şükela:  tümü | bugün
  • tasavvufta, dünya nimetlerinden elini eteğini çekip çok az yiyecekle yetinerek oruç tutmak. bu riyazet sırasında, tek tip bir beslenme tercih edilir. amaç bedeni inceltip ruhu güçlendirmektir. tasavvufa hint mistisizminden geçtiği söylenebilir.
  • nefsin isteklerini yapmamak da denilebilir.
  • islamda,mutasavıffın az yeme,az uyuma,az konuşma ve isteklerine karşı koyma gibi yöntemlerle nefsini denetim altına alma, arındırma ve eğitme çabası.
  • yiyip içmeyi azaltmak suretiyle nefsi terbiye etmek.
    tasavvufta ahlakın ıslahı anlamına da gelmektedir.
  • sadece islamda değil her kültürde uygulanan geri çekilmenin, soyutlanmanın ve motivasyonla terbiyenin islami dağarcıktaki karşılığıdır. riyazet, illa ki insanın halinde ilerlemeler katetmesini sağlar fakat bunun, rabbi ile muhabbetinde bir anlama karşılık gelmesi her zaman gerekmez. örneğin riyazetle insanlar, doğaüstü yetenekler elde edebilir, uçup kaçabilir, duvarların içinden geçebilir* ama bu insanın veli olması hatta müslüman olması şartlarına bağlı değildir. bununla ilgili kıssa olarak, beyazid i bestami hazretlerinin çölde kendisinden yardım isteyen bir kocakarı için bir aslana emir vermesi ve kadın tarafından ayıplanması gösterilebilir. beyazıd i bestami * bu olaya işaret ederek benim seyhim bir kocakarıdır demiştir.
  • (bkz: erbain)
  • matematiğin aydınlık dünyasında aktarıldığına göre toy taylara bas kirdirma egitimi anlamına geliyormuş.
  • tasavvufi hal elde edebilmek için girişilen riyazet 40 gün sürer bildiğim kadarı ile. her insanın içinden geçmesi gereken bir törpülenme/sorgulama/dinlenme/dinleme/pişme diye düşünüyorum.
  • zühd ve takva maksadıyla dünya zevklerinden kaçınma ve nefsin isteklerini yenmeye çalışma.

    riyazet daha ziyade, nefsin arzularına karşı koymak; mücahede ise ahlâk değişmesini sağlamak demektir.

    http://www.sorularlaislamiyet.com/…rir-misiniz.html
  • bir tür asketizm, dünyevî zevklerden uzak durma pratiği.
    dinî/ahlâkî bir terim gibi durmakla beraber ideolojik/ekonomik bir içeriğe haiz olduğu da izahtan vareste. nitekim max weber'in protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu'nda tanımladığı aslında tam olarak buydu. yani mesela üretim maliyetlerini azaltarak, kaynaklardan tasarruf etmek (örneğin işçilere ödenen ücreti düşürerek, daha çok teknoloji daha az emek gücü kullanarak) azı çok yapmanın bir stratejisi de olabilir riyazet. bu anlamda az sermayemi nasıl çoklaştırırımın stratejisidir. işte bu nedenle de kapitalist bir yönü de var riyazetin. ingilizce'de "çalışkan" anlamına gelen industrious'un aynı zamanda endüstriyi tanımlaması boşuna değil. çalışkan kimdir, çok çalışan, üretendir, elindeki sınırlı kaynaklarla fedakârene bir biçimde yaratıcılığını kullanarak çoğaltandır, daha az kaynak (para olarak okuyun) kullanarak daha çok iş (bunu da para olarak okuyun) ortaya koyandır. çünkü az çoktur, az yeterlidir.