şükela:  tümü | bugün
1019 entry daha
  • entryler arasında kimsenin bahsettiğini görmedim, gözden kaçırdıysam kusura bakmayın. bundan sonrası spoiler.

    .

    .

    .

    .

    .

    andrew'nün, tobey'nin belini kıtlatması öyle basit bir espri değil. olayın arka planına bi' balıklama atlayalım…

    2003 yılında tobey maguire seabiscuit adlı bir sinema filminde yer alıyor. ilgili filmde red pollard adlı jokeyi canlandırırken attan düşüyor ve bir bel travması alıyor.

    bunun üstüne 2004 yılında sam raimi'nin 2. spider-man filminde tobey'nin role geri dönmesi soru işareti haline geliyor ve o dönem mj'i canlandıran kirsten dunst, jake gyllenhaal ile birlikte olduğu için badigudisini tobey'nin yerine aldırmaya çalışıyor ve neredeyse başarılı da oluyor.

    bir başka kaynağa göreyse tobey, travmasını bahane ederek 2. film için biraz daha fazla para koparmaya çalışıyor ve rahatsızlığını imite ediyor. bu sebeple de tobey'nin yerine jake düşünülüyor. ancak son dakika tobey bi' u dönüşü yapıyor ve özür dileyerek iyileştiğini ve çekimlere hazır olduğunu beyan ediyor.

    bunun üzerine sam raimi'nin 2. spider-man filminde bu mevzu senaryonun bir parçası haline getiriliyor ve peter'in güçlerini geri kazanmaya çalıştığı bir sekansta binadan binaya zıplamaya kalktığı anda yer çekimine yenik düşüp çamaşır iplerine tutunuyor, duvara çarpıyor ve en sonunda iki arabanın üzerinden sekerek yeri boyluyor. bunun üzerine kalkarken de “my back!” diyor.

    no way home'da tobey birtakım açma germe hareketleri yaparken andrew “you're okay?” diye sorduğunda o da “my back” cevabını veriyor. sonrasında ise malum kıtlatma anına geçiyorlar.

    ha bu arada bu tobey ve andrew'nün katıldığı ilk spider-verse değil. dan slott'un çizgi roman sayfalarına taşıdığı asıl spider-verse'de bir örümcek diğerine; “maskesiz olan örümceklerden birinin seabiscuit de oynayan elemana” benzettiğini söylüyor. diğeri de ona “gerçekten mi, sanırım bende social network de oynayan elemanı gördüm” diye cevap veriyor. malumunuz, social network filmi facebook'un kuruluşunu anlatıyor ve andrew da ilgili filmde eduardo saverin'i canlandırıyor.
  • bu filmle ilgili tek söyleyebileceğim şey bana bir şeyi fark ettirmesiydi. benim bir hayatım varmış. sürekli kur takip etmekten, market fiyatlarına sinirlenmekten, emeklerimin karşılığını alamamaktan, bence hak ettiğim hayatı yaşayamamanın verdiği sürekli mutsuzluktan zaman kalmamış asıl hayatıma. ben de gülebiliyormuşum, şaşırabiliyormuşum. tuhaf.

    tobey'e laf ettirmem. gördüğüm gibi 6-7 yaşlarındaki çocuk oluverdim bir anda. o koltukta şu halim değil de çocukluğum oturuyormuş gibi hissettim. zaten hepimizin bu filme gitme nedeni tobey'i bir kez daha izleyip ilk izlediğimizdeki hislere yeniden kavuşmak değil mi? birkaç dakikalık da olsa geçmişte yaşayabilmek?

    the great gatsby'de yine tobey'in canlandırdığı nick carraway karakteri söylemişti "you can't repeat the past" diye. gatsby'de muzip "of course, of course you can." diye cevap vermişti. sanırım hepimizin geçmişi tekrar etmeye çok ihtiyacı var.
  • --- spoiler ---

    filmin sonunda peter parker’ın ilk peter parker’ın odasına taşınmış olması güzel detaydı.

