şükela:  tümü | bugün
  • 23 nisan, 19 mayıs, 29 ekim, 10 kasım v.s. gibi günlerde kürsüye çıkarılıp şiir okutulan kızlardır..
    pırıl pırıl üniformaları, parlatılmış ayakkabıları ve özenle örülmüş saçlarıyla kürsüden pek mühim bir iş yapıyormuş edası ve izleyiciler arasında en önde oturan bakan, vali, milli eğitim müdürü yada hiçbiri yoksa okul müdürüne kendini beğendirme kaygısıyla bağıra çağıra şiir okurlar..
    şiirin hakkını vermek için epik hissiyatın doruğa vardığı noktalarda ses tonuyla beraber el kol hareketlerinin de ölçüsünü kaçırırlar..
  • ah ben ne güzel coşacaydım da coşturmadılar içimde kaldı...
    "şiir okurken coşan ortaokullu kiz" bak ne güzel geliyo kulağa..
    ortaokul,
    şiir,
    kız,
    coşmak...

    yıllarca atlatamadım o travmayı. ne vardı okusaydım o şiiri?
    ne olurdu dinleseydiniz. o koca koca adamların her yıl aynı terane her yıl aynı terane içi boş laflarını dinliyorsunuz ya.. benim şiirimi de dinleseydiniz ne olurdu!
    olmadı gülüm oldurmadılar...
    oysa ben ne güzel ezberlemiştim tam 38, yazıyla "otuzsekiz kıtalık" kurtuluş savaşı destanı şiirimi...
    çıktım bi güzel okuyorum, okuyorum okuyorum okuyacağım da daha...

    yedinci kıtadan sonra öğretmenlerin dikildiği yerde bi kıpraşma oldu, hiç aldırmıyorum. devam daha ohooo yirmi küsur kıta var, nası ezberlemişim ama, cırıl cırıl okuyorum. coşmama az kalmış...

    öğretmenler kalabalığa bi işaret çaktılar "alkışlayın" gibisinden. bi alkış koptu. sesim duyulmaz oldu. daha da bağırıyorum, olmuyor. duymuyorlar. gözlerimi kapadım devam ediyorum belli ki kalabalığı galeyana getirdim, coştular, çoşmuşlar. allahım ben de coşmak üzereyim...

    "tamam çocuğum tamam hadi bak alkışladılar" diye kolumdan çekti öğretmen, indim kürsüden... çıt sesi içimde, çıt.. çat... çaaatttt!
    çocuğuz be daha çocuk... kırıldık.
    "kaymakamın kızı olsaydı okuturdunuz sonuna kadar ama" demedim.
    öyle utanmıştım ki kafa tutacak mecalim kalmamıştı.
    küçük yüreğimde koca bir "çaattt..."
  • hit şiirleri de elifin kağnısıdır.
  • "hhyediyordu helif kağnısınıh,
    hhkara hgecedeeeğğn hgecedeehen.
    hhsanki elif elif uzuyorduhh, hhinceliyorduh.
    huzak hcephhelerin acısıydı gıcırtılağğr.
    hhinliyordu dağın ardı, hhhyaslah
    hher bir hecedeeeeğğn hecedeeehen. "
  • kafasina bazukayla ates etmek isteten dünya salagi kiz modelidir. siir okuma yarismalarina katilip edebiyat ögretmenlerinden aferin duymaya bayilirlar. adlari da genellikle aysegul olur. bizde vardi bir tane ordan biliyorum.
  • son derece komik olan içi en boş şiiri bile histerik bir edayla okuyan kızdır ki garip bi şekilde hocalar hayranlıkla izler onu, izlemeyen veya izlerken dalga geçen gülen öğrencilerin bir güzel azarlanmasına neden olur.
  • bir tanesinin ağzına vurmuştum zamanında.. evet ciddiyim, bildiğin şiirden dolayı mıydı yoksa başka bişey miydi hatırlamıyorum ama bağıra bağıra şiirini okul önünde okuyup sınıfa çıktıktan sonra ağzına vurmuştum. tokatla. şimdi düşününce çok hayvanlık diyorum, kıza acıyorum falan ama o zaman çok rahatlamıştım onu hatırlıyorum, evet.
  • "öküzleriyle kardeeşş gibiydi eliifciiik,
    yemezdii,hık
    içmezdiii,hık
    yemedeeen, içmedeeen onlaar, fışşş" şiiri, müzmin ve değişmez eserleri olup, tüm provalarda ve ortaokul bahçesinde cümle aleme karşı utanmadan ve büyük bir gurur örneği göstererek, şiir okumaya doymayan kızlardır bunlar.
    adeta kağnıyı çeken elif ve hatta kağnının bağlı olduğu öküz olur bunlar, bu şiiri okurken.
    eğer şiir okumalarına izin verilmezse, bu defa da aralarında tören sunuculuğunu kim yapacak kavgasına tutuşurlar.ellerine birer şiir verip kurtulmak en akıllıca çözümdür.
  • ayiptir söylemesi, kutup yıldızı için yazilmiş "demirkazık güzel! demirkazık parlak!" şeklinde giden bir şiir de vardir... dikkat etmek lazim siirine de...