şükela:  tümü | bugün
  • hilmi yavuz- edebiyat öğretmenlerinin bir numaralı yazarı olması sebebiyle
  • sozlukte nefret ettiginiz biri var miya verecek cevabiniz varsa o da olabilir (bkz: oldugu kadar).
  • fatih altayli
    milyonlarca kafasiz insan, onun dediklerinden hicbir sey ogrenemedikleri halde, hala "bakalim bizim hakkimizda bi bok yazmis mi?" diye her gun okumaya devam ediyorlar
  • (bkz: zoban) ve (bkz: arzach) sanirim...
  • cezmi ersöz
    liseli kızlara hitap ettiğini söyleyip burun kıvıran bir çok okuyucusu var..
  • engin ardıç da üslubunun hatrına bu sınıfa girenlerdendir.
  • medyatik bir gozlukle bakarsak iyi yazarlar.
  • nefret ettirdi kendinden, ama yine de nur icinde yatsin (bkz: yavuz gokmen).
  • sözlükte de "yine ne saçmalamış acaba bu salak" nidasıyla okunan, bu tanıma uygun pek çok yazar vardır.
  • genel olarak hayata karşı hissedilen olumsuzluğu, nefreti boşaltma aracıdır.

    başlangıçta amaç bu değildir tabi. yani birini bulayım da ondan nefret edeyim demez kimse.
    bir şey olur, birinin bi görüşüne denk gelinir ve o kişiden hoşlanılmaz.

    sonraki adımda, yazar takibe alınır. o yazarın bi iki yazısını daha okur ve o kişiden hoşlanmamakta aslında "haklı olduğunuzu"kendinize ispatlarsınız.

    şimdi bu adamın hoşlanılacak bi tarafı yoksa, burda yapılacak mantıklı şey: o yazarı bi daha okumamaktır.
    ama bunun yerine o insanı ısrarla takip etmeyi ve ona sinirlenmeyi de seçebilirsiniz.
    çünkü ihtiyaç duyduğunuz şey, genel olarak (hayata diyelim) hissetiğiniz tüm olumsuzlukların acısını bi şeye, birine boşaltma ihtiyacıdır.

    bu yöntem, sağlıksız değilse de nefret edilene bi miktar haksızlık edilmektedir.
    yani nefretini boşaltmak bi ihtiyaç ihtiyaç olmasına da, sonunda canınıza kast etmedi bu adam. bu sinir niye?

    ha o da, adam gibi adam olsaydı da başta nefretinizi kazanmasaydı, o ayrı.
    orasına ben karışmam. bana ne!