şükela:  tümü | bugün
  • 1850'de yunanistan ile italya arasindaki lefkas adasinda dogdu. 16 ya$inda sol gozunu, cok kisa bir sure sonrada babasini yitirdi. ardindan maddi yetersizlik yuzunden okulu birakti. 1877'de new orleans'a gecerek bir dizi makale ve yazilar yazdi. 1887-1889 yillari arasinda harper icin calisti. co$kulu ve yetkin bir kalemden cikan yazilari degisik dergi ve gazetelerde yayinlanan roportajlari ile hakli bir un kazandi. harper's dergisi için 1890 yilinda yokohama'ya gittiginde sözlesmesini fesh etti ve ingilizce ogretmeni olarak matsue'ye yerle$ti. burada bir samuray kizi olan koizumi setsu ile evlendi ve lafcadio hearn'un japonla$ma sureci boylece ba$lami$ oldu. 1896'da japon vatanda$ligina gecti ve eski bir japon efsanesi olan kojiki'den koizumi yakumo adini aldi.26 eylul 1904'de kalp yetmezliginden vefat etti.
    hearn japonya'yi ikinci vatani olarak degil, gercek vatani olarak benimsemi$ti. bu yuzden de yazdiklari oryantalist degil, bilgi verici, ogretici, tanitici oldu. japon geleneklerini, destanlarini, halk oykulerini derlerken, bir yandan da bu ulkenin ve uzakdogu'nun kulturel koklerine iniyor, bir anlamda bu kulturlerin analizini yapiyordu.
    yapitlari arasinda japon tuhaf oykulerini derledigi kwaidan*, taninmami$ bir japonya'ya baki$lar*, dogudan di$ari, kokoro, hayaletli japonya'da*, gölgelikler*, bir japon ce$itlemesi* ve japonya: bir yorum giri$imi*adini ta$iyan kitaplari en onemlileri olarak sayilabilir.
  • adamcağızın hayat hikâyesi, kemalettin tuğcu dramlarının da ötesinde! başına gelmeyen kalmamış, neredeyse doğduğundan itibaren.

    asker olan babası görevdeyken yunanistan'da lefkada adasının soylu ailelerinden birinin kızıyla evleniyor, iki çocuk doğuyor (biri kısa sürede ölüyor); babanın adadaki görevi bitince eş ve çocukları irlanda'ya gönderiyor. fakat adamın ailesi bu evliliği kabul etmiyor. protestan olan aile katolik geline çok soğuk davranıyor, gelin okuma-yazma bile bilmediği bu yeni ülkede çok zorluk çekiyor. sonunda dayanamayıp 6 yaşındaki oğlunu kocasının teyzesine emanet ederek yunanistan'a dönüyor. kocası da evliliği iptal ettiriyor ve başka biriyle evleniyor. kadın da başka biriyle evleniyor, yeni eşin tek koşulu "çocukların velayetinden vazgeçmesi". lafcadio bir daha annesini göremiyor.

    lafcadio'nun babası da sürekli velayeti teyzesine veriyor ve anne-babası hayattayken 7 yaşında yetim kalıyor. teyze katolik olduğundan çocuğu da katolik eğitim kurumlarına gönderiyor ve o günleri çok olumsuz anlatıyor lafcadio sonraki yıllarda. 16 yaşındayken okuldaki bir kaza ile sol gözünü yitiriyor.

    babasının teyzesi ve yine bir akraba olan mali danışmanı iflas edince, teyzenin eski hizmetçisinin ailesi ile yaşıyor bir süre, son derece fakir ve sağlıksız şartlarda, sokaklarda.

    19 yaşındaki genç adamı teyzenin işleriyle ilgilenen adamı tek yönlü bir new york bileti ile amerika'ya gönderiyor, orada ilgileneceklerini söylediği bir ailenin yanına. fakat onlar da 5 dolar verip lafcadio'ya başının çaresine bakmasını söylüyorlar.

    bir gazeteci olarak kariyer oluşturana değin pek çok sıkıntı yaşıyor lafcadio, evlenip boşanıyor, işini kaybediyor...

    40 yaşında gittiği japonya'da yeni bir hayat kurma şansı yakalaması ve edebi kimliğinin iyice oturması da sevenleri için "oh, neyse!" dedirten bir gelişmedir sanırım.

    https://en.wikipedia.org/wiki/lafcadio_hearn
  • babası irlandalı, annesi yunan olan yazar mistisizme merak salmıştır japon kültürü etkisine bulaşınca.