şükela:  tümü | bugün
  • birçoğunun birazını aşağıda sıralayacağım sebeplerdir: ön editsel ayar: hepsi dahil değil, çoğunluğuyla hepsi arasında hepsine çok yakın bir noktada...

    öncelikle sokakta insanın rahat rahat yürümesine düşmandırlar. dırt zırt, ara sokakta olsanız bile rahat yürüyemezsiniz. düşüncenize ya da dinlediğiniz müziğe kornayla tecavüz eder taksiciler.

    parayı alırken kurbağa dili gibiyken, para üstü verirken parkinsonlu dede oluverirler. paramı veriyorsun koçum bahşiş değil. adam gibi paramın üstünü uzat, bahşiş vermek bana kalmış. hem hizmet vermeyi talep edip hem artislik yapamazsın. taksicisin. abartacak birşey yok.

    trafikte sanki babalarının yolunda seyrederler. iki şeridi de ortalayarak, hangisi işlerine gelecekse ona süzülecek sinsilikte.

    sokak başlarını tutup elalemi seyredip dururlar. eskinin köylü teyzeleri şimdinin taksicileri.

    politik olarak kaypaktırlar. aynı taksiciye biri şapkalıyken biri şapkasızken akpci ve karşıtı ayarı verdim. ikisinde de benden yanaydı.

    sarhoşları suistimal ederler. arkadaşımın bilgisayarını gasp etmişlikleri bile var.

    kadınları tavırlarıyla rahatsız ederler. bir taksi durağının önünden rahatça yürüyen kadın varsa beri gelsin.

    hem sokaktaki taşıyıcı olup hem bu kadar cüretkar olabilen bir iki meslekten biridir taksicilik. bu da ülkemize mahsus.
  • sözlükte bu konuda yazılmış tez vardır.
    (bkz: orospu çocuğu taksici)
    hafif tiksinti seviyesine yükselmek için 10 fırın ekmek yemeleri lazım.

    tanım: şu an için olmayan sebeplerdir.
  • hafif mi ?

    hani hepsini aynı kefeye koymak büyük haksızlık olur. işini layıkıyla yapanları (muhtemelen bu %5 fln olabilir..) ayrı bir yere koyup, geri kalanını susuz, sabunsuz, sabah işe başlarken, akşam iş dönüşünde, öğle yemeği molasında...

    ayrıca tiksinti de basit bir anlam ifade ediyor.. bana göre memlekette fetöcülerden önce bunları temizlemek gerekir. çünkü bunlar eşkiya, daimi hırsız, sapık, ruh hastası, yaşaması gereksiz ve asalak canlılardır.. hatta ekleyeyim, minibüsçüler, özel halk otobüsçüleri, dolmuşçular aynı kervanın yolcusudur..

    yine tekrarlayayım, hepsini aynı kefeye koymak haksızlık olur. öyle iyileri varki işini layıkıyla yapan, candır..

    (eğer burada bu meslekleri icra eden ve bu düşüncelerimi üstüne alınan varsa, demekki anlattıklarımdaki gibi olduğunu düşünüyordur. çemkirmek için mesaj kutumu yeşillendirmekte serbest, karşılıklı stres atarız. yok üstüne alınmıyor, kendi de aynı konudan dertliyse ve meslektaşlarının hareketlerinin kendisine de zararı olduğunu düşünüyorsa, mesaj kutumu yeşillendirirse günlerce dertleşiriz. bize de insan lazım.. )

    bu arada biraz içimi rahatlatayım; yurtdışından gelen yakınımdan havalimanı-beykoz arası 100 dolar alan taksici; senin ananı avradını dağdaki terörist bile elden geçirsin..
  • ben araç sahibiyim taksiciyim. yazılanları okudukça sizlerden midem bulanıyor. hatta hava limanındaki saldırı sonrası müşterileri ücretsiz taşımayı reddeden şoförlere hak veriyorum.

    alayınız beş para etmezsiniz.

    genellemeyin insanları. genellemeyin meslekleri.

    pembe götlü ekşicilere inanmayınız efendim.

    piyasa yapmak için rüzgar nasıl esiyorsa ona göre pozisyon alıyorlar. burada taksicilere
    sallamak fav aldırıyorsa uydurup uydurup yazıyorlar.

    ne de olsa yalancıyı sikmiyorlar.
  • taksici arkadaşlara istanbulda taksiyle seyahat etmelerini tavsiye ederim; şoför olarak değil yolcu olarak.
    tiksintinin nasıl kibar ve hafifletilmiş ifade olduğunu anlayacaklar.
  • benim için bir türlü bozuk paralarının olmamasıdır. ne zaman taksiye binsem ne hikmetse bozuk paraları olmaz. normalde bir iki liranın hesabını yapmayacak olan ben o paranın üstünü alana kadar arabadan inmiyorum gerekirse çirkeflik yapıyorum. ben o bir lira için on iki saat nöbet tutuyorsam o da benim hakkıma girmeyip paramın üstünü verecek diye düşünüyorum.
  • benim icin buyuk nefret sebebidir. yani ozellikle kisa mesafe magduroyeti yasatmalarina ve kaba davranmalari yuzunden yillardir kullanmam.

    ama 22 saatlik yoldan gelmisiz sabahin erken saat babam demans servis de bizi beklemeden gitmis. cepte istanbul kart yok aricak enerjimiz yok babamda gitti cocuk gibi taksiye yapisti.

    mecbur bindik otogardan. ucret 38 lira tuttu. 40 lira verdik. ustunu bekledik, boyle ciddi ciddi gulumseyerek 2 liram yok yaa dedi. hani seytan dedi git beklet adami bakkaldan ciklet al bozdur gel. ama babami yalniz birakamamcadam zaten perisan. guldum gectim.

    zaten 2 lirasinda degilim de inan bu tavirlar cok zekiymis edalari falan var ya 22 saatte kusturmayan beni, o an kusturmaslya ramak kalmisti.

    insanlik olmus babamin hasta oldugunu da goruyor!! ama 2 lira icin bu tavra giriyor ve bana yurt disindan maddi olarak cok cok iyi oldugum donemlerde bile taksileri tercih etmeyisimin ne kadar hakli oldugunu hatirlatiyor.

    bu kez babami yorgunlukla tutamadim gitti. ama bir daha asla taksiye binmem. hicbir sey degismemis iyi anlamda.