şükela:  tümü | bugün
  • hani böyle gün doğumuna yakın açık mavi renkli gökyüzü vardır ya böyle bi taraf koyu laciverttir giderek açılır; o ana tanıkılık ettiğin, sabahladığın günlerde hep slowdive çalar işte arka planda, kafanda.
  • şöyle bir şarkı listesi yapmışlar ki neresinden başlasam bilemiyorum. öylesine güzel, büyülü ve özel şarkılar içeriyor. bu kadar müthiş grubu aynı playlist'te görmek her daim mümkün olmaz.

    http://pitchfork.com/…cteau-twins-yo-la-tengo-more/

    https://soundcloud.com/…-mix-430-slowdive-march-14/

    01 sonic youth: "silver rocket"
    02 can: "mother sky"
    03 the byrds: "8 miles high"
    04 my bloody valentine: "clair"
    05 dinosaur jr: "let it ride"
    06 ar kane: "haunting"
    07 this mortal coil: "song to the siren"
    08 bert jansch: "come sing me a happy song to prove we can all get along the lumpy bumpy long and dusty road"
    09 swans: "saved"
    10 brian eno: "the big ship"
    11 cocteau twin: "pink orange red"
    12 phillip glass: "floe"
    13 yo la tengo: "sugarcube"
    14 taylor deupree: "ımg_0083"
    15 kitchens of distinction: "the 3rd time we opened the capsule"
    16 nick drake: "riverman"
    17 bark psychosis: "nothing feels"
    18 the smiths: "how soon is now"
    19 the stooges: "search and destroy"
    20 the cure: "cold"
    21 spiritualized: "run"
    22 syd barrett: "terrapin"
  • bazı müzik türlerinin türkiye'de maalesef pek karşılığı yok. aklıma ilk gelen tür -slowdive'la alakası olmasa da- post-punk/darkwave, ikincisi de shoegaze. şunu demek istiyorum biraz; bir siouxsie and the banshees, bir bauhaus ya da bir clan of xymox gelse memlekete, çok ama çok cüzi bir kitleye konser verecek. aynı olay shoegaze'de de var. farz-ı muhal bir the jesus and mary chain ya da ride, ne bileyim bir galaxie 500 gelse de aynı tabloyu tecrübe edeceğiz.

    neden ilk paragrafı yazdım? dizinlediğim gruplar, müzik mefhumu içinde bir merhale, bir köşetaşı grupları. sadece kendi janrları içinde değil, tüm müzik dünyası içinde olmazsa olmazlardan, içinde bulunduğu türü dünyaya mal etmiş topluluklar bunlar. farkındayım, son kullanma tarihleri de geçik çoğunun. hatta çoğu dağılmış, kimisi dağılmış/yeniden toplanmış. ama bu özellik bile, onları biraz daha öne çıkarıyor.

    bu cümleyi kurabileceğimi hiç düşünmezdim geçen haftaya -hatta dün geceye- kadar: 'dün slowdive'ı izledim!' dün slowdive'ı izledim, bunu anlatmak pek dile denk düşmüyor... onları, dağıldıklarından sonra görebileceğimi hiç düşünmemiştim. beni bu kadar etkileyen; hayatıma, hatta ikili ilişkilerime yön veren bu ingiliz grubu, hiç izleyemeyecek olma fikrine kendimi o kadar kaptırmıştım ki, grup toparlandıktan sonra bile bu kök salmış fikrin tersine dönebileceğine hiç ihtimal vermedim. ama mucize kabilinden de olsa hayatımda en etkilendiğim albümlerden birine * imza atmış, hayatımda en etkilendiğim müzik türlerinden birinin peygamberi olan slowdive'ı, dün kanlı canlı olarak, bir avuç insanla izledim. bir avuç insan belirtecinin altını çiziyorum; ki onun nedenlerini de yukarıki paragrafta az biraz açıklamaya çalıştım.

    sahnede kaldıkları o 70 küsür dakika içinde suratımda aptal bir gülümseme vardı hep. alison'da zıplarken, machine gun'da bir sağa bir sola dans ederken, souvlaki space station'da adeta bulutlardan bulutlara atlarken, crazy for you'da sallanıp da ayakkabılarıma bakarken, bir hayalimi gerçekleştirebilmenin o kekre tadı vardı. slowdive kanlı canlı sahnedeydi işte. onlar sahnedeyken böyle olabiliyor insanlara. bunu ancak oradaki, o en öndeki bir avuç insan anlayabilir...

    chill-out festival kapsamında değil de, onları tek başına bir konser salonunda izlemek isterdim. ama böylesi de kabulum. benim için festivalin anlamı slowdive'dı. dediğim gibi, bir hayalimi daha gerçekleştirdim. darısı kalan onlarca grubumun başına. iyi ki varsınız, teşekkürler...
  • vakti zamaninda suser olma hevesiyle karaladigim ilk on entry tercihimden biri. zaten slowdive dinleyen var sozlukte diye kandirmislardi beni ilkin. gel gor ki, aceleye getirmisim, kuru bir entry ile savsaklamisim durumu. bugunu digerlerinden farkli kilan bir sey yok gerci ama sunu ifade etmek isterim ki slowdive soz konusu olunca kelimeler ucup gidiyor. simdi ben nasil kelimelere dokeyim ki bir avalyn 1 ya da bir blue skied an clear in beni ne hallere dusurdugunu. golden hair in son bir dakikasinin, providence * in finali kivaminda oldugunu soylesem anlatabilir miyim derdimi? shoegaze , ilahi gitar tinilari gibi ifadeler durumu kurtarmiyor aslinda. oncesi, sonrasi, benzerleri de... alamiyorum ben ayni tadi my bloody valentinedan, cranesden, miradan... olmuyor, hep bir seyler eksik. bu nedenle isterim ki her daim kuluklarimda suzulsun.
  • manic street preachers halt etmis...slowdive'a duyduklari nefreti sig muziklerine yedirselermis keske...diskografilerinde tik olurdu...
  • 1989'da dort ingiliz tarafindan olusturulan indie grup, uzun bi sure cocteau twins'in ciraklari olarak tanimlandilar, buyuk sukse yapan albumleri 'souvlaki' ve bu albumun icinde en etkileyici ve transa geciren parcalardan biri 'souvlaki space station'.yaziktir ki 95'te dagildilar.
  • dağılmaları müzik için kötü, ruh sağlığımız için iyi olmuştur.
  • http://www.slowdiveofficial.com/

    here she comes..

    http://www.youtube.com/watch?v=avu__4tjb94

    it's so lonely in this place
    so cold i don't believe
    and as no one knows my name
    it's easy to pretend
    it's easy to believe
    there's a shadow on my wall
    it dances like my soul
    dances like my soul
    it's so cold now
    i swear it will be warm
    here she come now

    alison'ın dönüşü..
  • sevdiği kız dinliyor diye yeni nesil heveslilerin üşüşüp hadsiz hadsiz yorum yaptığı grup. salon iksv'ye gelsinmiş, chillout'ta 40 kişiye çaldıklarında düşünecektiniz onu. çapsızlar.
  • müjdeler olsun, yeni albüm geliyor! rachel'ın verdiği röportajda yeni albüm temmuza kadar bitecekmiş. dile kolay, tam 21 yıl sonra yepyeni bir albüm geliyor. haberin detaylarını şuradan okuyabilirsiniz:
    https://lovegazemag.blogspot.com.tr/…m-geliyor.html