şükela:  tümü | bugün
  • gulsen bubikoglu'nun basrolde oynadigi "fahiseye tecavuz, suc mudur?" sorununa ve ilgili kanun maddesine parmak basan, mesaj kaygili, sosyal icerikli turk filmi.. bir sehirlerarasi otobus yolculugunda izledigim en entelektuel film..
  • oyuncu kadrosunda gülşen bubikoğlunun yanı sıra berhan şimşek,hakan ural,ışık aras ve güzin çorağan gibi oyuncuların da rol aldığı,1990 yapımı film.ayrıca yönetmen için (bkz: ümit efekan)
  • madde 438.- irza geçmek ve kaçırmak fiilleri fuhuşu kendine meslek edinen bir kadın hakkında irtikâp olunmuş ise, ait olduğu maddelerde yazılı cezaların üçte ikisine kadarı indirilir.

    tck
  • naciye* hayatın sillesini yemiş bir kadın. bu silleyi uzun uzadıya eve gelen gazeteciye anlatıyor. ki o dönem sosyal içerikli filmlerde bu çok moda.*. gazeteciyi hakan ural oynuyor ve kot pantolonunu kabugalarına kadar çekmiş vaziyette ciddi ciddi konuşuyor. neyse sille şu şekilde: ilk kocası kumarda satıyor bunu. adamın tekini eve getiriyor hain koca. sarhoş rolünde inanılmaz başarısız bir kocası var. eve gelen adam 12 aylık hamile karnına rağmen naciye'ye sarkıyor. naciye adamı dövüp kapıdan dışarı atıyor, ertesi gün de çamaşır kaynattığı kazanı kocasının başından aşağı boşaltıyor. adam haşlamaktan hapse düşüyor, orda çocuğunu doğuruyor. zaten üç oğlu var, naciye'yi çok çocuk yapmaktan suçlamayalım diye "kocam yaşça büyük ama zengindi" diye açıklama da veriliyor. zaten naciye'yi madde 438 kapsamında olan olmayan hiçbir şeyden suçlu bulamıyoruz. neyse hapisten çıkıyor, gaddar annesinin evine yerleşiyor çileli naciye. anne pek yaman. kovuyor bunları. çoluk çombalak araba mezarlığına yerleşiyorlar. "hiç yalan söylemeyen" naciye, konu komşunun yemek saatlerini gözleyip yalandan misafirliğe gelmiş numarası yaparak çocuklarının karnını doyuruyor. nasıl yapmacık ve abartılı surat ifadeleri var anlatamam. ama seslendirme kurtarıyor...

    neyse, insan değil bu, sanki bir melek demeye kalmadan çocukluk arkadaşı yanına alıyor naciye'yi. altın kalpli kadın bir gece ansızın canavara dönüşüyor ve o da naciye'yi piknik bahanesiyle iki adamla gittikleri ormanda (meğersem) satıyor. üstelik daha dokunaklı olsun diye naciye kızını da almış yanına ve adam "kızı gönder arka koltukta halledelim işi" filan diyor. naciye ormanda on zeyna gücünde, yine dövüyor adamı, arkadaşına ibret vermkten de geri durmuyor. iyi yürekli eski ev sahipleri kemalettin tuğcu romanından alınmış repliklerle ev veriyorlar naciye'ye. hayret ki onlar satmıyor. adamın yaşlı, kadının namaz örtülü olması bunu simgeliyor galiba. bu arada çocukları serserileşiyor gün geçtikçe. naciye "kadın başıma onlara nasıl babalık yapacaktım?" diyor.

