şükela:  tümü | bugün
  • cemal süreya harikasidir. mektuplarda kalanlar kategorisi içersinde 16 mayis 1973 tarihli:

    "...fotograf çektirmek için yan yana getirilmis iki nesne degiliz biz
    güvercin curnatasinda yan yana akan iki güverciniz
    mesafeler birlestirdi bizi bir de sözler
    razi olma hiçbir sessizlige..."

    pencereden bakmayi ögretmede bir numaradir.
  • bazi siirlerde okuyucu sair arasinda emsalsiz bir bag kurulur. her sey yok olmus da o iki kisi karsilikli konusuyormus gibidir. iste böyle bir sey. bir diger örnek için (bkz: sarkisi beyaz)
  • “sesinde ne var biliyor musun
    söylemediğin sözcükler var
    küçücük şeyler belki
    ama günün bu saatinde
    anıt gibi dururlar
    sesinde ne var biliyor musun
    söyleyemediğin sözcükler var”*
  • "...sesinde gökyüzü ve binlerce ipekböceği..."*
  • tamamı büsbütün güpgüzel bir cemal süreya şiiri;

    "kahkaha kesin bir sınırdır senin sesin için;
    geçmezsin kahkahaya. bu da gülümsemeyi
    senin tapulu malın yapar. gülmek sende
    gülümsemenin bir noktada taşkınlığı
    oluyor daha çok. bu bakımdan gülümsemenin
    bütün öğelerini de birlikte getiriyor.
    iş bu kadar da değil, yeni bir takım öğeler
    de getiriyor. ılıktır senin sesin. güvenli
    olmaktan çok güven uyandırıcıdır. konuşurken
    kimseyi dinlememene ne diyeceğiz peki?
    buna karşılık sözcükleri sakıngan sakıngan
    kullanman var, ona ne diyeceğiz? alırken
    suçsuz, verirken duyarlı bir ses. en büyük
    modaevini yönetecek olsa sinirli tonlar kazanacağına
    muhakkak nazarıyla bakılabilecek,
    ama, söz gelimi, hiçbir belediye başkanı
    olamayacak bir sese. sanırım, bakışlarla
    sesler arasında bir bağıntı kurulabilir.
    belki de yanlıştır bu varsayım. ama
    doğru olsa, senin sesinle bakışın arasında
    bir paralellik, hatta bir özdeşlik olduğu
    görülebilir. daha doğrusu sendeki bu özdeşlik
    böyle bir varsayıma itiyor kişiyi.
    kimbilir, başka belirtiler gibi, bakış ve ses de
    aynı ruhun değişik planlardaki görünümleridir
    belki de. ruhun, özdeş yönlerini denediği
    organlar olabileceği gibi, çelişkin yönleriyle
    belirdiği organlar da vardır. olabilir.
    söz bitince senin sesin de biter; oysa
    sözü tüketen sesler vardır; söz tükenince de
    sürüp giden sesler vardır; söz tükendikten
    sonra başlayan sesler vardır.
    senin sesin sözle özdeş.
    çığlık değil, düşünce senin sesin.
    ama etin, kemiğin malı olmuş bir ses.
    ömründe bir iki kez büyük ihanete dadanmak isteyebilir bu ses. küçük iha-netler onun düşünceyle kurduğu ilke-leri aşmaz, aşamaz. ah! razı olma sevgilim, katıl. katıl ama razı olma.
    biraz da kendinden memnun bir ses.
    en büyük eleştiriyi, yadsımayı son
    anda yaparsın sen: sanırım sende bul-
    duğum en doğru gözlem bu. oysa eleş-
    tiriyi son anda yapmak, razı oluşun ta
    kendisidir. korkaklıktır da. şu var:

    fotoğraf çektirmek için yan yana getirilmiş iki nesne değiliz biz
    güvercin curnatasında yan yana akan iki güverciniz
    mesafeler birleştirdi bizi bir de sözler
    razı olma hiçbir sessizliğe
    biliyorsun seni seviyorum
    pencereden bakmayı
    öğreteceğim sana
    sesin
    balkona asılı çamaşırcasına
    havalansın, havalansın dursun
    sokakta değil balkonda;
    dışarı çıktığın zaman
    romanını yastığın altına sakla;
    şiirini mutfağa koy
    boş bir deterjan kutusu vardır nasıl olsa,
    öykünü yanına alabilirsin elbet
    müziğini de, resmini de
    niçin güvenmiyorsun bana?"
  • ''şu var''dan öncesi farklı, sonrası farklı bir hikayedir.

    durağandır öncesi, öğüt vericidir, bundan dolayı da yorucudur belki. ama güzeldir yine de, itirazım yok.

    sonrasındaysa, mevsim değişir, karşımdaki isterse gerekirse dünya durur. yeter ki istesin.

    hakikaten... niçin güvenmiyorsun bana?
  • "fotograf cektirmek icin yan yana getirilmis iki nesne degiliz biz
    guvercin curnatasinda yan yana akan iki guverciniz
    mesafeler birlestirdi bizi bir de sozler
    razi olma hicbir sessizlige"
  • ...
    razi olma hicbir sessizlige
    biliyorsun seni seviyorum
    ...
    diye fisildadi durduk yere.

    inanmak ve cabalamak icin vakit gec artik ama siir her zaman bir yolunu buluyor
    mutlaka taze bir damara denk geliyor; akabilmek icin sizacak.
  • blogumu karıştırıyorum iki gündür. bu şiiri, bir yazımın sonuna, aşırı mutlu olduğum için eklemişim. ama kim beni o gün aşırı mutlu etmiş, hatırlayamıyorum. yazık olmuş. keşke isim de verseymişim.

    şiirden nefret ederim.