şükela:  tümü | bugün
  • imdb'ye göre en iyi 50 müzikal film:

    2. 8.6gol maal (1979)
    2. 8.4 singin' in the rain (1952)
    3. 8.2 the wizard of oz (1939)
    4. 8.2 gold diggers of 1933 (1933)
    5. 8.2 the lion king (1994)
    6. 8.1 duck soup (1933)
    7. 8.1 the smiling lieutenant (1931)
    8. 8.1 arabesk (1989)
    9. 8.0 a night at the opera (1935)
    10. 8.0 the nightmare before christmas (1993)
    11. 8.0 lagaan* (2001)
    12. 8.0 beauty and the beast (1991)
    13. 7.9 going hollywood (1933)
    14. 7.9 love me tonight (1932)
    15. 7.9 der blaue engel (1930)
    16. 7.8 good news (1947)
    17. 7.8 my fair lady (1964)
    18. 7.8 snow white and the seven dwarfs (1937)
    19. 7.8 the sound of music (1965)
    20. 7.8 les parapluies de cherbourg (1964)
    21. 7.8 aladdin (1992)
    22. 7.8 dancer in the dark (2000)
    23. 7.8 dilwale dulhania le jayenge (1995)
    24. 7.8 a star is born (1954)
    25. 7.8 cabaret (1972)
    26. 7.8 yankee doodle dandy (1942)
    27. 7.8 the boy friend (1971)
    28. 7.7 south park bigger longer & uncut (1999)
    29. 7.7 willy wonka and the chocolate factory (1971)
    30. 7.7 42nd street (1933)
    31. 7.7 kiraware matsuko no isshô (2006)
    32. 7.7 top hat (1935)
    33. 7.7 west side story (1961)
    34. 7.7 fiddler on the roof (1971)
    35. 7.7 on the town (1949)
    36. 7.7 à nous la liberté (1931)
    37. 7.7 the hollywood revue of 1929 (1929)
    38. 7.7 show boat (1936)
    39. 7.7 the many adventures of winnie the pooh (1977)
    40. 7.7 the court jester (1955)
    41. 7.7 lage raho munna bhai (2006)
    42. 7.7 sweeney todd* (2007)
    43. 7.7 qayamat se qayamat tak (1988)
    44. 7.7 mary poppins (1964)
    45. 7.7 footlight parade (1933)
    46. 7.7 swing time (1936)
    47. 7.7 le million (1931)
    48. 7.7 don (1978)
    49. 7.7 bumbai (1995)
    50. 7.6 indian (1996)

    american film institute'ye göre tüm zamanların en iyi 25 müzikal filmi:

    (# 1) singin in the rain (1952)
    (# 2) west side story (1961)
    (# 3) the wizard of oz (1939)
    (# 4) the sound of music (1965)
    (# 5) cabaret (1972)
    (# 6) mary poppins (1964)
    (# 7) a star is born (1954)
    (# 8) my fair lady (1964)
    (# 9) an american in paris (1951)
    (# 10) meet me in st. louis (1944)
    (# 11) the king and i (1956)
    (# 12) chicago (2002)
    (# 13) 42nd street (1933)
    (# 14) all that jazz (1979)
    (# 15) top hat (1935)
    (# 16) funny girl (1968)
    (# 17) the band wagon ( 1953)
    (# 18) yankee doodle dandy (1942)
    (# 19) on the town (1949)
    (# 20) grease (1978)
    (# 21) seven brides for seven brothers (1954)
    (# 22) beauty and the beast (1991)
    (# 23) guys and dolls (1955)
    (# 24) show boat (1936)
    (# 25) moulin rouge! (2001)
  • en nefret ettiğim film tipi. ilk kim "repliklerin ortasında dansetmeye başlayalım, müzikler çıksın, oyuncuların hepsi dansetsin, sonra her şey normale dönsün" diye bir dusunce uretmis, anlamak mümkün değil.

