şükela:  tümü | bugün
  • yeni bir yazar.*
  • tayyip'in ego kartı anlamına gelen söz öbeği.
  • sözlük ortalamasının ve egosunun aksine kadınlara değer veren bir yazar. kendisini alkışlarla yerine uğurluyoruz.
  • kendisini dört kelimeyle anlatacak olursak vefalı, sempatik, güçlü, manyak biri. o yüzden üç kelimeyle anlatmak daha mantıklı.
  • müthiş bir ego sahibi yazar. siz diyin ilber ortaylı ben diyeyim celal şengör.
  • 2014 aralık'ında, soğuk havaya karşı evime sığınmıştım. öyle bir soğuk vardı ki, grönland, ankara'ya bağlanmıştı resmen. pencere'den içeri sızan rüzgarın sesi beni ürkütse de evimde olmanın güvenini duyuyordum.

    sürekli film izleyerek günlerimi geçiriyordum. zaman yolculuğunu işleyen filmlere ve sanat filmlerine oldum olası ilgi duymuşumdur. işte o zamanlar, bu ilgiyle öylesine dolup taşmıştım ki, o atmosferi tatmak için çeşitli araştırmalar yaptım. evimi italyan mimarisine göre döşeyemezdim, italyan ressamların tablolarında almaya param da yetmezdi, lute için yazılmış eserler de sıradan ses sistemiyle odamı doldurmuyordu. umudumu kesmek üzereyken aklıma son bir fikir geldi, maskeli balo.

    internetten çeşitli etkinlik haberleri veren sitelerden, maskeli balo organizasyonlarını araştırdım. birçoğu başka ülkelerde düzenleniyordu. sayfayı aşağıya indirdiğimde türkiye'de düzenlenen etkinliklere denk geldim. şans bu ya, biri de ankara'daydı.

    karma bir konsepti vardı bu etkinliğin. kimi katılımcı 1990'ların trendleriyle bözenecek, benim gibi rönesans'a meraklı olanlar ise 1500'lü yılların havasını yansıtacaktı. hemen adresi ve etkinlik tarihini not aldım. sabırsızlıkla o günü beklemeye başladım.

    leonardo da vinci kılığında etkinliğe katılmaya karar verdim. zira aylardır sakallarımı kesmemiştim. bu halim leonardo da vinci'nin temsili resmini fazlasıyla anımsatıyordu.

    o gün geldi çattı. terzilik yapan bir arkadaşıma diktirdiğim kostümle etkinliğin yapılacağı yere doğru yürümeye başladım. kafamda birlerce tilki dolaşıyordu; ya etkinlik iptal edildiyse? ya beklediğim gibi keyif alamazsam?

    nihayet etkinlik alanına gelmiştim. sıradan bir binaydı ama öyle bir ışıklandırmışlardı ki ingiliz şatolarından farkı kalmamıştı. dış kapıdan girince, beni ilk ingiliz asilzadesi görünümlü bir adam karşıladı. birkaç kat daha çıkarken farklı dönemlerden, değişik yüzlerle karşılaştım. işte, gerçek zaman yolculuğu buydu.

    en üst kata çıktım; dünyaya tepeden bakma hissini yaşamak istiyordum. kapıyı açılır açılmaz, donup kaldım. çünkü günümüz insanıydı kapıyı açan kişi. hiçbir kılığa girmemişti.

    içeri girdiğimde kapı kendiliğinden kapandı. beraber salona yürüdük. ikinci şokumu geçirdim; salonda kimse yoktu bizden başka.

    olan biteni anlamaya çalışırken, söze girdi:

    - gözlerime bak, sadece iki göz mü görüyorsun yoksa gitmek istediğin yerde misin?

    o an beni görseniz, dikkatlice saat tamiri yapan biri olduğumu düşünürdünüz. öylesine dikkatli baktım.

    gördüklerim karşısında dilim tutulmuştu. biri sanki bizi tutup, 1500'lü yılların italya'sına fırlatmıştı. filmlerde, kitaplarda, şarkılarda tasvir edilen rönesans italya'sındaydım artık. o da yanımdaydı. beraber geçmişi keşdediyorduk; ileride tarih kitaplarında, tablolarda bir figüran olmak üzere.

    söze tekrar kendisi devam etti:

    - insan zaman ve mekan gözetmeksizin, hissettiği yerdedir. geçmiş ve gelecek hep vardır, hiç yok olmaz. şu an aslında sadece sen varsın. bu daireye girmeden önce gördüklerin senin düşüncelerinin bir yansıması...

    o üst kattaki dairede gözlerine baktığım insan gerçekti.

    tayyipegosu idi o. çünkü ne zaman konuşsak kendimi farklı bir zaman diliminde, farklı bir hikayede buluyorum.
  • dünya turuna çıkarsam yanımda götüreceğim tek kişiden biri. müzik grubu kurarsam vokalliğe alacağım tek kişiden biri.
    ruhu yüreği o kadar ince ki, standartların üzerindeki poy posuyla nasıl kırılmadan yaşıyor bilinmez.
    dava arkadaşım, yoldaşım, suç ortağım.
  • sözlükte kendi nickimden sonra en beğendiğim ikinci nick. yakın markajımda olacak.