şükela:  tümü | bugün
  • orpheus ölen karısı eurydicei, ölüler diyarı hadesten kurtarmaya gider. türlü zorluk çeker, başka pek az kişinin yapabildiğii başarir ve hades'i karisini geri vermeye ikna eder. ancak bir şarti vardir hades'in, orpheus'un eşi yeryüzüne çikan merdivenler boyunca orpheus'u izleyecektir. orpheus yer yüzüne çikincaya kadar tek bir an bile karisinin kendisini takip etmediğini kontrol etmek için arkasina dönmemelidir, en ufak bir tereddüt, en ufak bir bakışta testi geçemeyecektir. orpheus yeryüzüne uzanan uzun merdivenlerin son basamagina geldiğinde dayanamaz ve geriye döner, o anda eurydicei sonsuza kadar kaybeder.
  • --- spoiler ---
    orpheus'un ve alex'in arkasına dönmesine neden olan, eurydice'e veya aimee'ye karşı hissettiği sevgi konusunda tereddüt etmesi değil, eurydice'in veya aimee'nin ona karşı olan duyguları konusunda tereddüt etmesidir. mantıken; eğer kadının seni sevdiğinden eminsen dönüp bakmaya gerek görmezsin. değilsen bakarsın.
    filmin sonundaki "hayır, beni sevdiğini sanmış" lafını da, aimee'nin, alex'in sevgisinden emin olmadığını göstermek için yazılmış bir diyalog olarak kabul edersek; şunu sorarım ben şahsen: bir kadın olsanız, sevgiliniz onu sevdiğinize tam olarak inanmıyor diye onu terkeder misiniz? film evet diyor.

    alex, arkadaşına rüyasını anlatırken, "düşümde simone'dan başka birisine, ondan daha güzel olmayan birisine aşık oluyormuşum, öyle kırılganmış ki onu incitmemem gerektiğini düşünüyormuşum, simone'a karşı duymadığım bir sorumlulukla, özellikle de bu nedenle" diyor. yani simone, kolay kolay incinmeyecek, arkandan geleceğinden şüphe etmeyeceğin kadını temsil ediyor. bu güven, alex'i aslında simone'dan farklı olmayan, tek farkı "alex'i takip edeceğinin şüpheli olması" olan bir kadına yöneltiyor. o kadın da yukarıdaki paragrafta anlattığım gibi "bu" şüphe sonucunda alex'i terkediyor (ya da kaybolup gidiyor). yani başlangıca sebep olan şey, bitişe de sebep oluyor.

    şüphe etmeyince adam başka çiçekleri koklamaya meylediyor, şüphe edince de kadın kendini koklatmıyor. sonuç aynı. yalnızlık. aynen filmin başıyla sonunun aynı olması gibi. alex'in barda gösterdiği fotoğraflar da bunu destekliyor. üçü de bir birinin aynı olan bu fotoğraflar, üç farklı seçenek olarak gösteriliyor. oysa üçü de birbirinin aynı. seçim ne olursa olsun aynı kapıya çıkıyor.
    --- spoiler ---

