şükela:  tümü | bugün
  • psikiyatrideki bir kısım adlandırma otoritelerinin, "sosyal fobi" tanımının hastalığın vehametini yeterince ortaya koyamadığını düşündükleri rivayet edilir. bu bağlamda anksiyete bozuklukları grubuna katılarak tedavi olasılığının artırılması amaçlanmış.
  • anlatım bozukluğu içeriyor gibi geliyor bana hep, bozuk olan şey anksiyeteymiş gibi.
  • (bkz: utangaçlık)

    metin münir'in konuyla ilgili 2011 tarihli bir köşe yazısı:

    "dünyada üçüncü en sık rastlanan ruh hastalığı veya bozukluğu nedir biliyor musunuz?
    utangaçlık.
    ama psikiyatride ‘utangaçlığın’ adı utangaçlık değildir. ‘sosyal anksiete bozukluğu’dur.
    bazılarına göre bu bozukluk anksiete olarak tarif edilen bozuk ruh halleri arasında en yaygın olanıdır. bazılarına göre anksieteler arasında en az tedavi edilenidir.
    bazılarına göre ise uydurmadır. bir mizacı, kişilik özelliğini doğal kabul etmek yerine hastalık olarak damgalamaktır.
    utangaçlığın resmen bir hastalık olarak psikiyatriye giriş tarihi 1980’dir. salgın haline gelmesi ise 1999’da, bir ilaç şirketinin reklam kampanyası ile başladı.
    çok uluslu ilaç şirketleri, devasa kârlarının büyük bir bölümünü pazar payı büyük, mahdut sayıda ilaçtan elde eder.
    şirketler piyasaya bu tür yeni ürün sürebilmek için sürekli uğraşı içindedirler. ama blockbuster diye bilinen bu ilaçları keşfetmek kolay değildir.
    daha kolay olan yol, eldeki ilaçlar için yeni hastalıklar icat etmektir.
    bu ‘condition branding’ denilen bir yöntemle yapılır.
    büyük bir halkla ilişkiler kampanyasıyla, insanlar, önce, o güne kadar hayatın normal bir parçası sayılan bir durumun aslında hastalık olduğuna ikna edilir. sonra reklam kampanyalarıyla hastalığı “tedavi” edecek ilaca sevk edilir.
    1990’ların sonunda glaxosmithcline paxil adlı ilacı için bunu yaptı.
    tabii ilaç utangaçlık için pazarlanacak olsa pek inandırıcı olmayacağı için sosyal anksiete bozukluğu için çare olduğu söylendi.
    bir araştırmacıya göre şirketin halkla ilişkiler/ reklam kampanyasından önce sosyal anksiete bozukluğu için medyada 50 civarında referans vardı. kampanyadan sonra, referans sayısı milyonları aştı.
    aynı araştırmacıya göre, iki yıl geçmeden paxil abd’de satılan yedinci en kârlı ilaç oldu.
    bugün sosyal anksiete bozukluğundan sık sık “dünyada üçüncü en sık rastlanan ruh hastalığı” olarak bahsediliyor.*

    iffet alameti utangaçlık
    bu şekilde, biz dahil birçok kültürde iyi terbiye ve iffet alameti addedilen utangaçlık insanlığın yere ayak basmasından bu yana ihmal edilmiş bir bozukluk olarak hastalık fihristinde yerini aldı.
    ne olmuş oldu? önce ilaç icat edildi, ardından hastalık.
    tabii sosyal anksiete bozukluğu abd’de kalmadı. utangaçlık ilaçlarının piyasasını büyütmek içintürkiye dahil, dünyanın dört bir köşesine ihraç edildi: ithal hastalık, ithal ilaç, yerli doktor.
    aslında doktorların da ne kadar yerli olduğunu tartışabilirsiniz.
    psikiyatrinin mekke’si abd, peygamberi amerikan psikiyatri derneği, kutsal kitabı da bu dernek tarafından yazılan ruhsal bozuklukların el kitabı’dır. bu kitap türkçe dahil birçok dile çevrildi ve psikiyatristler tarafından tanı kitabı olarak kullanılıyor.
    hüzün, keder, yeis, yas ‘depresyon’ olur da dünyanın en yaygın “ruh hastalığı” haline gelirse, utangaçlık neden rahat bırakılsın?
    ingilizce bilenler için:
    shyness: how normal behavior became a sickness (utangaçlık: normal bir davranış nasıl hastalık haline geldi) /christopher lane "
  • ağır işlevsellik kaybı yaşayan hastalari görmeyen zihniyet böyle atar tutar tabi
  • sosyal anksiyete haliyle, bizzat ilaç şirketi glaxosmithkline tarafından üretilmiş hastalıktır.