    --- spoiler ---
  • doctor strange'in böyle amatör bir hata yapacağını düşünmüyorum. yaptığı büyüyle loki'nin finali aynı ana denk gelmiş olabilir ve fragmanda bize farklı şekilde yansımış olabilir(tva'da zaman kavramı diye birşey yoktu hatırlarsanız). onun dışında villianlar tabii ki heyecanlandırıyor, william defoe'nun green goblin'ini de görseydik güne 5-0 önde başlardım.

    son olarak doc ock gidipte ilk defa gördüğü tom holland'a “hello peter” falan demez, değil mi? tobey reisin o sahnede olmadığına kimse beni inandıramaz. bu da burda dursun.
  • marvel filmlerinde derin müthiş bir senaryo, müthiş bir karakter gelişimi gibi beklentilere girmiyorum ki karakter gelişimi konusunda da hiç fena değiller.

    spider-man no way home, öyle harika bir senaryoya sahip değil ama benim nezdimde her jenerasyondan insanın kalbine dokunacak bir yapım.

    --- spoiler ---

    filmin yıldızı açık ara willem dafoe ve andrew garfield'dır. dafoe, en son the lighthouse filminde yardırmıştı ve burada da devam etmiş. 20 yıl sonra aynı rolü oynamak hiç kolay değil. karakterin mimikleri, ruh ve ses halinin değişmesi derken duyguyu seyirciye aşırı iyi aktarmış. tom holland'ın oynadığı spider-man karakterinini, mutfağa gelip spider sense ile green goblin'i hissettiği sahne, filmin en iyi sahnelerinden biri.

    iron man'in ölümü, spider-man'ın uncle ben ölümüne eş değil. halanın ölmesi, spider-man'ın asıl gerçek kaybı olması olarak yazılması daha mantıklı olmuş.

    1- otto ile tobey karşılaşması, büyümüşsün seni görmek güzel oğlum muhabbeti
    2- andrew garfield'ın ilk belirdiği sahne
    3- tobey'in ilk belirdiği sahne ve bir nevi seyirciye el sallaması
    4- no, you're amazing muhabbeti
    5- üç spider-man'in, aksiyona başlarken havada süzülüp birbirinin ağından destek alarak uçup kaçması

    ve daha niceleri, çok tatlı sahneler vardı. logan, endgame-infinity war ve winter soldier ile birlikte marvel'ın şu ana kadar en iyi yapımlarından biri olmuş.

    --- spoiler ---
  • ulan yaşıtlarım ikinci el passat fiyatlarıyla, şehirler arası yollarda nerelerde radar olduğuyla, tazminatlardaki gelir vergisi iadesiyle ilgilenir, ben şu otuz üç yaşımda örümcek adam fragmanının sonunda gördüğüm şey yüzünden çocuklar gibi şenim. tüylerim tikel tikel. çocuk adam kaldık senin yüzünden, bitirdin bizi be marvel.
  • film gerçekten çok çok iyi hatta marvel'in son zamanlarda yaptığı en iyi film kesinlikle sinemada izlemeye değer tereddütsüz bir şekilde gidip izleyebilirsiniz.

    --- spoiler ---

    direkt en çok beklediğim noktadan giriş yapıyorum tobey maguire'ı tekrar spider-man olarak görmek çok güzeldi beni çok duygulandırdı ama fena yaşlanmış bunu hemen anlıyorsunuz, kendisine daha tecrübeli bir spider-man imajı verilmişti bu filmde, ikinci spider-man'imiz andrew garfield ise her zamanki gibiydi inanılmaz eğlenceli bir profil çiziyordu ki bu filmde çok hoşuma gitti özellikle filme girdiği sahne ve tobey'in ağının kendi vücudundan çıktığını öğrendiği sahnede çok eğlendim tabii kendisi hep eğlendirmedi mj'i kurtardığı sahnede gwen nedeniyle ağlaması çektiği acıyı çok güzel hissettirdi.
    filmden sonra andrew garfield'lı spider man serisinin bitmiş olmasına üzüldüm çünkü andrew garfield peter parker'ı çok iyi oynuyor düzgün bir senaryoyla çekilecek bir filmde bana göre kendisi tom holland'tan çok daha fazla yakışır spider man rolüne.
    tobey ve andrew'in filme girdiği sahnenin daha etkileyici olmasını beklerdim daha etkileyici bir giriş yapabilirlerdi ama bu haliyle de tamam benim için çünkü bu filmden en çok beklediğim şey tobey ve andrew'in geri gelmesiydi.
    getirdiler yaa gerisi önemli değil.*

