encre

  • 4877
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 yıl önce

yalnızlığın anlaşıldığı anlar

insan her daim yalnız değildir. zaman zaman yaşamına birileri girer ve yalnızlık paylaşılır. (ha hayatımızda birileri varken de yalnız olabiliriz, o beni anlamıyor diyebiliriz, kendimizi anlatma çabasına girmeden ya da anlamaya çalışmadan. o ayrı bir konu.)

bir dönem yaşamımıza birileri girmişse o kişilerin gitmesi ardından yalnızlık daha bir çiğ hissedilir. ses olsun evde diye düşünülür. belki de kişinin olması değil de sestir önemli olan.* işte bu yalnızlıklarda insanlar ses yaratmak adına televizyonu, müzik setini, bir şeyi açarlar. olmadı mırıldanmaya başlarlar, vah ki vah... sokakta bu kendi kendine konuşan kişiler ilk başlarda evde başlarlar konuşmaya....

aile evinizden ayrılmak seçimlik ya da zorunluluk olabilir. okumaya başka şehre gitmek, sevgiliyle yaşamak, evlenmek, sıkıldım artık sizden amerikalı olsaydım 18’den itibaren ayrı yaşıyor olacaktım demek... ve nihayetinde aile evinden kendi evine geçmek. aile sizi sever ayrılış sebebiniz ne olursa olsun, bir şey olsa kap pılını pırtını geri gel bak odanı da dağıtmadık derler, derler demesine de siz alışmışınızdır artık bireyselliğinize. şayet evde size eşlik eden okul/iş arkadaşınız, eşiniz varsa zaman içinde kediye dönüştüğünüzü fark edersiniz, sizin evinizde bir misafir bir başkası... ayrı olmalıyım dürtüsü basar sonra ve şanslıysanız (ya da şanssız, algıya göre değişecektir.) artık tek başınasınızdır. kolay değildir elbet, parayı tek başınıza yetiştireceksinizdir artık ama hakimiyet sizdedir. o ana dek bir başkasıyla anlaşmaya çalışmışsınızdır. oluşmuş kişilik yapınız esnemek, eğilmek istemeyebilir, oysa “anlamak, anlatmak ve anlaşmak” ayrılmaz üçlüsü ve üç maymun hikayesi gelir aklınıza. iyi yaptım, çok iyi, iyi iyi iyi diye kulaklarınızda sesler çınlar... sabahları banyoyu kim kapacak derdi bitmiştir, tozu alınmadan camları açıp içeri tozları davet edecek kişiler de, mutfak lavabosunda elini yıkayanlar da... mutlu ve huzurlu ve sakinsinizdir. saat gibi kurulu yaşamınız vardır, iş-ev mekiğinde değişiklik olsun diye araya gezmeler atarsınız ama atıp atmamak da sizin elinizdedir.

bir sabah kalkarsınız... ev çok sessiz gelir. oysa önceki günden farklı değildir. dinlersiniz sessizliği. buzdolabı çalışıyordur evet, saat tik takları, ampulden gelen bir mini çızırtı... (daha sivrisinekler başlamamış dersiniz.) televizyon düğmesine gider eliniz, gider gitmesine ama açamaz, yapay gelir. seçimlerimden pişman olmamalıyım, dur ayakta sesi gelir içinizden. mırıldanıp cevap verme, ilerde sokakta konuşan biri mi olmak istiyorsun der içteki ses. ve yalnızlığı anlamazdan gelirsiniz.

devamını okuyayım »
23.06.2005 11:48