    bence film bunu anlatmak istiyor. "ne diyor bu film" diye bi saat düşünmemin ardından ben bu anlamı çıkardım. ama filmin söylediklerine katılıyor muyum? hayır.
  • isimlerin aimée ve alex olmasinın rastlantı olmadığını ve aimée ve simone'u ayni oyuncunun canlandırmış olmasınının oyuncu darlığından kaynaklanmadığını düşündüren pandora'nın kutusundan çıkmış film. aimée alex'e "ben senin hayalinsem sen de benim hayalimsin" der, düşlerde kurulan aşk düş kırar, her seçiş bir kaybedişse, seçemeyiş hiç olmamayı kabullenmek midir? alex, gördüğü düşü arkadaşına anlatırken "düşümde simone'dan başka birisine, ondan daha güzel olmayan birisine aşık oluyormuşum, öyle kırılganmış ki onu incitmemem gerektiğini düşünüyormuşum, simone'a karşı duymadığım bir sorumlulukla, özellikle de bu nedenle." der. biz tutmazsak düşecek olanı mı severiz, bizi düşmeyelim diye tutanı mı seçeriz. kalpsizler izlemesin.
  • olayları değil olguları baz alan bir film. "küçük insanlar ve büyük insanlar" ayrımcılığının yapıtaşı olaylar ve olgular.
    nice filmler vardır bir olguya parmak basmak amacıyla yola çıkılmış ancak olay örgüleri içinde arapsaçına dönmüş.
    bu öyle değil. cidden değil. olaylar kurgulanabilir ancak, olgular asla.
    bu nedenle "sadece kurgu ama yine de acı veriyor". acı veren olay kurgusu değil;
    acı veren hissedilen, sezilen, bilinenler.
  • adını koyamadığınız acayip bir çekiciliği olan bir yandan da içten içe sizi rahatsız eden filmlerden. bir nev-i "bana o kadar mükemmel bir yalan söyle ki iki saat boyunca bu karanlık ve kapalı salondan ayrılmak istemeyeyim" diyen sinema seyircisine "işte seni parmağımda böyle oynatıyorum" diye haykıran, aldatılmanın hazzını yaşatırken bir anda tepe taklak ediveren illüzyonlar zinciri. alex in nezdinde biz de şaşırdık, kızdık, düştük, kalktık, sevindik, üzüldük. üzüldük, evet. bile bile.
  • sevginden tereddüt ettiğin herkesin bi anda pof diye yok olmasi,daha dogrusu seni hiç varolmamış sayması kalbime sancilar soktu..yarim yasantılara yer yok bu filmde,belki hayatımızdada olmamalıymış..sanırım entry yazmak için daha fazla düsünmeliyim..hala sancıyorum ben..
  • iki kez gitmeye değer bulduğum nadir filmlerden... pek başarılıymış evet emin oldum sağlama yaparak. aimee çok güzel bir karakter, bakışları büyüleyici kadınlardan. yüzlerin yakın çekimleri ve arkadaki aydınlık etkileyici... -ayrıca sevişme sahnesi de gerçekten çok başarılı.-

    --- spoiler ---
    "seninleyken kelimeler yok. elveda"

    "tek bildiğim, sen benim hayalimsen, ben de senin hayalinim"

    "bir an tereddüt etse, aşk yok olacaktı"

    "bu bir film. hepsi kurgu. ama yine de acıtıyor."

    --- spoiler ---
  • orpheus önde, eurydice arkada, ölümden yaşama çıkan merdevenleri tırmanırlar adım adım. orpheus tek bir an bile tereddüt edip arkasına bakarsa, biricik aşkı eurydice’i kaybedecektir. tam yeryüzüne vardıklarında, gün ışığına bir kaç adım kala, içini bir tarif edilmez bir tereddüt kaplar orpheus’un. dönüp bakar geriye ve sonsuza dek yitirir sevdiğini, karanlık gölgelerin içinde....*

    cannes film festivali'nde altın kamera ödülü, istanbul film festivali'ndeyse radikal halk jurisi ödülü alan "reconstruction - yeniden sev beni" 24 eylül'de vizyona giriyor. yonetmenligini christoffer boenun üstlendiği film gösterildiği her ülkede büyük begeni ile karşılanmıştı.

    reconstruction 24 eylül'de sinemalarda.
  • aşk üzerine en yalın tanımı içerir... borges'in başkasının düşü olan adam hikâyesinin aşka yansımasıdır... biri diğerinin hayali olduğu sürece yaşanan aşktır, birilerinin hayali olarak var oldukça âşık da, hep aşkla ilintili olacaktır... zaten düş olmaktan çıkınca aşk da aşk olmaktan çıkar...
  • insanin kafasini karistiran, bittikten sonra bazi sahnelere geri donup tekrar izleme, bu sefer farkli acilardan bakma ihtiyaci hissettiren degisik film. tamam izledim hop unutayim diye bir sey yok bu film icin, hele bi soluklan dusun uzerinde bakalim.

    --- spoiler ---

    simone ve aimee'yi ayni kisinin* canlandirmasi pek hos.. alex'in aralarinda secim yaptigi kadinlar (hayat secimlerden olusur evet) seyirci gozuyle baktigimizda ayni kisidir; ancak alex icin burada "komsunun tavugu komsuya kaz gorunurmus" hadisesi mevcut.

    bi de alex, aimee'yle gecirdigi gecenin ardindan dondugunde dairesinin yerinde olmadigini, simone, babasi dahil butun tanidigi kisilerin kendisini hatirlamadigini fark eder. oysa ki dondugunde onlari yerlerinde bulacaklarina emindir (ingilizlerin taking for granted dedikleri hadise). ama isler her zaman oyle yurumuyor der film, senin her zaman orada olacaklarina kesin gozuyle baktigin kisiler seni bir bekler iki bekler, sonra bir bakarsin 'geri donusu olmayan bir sekilde' hayatindan cikarlar. ben kafama gore alip basimi gideyim, ama dondugumde onlari biraktigim gibi bulayim demek olmaz sonucta.

    --- spoiler ---