    öyle ki gsk, bu hastalığı üretmesi için reklam şirketi tutarak işe başlamıştı.

    paxil’in de üreticisi gsk, az bilinen ve bir zamanlar nadiren görüldüğüne inanılan psikolojik bir durumu almış; bir yıldan daha kısa bir sürede onu "sosyal anksiyete" adı verilen büyük bir salgına dönüştürmüştü. şirket bir ara her sekiz amerikalıdan birini etkilediğini bile iddia etmişti. bu dönüşüm sonunda paxil, yıllık 3 milyar dolarlık satış rakamı ile dünyanın en çok satan antidepresanı oldu.

    hatta reklam şirketi cohn&wolfe, bu hastalığın ortaya çıkartılması için şöyle demişti: "çoğu zaman yaptığımız iş, onay alınmadan önce pazarı hazırlamaktadır, iletişim çabamızın gerçek yüzünü bu gösterir."

    kabaca bir ifadeyle, amacı bir ilacın satışlarını arttırmak olan kampanya, toplumu yeni bir hastalık hakkında eğitecekti. hatta bu pazarlama stratejileriyle ödül bile alacaklardı. bu hastalığın bilinen genel adı «sosyal anksiyete» değil "sosyal fobi"ydi. sosyal fobi, çok az sayıda insanı etkileyen ve sosyal ortamlardan uzak durmalarına sebep olan, az rastlanan psikiyatrik bir durum olarak biliniyordu. ilk kez 19.yy’ın sonlarına doğru fransız araştırmacılar tarafından tanımlanmıştı. güncel psikiyatri kitaplarında sosyal anksiyete adında bir hastalığı bulmanız mümkün değildir.

    gsk’nın medyada 1.1 milyar(görünürlük) elde etmek için sosyal anksiyete ismini nereden bulduğunu anlayabilmek zordur, ancak görünen o ki, şirket isim seçerken pazarlama düşüncesiyle de hareket etmiştir. bu alanda uzman psikiyatristlere göre 2 farklı hastalık adı 2 oldukça farklı sorun tanımlamakta ve farklı tedavi yöntemleri önermektedir. (bunun için ve yazıdaki tırnak içindeki kısımlar için kaynak, satılık hastalıklar, ray moynihan)

    anksiyetenin ilaçlarla tedavisi daha olası gözükmekte. fobi diye anlandırılan rahatsızlık ise terapi seansları ile tedavi fikrine daha uygun gözüküyor. "şirket tarafından finanse edilen antidepresan testlerinde çalışmış ama birçok meslektaşı gibi hala "sosyal fobi" terimini kullanmayı tercih eden ingiliz psikiyatrist dr. david baltwin endüstrinin sosyal anksiyete terimini tercih ederek, bu bozukluğun ilaç tedavisi gerektirdiği izlenimi yaratabileceğini ifade ediyor." bir diğer önemli farkı ise, fobi tanımı yerine anksiyete tanımını kullandığınız takdirde çok daha fazla sayıda insanın hasta olarak nitelendirilebilecek olması.

    ve son olarak tabii ki anksiyete olarak tanımlandığı zaman oluşacak olan ilaç gelirleri...
  • (bkz: pepe)
  • (bkz: yetenek sizsiniz türkiye)

    (bkz: bu tarz benim)

    gibi programlarda sıkça rastalayacağımız türden.