    scrubs'ın ve the big bang theory'de raj'ın müzikal bölümü istisnadır.
  • muzik ve dansin, cogunlukla basrolde oldugu film turudur. ortaya cikmasi icin sesin cikmasini beklemistir. maliyeti cok yuksek oldugu icin de (kostum, dans koreografi, beste, yildiz oyuncular, orkestra, vs.) genellikle mgm ya da warner bross gibi sirketler tarafindan yapilmistir. cok az auteur yonetmen vardir ama oyuncu ciftler daha akilda kalmistir. ılk donem daha sanat agirlikli giderken (klasik muzik, jazz, dans, tiyatro muzikallarinin uyarlamasi, vs.) ozellikle 7o'lerde populer sarkicilarla daha ucuza kotarilmistir.
    filmlerin konusu klasik anlatidan beslenir.
    sisteme uyumlu filmler uretilir.
    utopik dunyaya inanc tamdir.
    kapali bir evrende, gercek dunyadaki sikinti filmle yansimaz.
    cemaat ruhu onemlidir. birlikten kuvvet dogar.
    heteroseksuel ask yuceltilir.
    ozellikle ilk donem filmlerinde silindir sapka, baston, smokin ya da parlak giysili dansci kizlar ikonografi olarak yansir.
    tur sanat ve populer turu birlestirir ve her daim sanat sinemasi tarafindan topa tutulur ki 6 oscar odullu muzikal filmler oldugu unutulmasin.
    ha bir de sarkilar kurulan evrene uygun hep pozitif sozlerden olusur.
    ılk donem sacma sapan dans eden bireyler, ilerleyen donemlerde fred astaire gibi ustadlarla daha mantikli dans edip, anlatiya uygun hareket etmislerdir.
    70'ler turun kaliplarinin yikildigi donemdir. cabaret ya da newyork newyork bu anlamda cok onemli iki filmdir.
  • müzikal filmler ses kuşaklarının başarıyla kaydedilmeye başlandığı 1920’lerin sonunda ortaya çıkmıştır. her ne kadar sessiz sinema döneminde canlı ses ile müzikal eşliği şarkı ve dans sahneleriyle eşlemeye yönelik birkaç girişim olduysa da bir filmi bir dizi müzik parçasına dayandırma anlayışı teknik bir yeniliğe yanıt olarak 1920’lerin sonunda ortaya çıkmıştır.
    insan sesini içeren ilk uzun metraj film olan jazz singer’da (1927) çok az diyalog olmasına rağmen birkaç şarkı vardır.
    ilk özgün müzikal film broadway melodisi (broadway melody) (1929) kabul edilir.
    başlangıçta müzikallerin çoğu revüler ve aralarında anlatısal bağlantıların olmadığı ya da çok az bulunduğu müzik programlarıydı.
    bu tip revü müzikalleri izleyicilerin diyalog ya da şarkı sözlerini anlamasalar da keyif alabildikleri için yabancı dil konuşan pazarlara da satılması hedeflendi. altyazılar ve dublaj dil sorununu çözdükçe, müzikaller daha karmaşık öyküleri içerdiler. sinemacılar müzikal numaraların devreye girişini motive eden olay örgüleri tasarladılar.
    1930’lar boyunca müzikalin iki tipik olay örgüsü modeli ortayta çıktı bunlardan bir tanesi aksiyonunun merkezinde öykü dünyasının içindeki bir izleyici grubuna performans sergileyen şarkıcı ve dansçıların olduğu kulis müzikalleriydi.
    bu türde müzikal gösteri dünyasının sahne arkasıyla birlikte perdeye yansıması müzik ve dans için daha inandırıcı bir gerekçe sağlıyordu. sahne arkasındaki dünya ve onun çatışmaları ile gösterinin hazırlanışı paralellik kazanıyor, numaralar gösterinin provaları olarak icra ediliyordu. filmin sonunda seyirci karşısında gerçekleştirilen gösterinin başarısıyla birlikte sahne arkasındaki sorunlar da çözüldüğünden masalsı bir mutlu sona ulaşılıyordu.

    ancak müzikallerin hepsi bir gösteri dünyası içinde geçmez. bir de insanların gündelik hayatlarında dans edip şarkı söylemeye başladığı düz müzikaller vardır. düz müzikallerde çoğunlukla karakterlerin korkularını, özlemlerini ve keyiflerini ifade etmek için birden şarkı söyleyip dans etmeye başlayarak kur yapma sürecini izledikleri romantik komedilerdir.

    otuzlu yıllar boyunca warner bros. başarılı işler yapmış ve kulis müzikallerinin uylaşımlarını yerleştirmişlerdir.
    ilk ve en önemlileri 42’nci cadde (42nd street) (1933) ve altın arayıcıları (the gold diggers) (1933)
    daha sonraki örneklerde karakterlerin singin’ in the rain’de olduğu gibi film oyuncularının olduğu müzikaller vardı.