    tom holland ise diğer iki filmden çok daha iyi bir performans sergilemişti, kendisinin spider-man serisinde en nefret ettiğim şey sürekli iron man, nick fury vb. karakterlerin kontrolüyle hareket etmesiydi bu filmde nihayet gerçekten spider-man olmanın ve bunun beraberinde getirdiği sorumlulukların ne demek olduğunu, başkasının kontrolünde değil de spider-man'e yakışır bir şekilde kendi kararlarını verebilmeyi öğrendi.
    sevindiğim ikinci nokta ise herkesin* peter'ın spider-man olduğunu unutması, bu bahaneyle ned'i falan filmden çıkarsalar da kurtulsak. tek göz odada yalnız yaşayan ve tek başına kahramanlık yapan bir spider-man izlemeyi çok özledik çünkü.

    gelelim kötü karakterlerimize bana göre diğer spider man'ler dışında bu filmi bu kadar etkileyici ve güzel yapan şey sam raimi'nin spider-man serisinin kötü karakterleri
    bu filmin en etkili kötüsü açık ara norman osborn'du.
    willem dafoe'a özellikle bir parantez açmak istiyorum kendisi yaşlanmış olmasına rağmen gerçekten çok iyi oynamıştı özellikle en beğendiğim sahne olan peter'ın örümcek hisleriyle kendisini hissetmesiyle başlayan sahnede inanılmazdı.
    bu sahnedeki hareketleri, bakışı, kahkahası, dövüşü falan gerçekten çok etkileyiciydi izlerken içimden willem dafoe iyi ki doğmuş iyi ki oyuncu olmuş dedim.
    sahnenin bir diğer güzel tarafı spider-man'in örümcek hislerini seyirciye gerçekten çok iyi aktarmış olması en son spider-man 2 filmindeki cafe sahnesinde bu kadar etkilenmiştim bu filmdeki sahne de en az cafe sahnesi kadar muhteşemdi.
    bir de norman iyi ki de maskeyi parçaladı herifin zaten maske takmasına gerek yok ki suratı maskenin aynısı.*
    willem dafoe o suratıyla, sesiyle falan resmen bu karakteri oynamak için doğmuş.
    ayrıca izlediğim en karizmatik kötü karakterler içerisinde ilk 5'e girer.

    bir sonraki karakterimiz doctor octopus, bu filmde kendisi salt kötü bir karakter değildi vücudundaki çipin onarılmasıyla kendisini iyi ve mantıklı bir karakter olarak görüyoruz ki final sahnesinde kendisi olmasaydı spidey'ler adına her şey çok daha kötü olacaktı. filme giriş sahnesi ise beni çok etkiledi tüylerim diken diken oldu çünkü kendisi tüm spider-man serileri içersinde en sevdiğim kötü karakter olur ancak bu filmde green goblin'e göre biraz geri planda kalmıştı kendisini daha aksiyonlu sahnelerde görmek isterdim.
    ayrıca bazı sahnelerde sinirlenmesi de filmi daha eğlenceli kılmıştı.

    diğer kötülerimiz electro, sandman ve lizard norman ve otto'ya göre daha silikti bu filmde electro mizahi olarak biraz ön plana çıkıyordu ki miles morales'a gönderme yaptıkları sahnede, kendisinin elektroya dönüşmeden önce spider-man'i siyahi olarak düşündüğünü söylemesi kahkaha atmama sebep oldu.

    film genel olarak çok iyiydi senaryo bazı yerlerde biraz zayıf kalsa da nostaljik açıdan bizlere güzel şeyler yaşatması bu zayıflığı tolere ediyordu.
    spider-man 2 ve spider-man 1'den sonra en sevdiğim spider-man filmi oldu.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    birbirini gösteren örümcek adamların gerçeğe dönüştüğü film. görsel

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    sinemada film izlerken ses cikaranlara cok gicik olmama ragmen tobey'i gorunce ciglik atip alkislamaktan kendimi alamadim :)

    ayrica william dafoe'nun oyunculugunu kelimelerle tarif etmek mumkun degil. kendisinin green goblin performansini tekrar izleyebilmek bize buyuk bir armagan oldu.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    benim için filmin en komik sahnesi norman osborn'un "ı'm something of a scientist myself" dediği sahneydi, salonda kimse anlamadı. tek başıma öküz gibi böğürdüğümle kaldım.

    edit: ilk filmdeki şu sahneye gönderme var click

    --- spoiler ---
770 entry daha

hesabın var mı? giriş yap