onundu.

    sevgilisine gitti. gel biraz dolaşalım dedi. hiç bir şey yapmadan, avare avare yürüyelim. koşturmadan, yanımızdan insanların geçişini izleyerek, kimi zaman gözlerimin içine bakarak ve varsın diye mutluyum diye fısıldayarak... ancak bir şey hissetmiyordu. ne iyi, ne kötü. öyle içinin dolup taşacağını zannetmişti. çimenlere oturdular, sevgili sordu: mutlu musun? cevap bilmiyorumdu. mutsuz musun dedi bu sefer. cevap değişmemişti.

    bir şeyler oluyordu hayatında. gelenler, geçenler, istenilenler, istenmeyenler, elde edilenler ve edilmeyenler, güneş doğuyor ve batıyordu, dalga sesi duyuyordu, rüzgar esiyordu, bir lir sesi vardı içinde, kimi zaman violin eşliğinde, yumuşak. bir şeyler olurken o hiç tepkisizdi. mutlu mu mutsuz mu olduğuna karar veremiyordu, ancak hayal ettiği mutluluk böyle değildi, bu demek oluyordu ki mutsuzdu. ve hiç bir şey hayalindeki gibi mutluluğu vermiyordu, yaşamayı kanıksamış ve nefes alıp veriyordu işte. ve itiraf etti, artık kronikleşmiş bu. değişmez. anı yaşamayı, ana isim vermemeyi istemedi ve dedi ki: o yoğunluğu hissetmiyorsam mutsuzum...

    (bkz: karamsar)