    hem kulis hem de düz müzikallerde şarkılar çoğunlukla aşkla ilgilidir. genellikle erkek ve kadın kahramanlar birlikte güzel bir performans sergiledikleri için mükemmel romantik çifti oluşturduklarını anlarlar. bu olay örgüsü aygıtı türün temel bir dayanağı olarak kalmıştır.
    [john travolta saturday night fever]
    müzikaller oz büyücüsü’den (the wizard of oz) günümüze kadar çocukların öyküleriyle ilişkili olmuştur. bir çok canlandırma (animasyon) filmi müzikal numaralar içerir. bu uygulama disney’in pamuk prenses ve yedi cüceler (snow white and the seven dwarfs) filmine kadar geri gider.
    ancak yetişkinlere yönelik müzikaller kasvetli hatta trajik malzeme kullanılmıştır. batı yakasının hikayesi (west side story) (1961) etnik bir temelde yaşanan trajik bir aşk hikayesidir.
    western ve korku filmleri insan doğasının karanlık yanını incelerken hollywood müzikalleri bunun olumlu yanını ifade etme eğilimindedir.
    büyük hırslar bir gösteri başarı kazandığında ödüllendirilir ve aşıklar şarkı ve dansla birleşir.
    school of rock yetenek sıkı çalışma başarı getirir.
    8 mile dezavantajların üstesinden glemek
    müzikallerdeki konu alanı o kadar geniştir ki, bu türe ilişkili özel ikonografiyi saptamak zordur. yine de kulis müzikalinin en azından karakteristik dekorları vardır. soyunma odaları ve bir tiyatronun yan odaları sahne dekorları, orkestranın ve dans pistinin olduğu gece kulübü. benzer biçimde bu müzikallerdeki icracıların çoğu kez ayrıksı sahne kostümleriyle tanınabilir.
    müzikalin karakteristik teknikleri aynı şekilde çeşitlidir. müzikler parlak aydınlatma neşeli kostümleri gösterme ve dansların koreografisini net bir şekilde görülecek şekilde oluşturma ve sürdürme eğilimindedir. yaygın olarak üst açılar kullanılır.

    *
    başlarda ciddiye alınmayan ve saf eğlence olarak görülen müzikal filmlerin incelenmeye başlanması seksenli yılları bulmuş. hemen hemen her ülke sinemaları tarafından kendine özgü tarzlarla yapılmış olsalar da, türün genel olarak değerlendirilmesi söz konusu olduğunda belirleyici olan yine hollywood’dur.
    müzikal pahalı ve gelişkin teknik olanaklara gereksinim gösteren bir tür.
    amerikan gösteri dünyasının vodvil, varyete, burlesk, ziegfeld ve sirk gösterileri, caz session’ları, tap dans vb. özellikle de yirminci yüzyılın başından itibaren tiyatrolarda sergilenen müzikallerde birikmiş deneyim ve yaratmış olduğu gelenek.
    hollywood stüdyo yapısı etkili olmuş. kalabalık oyuncu kadrosu, dekor.
    otuzlu yılların toplumsal özellikleri gereği bol dans ve şarkılı eğlenceli, sıkıntı giderici “müzikal komediler” kaçış filmleri olarak tanımlanmıştır.
    büyük buhrandan sonra ortaya çıkan roosevelt’in new deal politikasının beklentisi olan birlik ruhu, iyimserlik, gurur ve güven duygusu gibi konular işlenmiş.
    ayrıca gangster filmlerinin aksine kaba bireycilik yerine toplum ruhunu, uyumu ve kolektif çalışmayı temsil eder. yalnızca kendine güvenen birey idealinin yerini ortak başarı alır. buhran döneminde amerikan rüyasının yeni miti budur. (mark roth)
    martin sutton müzikalin hayalperestleri uyumlanmışlara dönüştürdüğünü söylemiştir. kadın ve erkek, müzikallerinin sonunda toplumun kendilerine verdiği rolleri kabul edip evlenirler.