    fabrikada iş buluyor. tipik bir dikiş makinası sahnesinde naciye şen şakrak. ama gel gör ki bir adam dadanıyor bu sefer. istemeye geliyor talihsiz kadını. çocuklarının başında bir baba olsun diye kabul ediyor naciye ama o da nesi? adam meğersem evliymiş. metres yapacakmış naciye'yi. "resmi nikahsız olmaz" diyor iffetli naciye. adam musallat oluyor ve en sonunda bir gece 4 kişi naciyenin kapısını kırarak tecavüz ediyorlar. çocuklar "anne anne" diye inliyor en oya küçümen sesleriyle. naciye evin kapısında baygınken ne hikmetse ordan geçen berhan şimşek bekçiyle beraber toparlayıp karakola götürüyorlar kadını. sonrasında da "sahip çıkıyor" naciye'ye. karakolda bir damla yaş yok kadının gözünde yalnız. travma yaşamaktansa sosyal mesaj vermeyi tercih ediyor... sonra işte tecavüzcü adam zenginmiş, naciyeyi tehdit ediyor filan. resmi nikah savunucusu naciye bu arada berhan şimşek'le gayet imam nikahlı bir şekilde yaşamaya başlıyor. tecavüzcü para yediriyor polislere evi basılıyor. zina filan, damgalanıyor naciye. pişmiş tavuğa gıpta ettirecek raddede gelişiyor olaylar. sonra işte çocuğunun biri annesi afedersiniz orospu oldu gazetelere çıktı diye evi terkedip ölüyor. diğeri evden kaçıyor. kızı çocuk esirgemeye veriliyor. tecavüzcüler madde 438 nedeniyle yırtıyorlar. adaletsizliğin altı çiziliyor filan.

    şimdi hikaye bu. böyle bir konuya değinen bir filmin yapılmış olması bile tek başına takdir edilesi, ona bir sözüm yok. ancak konu ele alınırken habire naciye'nin iffetine vurgu yapılması, iyi kalpliliğinin gösterilmesi neden, onu anlamadım... yani kadın arasıra yalan söylese nolacak ki? ya da en azından berhan şimşek'e aşık olsa. "çocuklarıma ve bana sahip çıktı"dan daha iyi değil mi? yani para değil de daha soyut bir menfaat için kendini "teslim etmesi" neden bu kadar harika ki? o uzatılan imam nikahı sahnesine ne demeli? o zaman öbür adamın suratına "resmi nikah" diye şarlamasaydı bari?

    kadını haklı görmemiz için gerçek olmaktan bu kadar uzak bir karakter yaratılması mı lazım? ve daha fecisi kadını aklayayım derken "namus", "iffet" gibi kavramlara hapsetmek çok mu şahane? ortada yanlış anlaşılmalar ve acılar silsilesi olmadığı durumlarda madde 438'i onaylıyor belki de film, bilemiyoruz... hem toplumsal normlara yaranayım, hem kadın sorununu uç bir noktadan ele alayım diyince olmuyormuş demek ki. ya şiş yanacak, ya kebap...
  • ayrıca naciye gerçekten fahişe olsa ne olacaktı? o konuda tek bir söz söylemiyor film. diyor ki 438. madde iftiraya uğramış, fahişe damgası yemiş kadınlara uygulanmamalı. e tamam, hiçbir madde uygulanmasın o şekilde. de, yoksa nolacak? tıs...

    yemeyip içmeyip bu filmi düşünüyorum gibi bir intiba oluşmasın bu arada... öyle değil.
  • yapımcı erler film'in "onur filmi" olarak lanse ettiği, türk ceza kanunu'nun 438. maddesine eleştiri yapan, biraz cinsel ayrımcılık, biraz insan hakları, biraz da "namus ve ahlak" kavramlarına değinen, oyunculuk ve kurgu yönünden sıfır, ancak dönemin koşulları ele alındığında izlenmesi gereken bir film.

    mahkemenin ilgili maddeyi insan haklarına aykırı bularak anayasa mahkemesi'ne havale etmesi, akabinde gazetecilerin de katkısıyla kamuoyu yaratılması, anap ve shp'li mebuslar 438. maddenin iptali için meclis'te çalışmalar yapması 1990 ile günümüz zihniyeti arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri ortaya çıkarıyor.

    --- spoiler ---

    dikkat çeken iki röportaj var filmde, bir tanesi çarşaflı kadına soru sorulduğu vakit, kadının "tesettür" diyerek ortamdan kaçışması, ikincisi de "bu ülkede madenciler diri diri gömülüyor, fahişeleri kim sallar" minvalinde cevap veren bir inşaat işçisi.

    --- spoiler ---

    2011 ile kıyas yapıldığı zaman geçmiş ve aynı türkiye'yi görüyoruz bu filmde.
  • bi de şöyle bir parantez açalım. bu film daha çok arak olarak nitelendiriliyor ve senaryonun toplum vicdanına göre değerlendirilmesi için sulandırıldığından bahsediliyor. öncelikle the accused filmi 1988 yılında, madde 438 ise 1990 yılında çekilmiş olabilir.

    ancak bu filmdeki senaryo, 1986 yılında yaşanan ve kamuoyunda "n.t. davası" olarak bilinen bir olayı temel alarak çekilmiştir ve filmin taslağı 1988 yılında bitirilmiş, ancak davanın 1989 yılında temyiz edilmesiyle film çekilmeye başlanmıştır.

    yani kısaca, arak olarak değerlendirilecek bir delil yoktur elimizde.

    hatta mevzubahis dava sebebiyle türkiye'deki bir çok genelev greve gitmiş, anayasa mahkemesi'nin iptal kararı vermemesi üzerine kadın hakları dernekleri başta olmak üzere bir çok sivil toplum kuruluşu, türkiye'yi avrupa insan hakları komisyonu'na şikayet etmeye hazırlanmış, ancak meclis'in çalışmaları sonucu bu madde kaldırılmıştır.

    bulabildiğim haber de bu ancak.

    http://i52.tinypic.com/3320wh2.jpg

    linkte yer alan, "mahkeme'nin 3 üyesinden 2'sinin bayan olduğu da öğrenildi" gibi bir ayrıntı da, aslında ne kadar erkek egemen bir toplum oluşumuza ufak bir örnektir.

    bu da anayasa mahkemesi'nin ilgili haberi.

    http://i56.tinypic.com/wkifk9.jpg

    anayasa mahkemesi, bu madde'nin iptal edilmemesi yönündeki kararı da şöyledir.

    "irza geçmek ve kaçırmak suçlarının fuhşu kendine meslek edinen bir kadına karşı işlenmesinde, bu kişinin uğradığı zarar ile aynı eylemlerin iffetli bir kadına karşı yapılması durumunda onun gördüğü zarar eşit sayılamaz, iffetli bir kadının zorla kaçırılması veya ırzına geçilmesi onun onurunu, toplumdaki ve yaşadığı ortamdaki saygınlığını, giderilmesi olanaksız ölçüde kıracaktır.

    oysa, aynı eylemlerle karşılaşan fuhşu meslek edinmiş bir kadının bu ölçüde zarar gördüğünü ileri sürmek ve kabul etmek güçtür"

    http://i52.tinypic.com/21kcidk.jpg
  • (bkz: nazire tarhan)
  • konuyla ilgili güzel bir yazı buldum aranırken, burda da dursun.

    http://sinikmen.blogspot.com/…n-438-maddesi-ve.html
  • iptali türkiye'deki kadın hareketinin ilk önemli başarısı olan utanç verici eski ceza kanunu maddesi.

    olayların kısa bir özeti de şurada mevcut: http://t24.com.tr/…n-ve-ruh-sagligini-bozmaz,158212

    edit: toplumsal olarak kadının insan hakları konusunda bir ileri bir geri gittiğimizi gördükçe aklıma gelen, beraberinde yargının kadına bakışını da maalesef aklıma getiren madde.

    elim değmişken:

    1) 1986 yılında gerçekleşen bir tecavüz olayı sonrasında görülen davada, antalya 2. ağır ceza mahkemesi'nin maddenin anayasaya aykırılığı sebebiyle iptali için yaptığı başvuruyu inceleyen anayasa mahkemesi'nin üyelerinin çoğunluğunun iptali uygun görmediği 12 ocak 1989 tarihli red kararının gerekçeli metni ve karşı oy gerekçeleri şurada incelenebilir:

    http://www.anayasa.gov.tr/…rarlar_dergisi/kd_25.pdf

    2) anayasa mahkemesi'nin maddeyi anayasaya aykırı bulmaması üzerine oluşan kamuoyu baskısı sebebiyle 3679 sayılı ve 21 kasım 1990 tarihli kanun ile tbmm tarafından yürürlükten kaldırılmış bulunan madde 438'e ilişkin değişiklik önerisinin tbmm tutanaklarında yer alan gerekçesi de şurada mevcut:

    https://www.tbmm.gov.tr/…/b033/tbmm180510330160.pdf

    dip not: maddeyi anayasaya aykırılık sebebiyle iptal için anayasa mahkemesi'ne taşımış olan antalya 2. ağır ceza mahkemesi'nin o zamanki başkanı ali güzel, 2004 yılında anayasa mahkemesi yedek üyesi olmuş ve 2008 yılında yaş haddi sebebiyle bu görevinden emekliye ayrılmıştır.