    müzikaller korku filmlerinin aksine her zaman pahalıya mal olurlar. para yetenek ve teknik üstünlük gerektirir. yapılan yatırımın karla birlikte geri dönebilmesi için güçlü bir sanatçı kadrosuna, koreograflara, bestecilere, dansçılara, şarkıcılara gerek vardır. bu durum müzikallerin her zaman büyük stüdyoların hareket alanı içinde kalmasına neden olmuştur.
    otuzlu yılların sonralarında yıldızlar önem kazanmış.
    müzikal sinemanın doğasında ekip çalışmasının en üst noktada olması en bilinen müzikallerin bile yönetmenleri bilinmemekte. bu nedenle sınıflandırırken filmlerin üretildiği stüdyolara göre anılır. ayrıca dansçı/şarkıcılara ve yıldızlara göre de sınıflandırılır. bu dönemde auteur denebilecek birkaç isim vardır. busby berkeley, vincente minnelli
    busby berkeley otuzlu yıllar boyunca warner stüdyolarında çektiği müzikallerle bilinir. çok büyük dekorlar çarpıcı mimari yapılar inşa ettirmiş ve onlarca erkek ve kadının bulunduğu geometrik yapılı koreografiler yaptırmış. kostümlere çok önem vermiş. hareketli kamera kullanmıştır. genç kadınları seyirlik nesneler halinde teşhir etmesi eleştirilmiştir.

    ikinci dünya savaşı yıllarında dış pazar büyük ölçüde kısıtlansa da film yapımı savaş yılları boyunca artmış ve bunların içinde müzikaller büyük yer tutmuştur. savaş dönemlerinde bu denli ilgi görmesi yine “kaçış” özelliğindendir. savaş sonrası coşkulu dönemde iyice olgunlaşmış altın çağlarını yaşamıştır.
    ellilerde kore savaşı ve soğuk savaş farklı bir dünya anlayışı getirdi. ütopyacı iyimserlik etkisini yitirmeye başladı. televizyonla rekabette zorlanan stüdyolar büyük maliyetli müzikallerden kaçındılar.
    altmışlarda broadway müzikallerinden yapılan uyarlamalar ağırlıktadır. bu yıllarda müzikal filmlerin can çekiştiği düşünülse de özgün bir müzikal olan batı yakasının hikayesi seyirci çekmeyi başarmış ve altı dalda oscar almıştır. bu filmde ilk kez açık bir şekilde sınıfsal ve ırksal çatışmalara değinilmiş mutlu sonla kavuşma gösterisi yerleştirilmemiştir. filmdeki erkek ve kadın karakterler neredeyse hiç dans etmez.
    yine bu yıllarda ünlü müzisyenlerin yaşam öykülerinin filmleştirilmesi de pahalı prodüksiyonlar gerektirmediği için tercih edilmiştir.
    altmışların sonunda stüdyo sistemi tamamen ortadan kalkması türün, tür olma özelliğini yitirmesinin bir nedendir.
    yetmişli yıllarda müzikaller doğrudan siyasal ve toplumsal meselerli irdelemeye başlayıp yaşamın çözülemeyen çelişkilerinin yarattığı mutsuz sonlara yer vererek komediden dram türüne kaymıştır. ayrıca yeni bir alt tür olarak rock operalar gündeme gelmiştir.
    dönemin önemli filmleri cabaret (1972) new york, new york (scorsese, 1977), saturday night faver (1977) all than jazz (1979), grease (1978), hair (1979)
  • la la kand 14 dalda oscar adayı olunca yeniden düşünmeye iten film türü.

    sevemediğim filmlerdir. hem müziğin(ve/veya müzikalin) hem de filmlerin sevildiğini düşününce ikisinin karmasının da sevileceği düşüncesiyle mi yapılır bilmem ama sevemedim gitti. filmin ortasında bir anda müzik ve dansa bağlaması garip geliyor. hint filmlerini buna dahil etmiyorum. onlar genel olarak öyle. bir de en nefret ettiğim serilerden biri high school musical.

    phantom of the opera'nın filmini sevmiştim ama yalan yok şimdi. ancak o da esasında müzikalden doğma(kitaptan olsa da). zaten filmin kendisinden değil şikayetim, güzel hikayeleri de oluyor ama işleyişi sevmiyorum. gereksiz realite aradığımdan belki de. yoksa grease'in vs. değerini bilmiyor değilim.

    çizgi filmlerde durum daha beter. süre uzatmak için*araya bir karakter anlamsız şekilde şarkı söylüyor. son dönem çizgi fimlerinde çok oluyor bu. frozen'ı zaten çok beğenmedim ama şarkılı kısımlar daha sıkıcıydı mesela. eski çizgi filmlerde hatırlamıyorum. neşeli ayaklar'ı da o kadar sevdiğim söylenmez.

    izleyene, sevene saygı duyarım ama bence böyle. müzikal izlemek istesem nispeten onu tercih ederim. film için de öyle.
  • damdaki kemanci
  • (bkz: cuba feliz)