şükela:  tümü | bugün
  • raw dergisinin dream theater'ı tanımlayış biçimi.
  • black sabbathin en iyi albumu olmasa da hakki yenmis albumudur. (bkz: sabbath bloody sabbath) (bkz: sabotage)(bkz: paranoid)
    genel black sabbath cizgisinden farklidir. klavye daha fazla agirliktadir. funk metaldiye bir concept ile dinleyenlerin karsisina cikilmistir. ilk kez bill ward lead vocal yapmistir. (bkz: she's gone) bu sarki kotu bir klibe de sahiptir.(bkz: #3099077)

    ayrica bu album grubun catirdadigi zorlu turne zamanlarina denk gelir. grubun kendini vererek yaptigi son albumdur. ozzy grubu bagimliliklari yuzunden dibe cekmektedir, iommi ise kapris yapmaktadir. vs... zaten gecikmeli cikan pop-rock never say die albumu bu duruma son noktayi koyacaktir.

    credits:
    ilahi dortlu
    gerald woodruffe - keyboards
  • black sabbath ın değişirken anlaşılamadığı albüm. artık farklı açılımlar lazım diye düşünmüşlerdir ama evdeki bulgurdan da olmuşlardır. satışlar düşmüştür, kitleler kaybedilmiştir. van halen ve benzerleri gençlerin ilgi odağı olurken balck sabbath listelerden uzak kalmıştır. ta ki dio gruba katılıp heaven and hell piyasaya çıkana kadar.
  • you won't change me ve gypsy, albümün en can alıcı şarkılarıdır.
  • black sabbath'ın 7. stüdyo albümü. 1976'da çıkmıştır ve daha önceki black sabbath soundundan oldukça farklıdır. zaten bu yüzden ozzy döneminin en zayıf albümü olarak gösterilir (her ne kadar ben katılmasam da). synthesizer ve klavye kullanımı diğer sabbath albümlerinden oldukça fazladır bu da grubun hayranlarının alışık olmadığı bi tarz olduğu için ticari olarak sıçmıştır albüm. zaten grup için tartışmaların da dorukta olduğu bi dönemdi o aralar, hatta bu albümden sonra ozzy grubu bırakma fake'i atıp never say die albümüyle geri döndü. sonra tekrar bıraktı zaten.

    1. "back street kids" – 3:47
    2. "you won't change me" – 6:42
    3. "it's alright" – 4:04
    4. "gypsy" – 5:14
    5. "all moving parts (stand still)" – 5:07
    6. "rock 'n' roll doctor" – 3:30
    7. "she's gone" – 4:58
    8. "dirty women" – 7:13

    she's gone, you won't change me, gypsy ve it's alright (vokalde bill ward var) albümün öne çıkan şarkıları. klasik olacak ama bence kıymeti bilinmeyen bi albüm bu. sırf she's gone bile benim gözümde bu albümü ilahlaştırmaya yeter zaten.
  • ben pek anlamam çalmadan ama gitarla çalınması en haz veren ozzi ve bilek sabbath parçalardan sayılan gypsy bu albümde bulunur. benim de köhnemiş müzikal beğenimin nadide parçalarından olan gypsy'de anlatılan çingene uçuşuna seneler sonra kepler'in somnium'unda denk gelince başta bu gypsy ve planet caravan olmak üzere, tip olarak müslüm gürses'i andıran tommy yomi'nin (bir ara yumiyum gibi bir çikolata mı vardı ben mi yanlış hatırlıyorum? yumurta gibi bir şeydi değil mi?) türlü parçaların gitar solo kısımlarında gerçekten gezegenler arasında yolculuk yapmış olabileceğinden şüphelenmeye başladım.

    şüphelerim ve gençlik heyecanlarım olmadan bu albümü tanımlayamam. bu benim bilek sabbath'la tanıştığım albümdür. daha sonra bütün sabbath parçalarını hep bu albümün standardıyla kıyaslayarak dinlemek zorunda kaldım. gerçi size ne bundan değil mi, umrunuzda değil. şurada düşüp ölsem, dönüp bir allahın kulu ne oluyor diye bakmaz. dün gece girdiğim entiride saturday'e pazar yazmışım, bin tane şukela almış entiri ama bir allahın kulu da "ulan o cumartesi olacak" dememiş, bu kadar ruhsuz, kaygısız, tembel, düşüncesiz insanlarsınız. yazıklar olsun sizin gibi insanlara. geliyorum bir de burada ilk dinlediğim black sabbath albümünden bahsediyorum. sanki umrunuzda. dünya batsa umrunuzda olmaz, hepinizi tam şu an kınıyorum.

    size you wont change me diyorum, ben sizler gibi olmayacağım. ardınızdan shes gone demeyeceğim, kaygısız dirty women. all moving parts içimde its alright. soğan doğruyordum ondan böyle. lütfen biraz yalnız kalmak istiyorum. istemiyorum rock n roll doctor falan, ruhum için bevliyeciye ihtiyacım var. üreme ve türeme sıkıntısı çekiyorum. gerçi kimden istiyorum, ne anlamsız. dünya yıkılsa umrunuzda olmaz, saygısız insanlar.
  • black sabbath'ın en cesur albümü. anlayana. hayranlar kimin umrunda önemli olan deneysellik. zaten ozzy'le grubun arasının açılmasınına da büyük bir sebebiyet vermiştir bu albüm. iommi, butler ve ward deneysel çizgide ilerlemek isterler, ki her müzisyenin bunu denemesi gerekir bence, ozzy de karşı çıkmıştır bu sound'a hatta keşke ozzy bu albümden sonra ayrılsaydı da, dio da hazır rainbow'u bırakmışken 1978'de, dio'lu bir black sabbath albümü dinleyebilseydik. ozzy de gitseydi kendi solo kariyerinde ona o müstehak. neyse ki 80'ler başladı da makyaja falan başladı. ah ozzy ah bir 1975'teki haline bak bir 1983'teki. hüzünlü bir hikaye.
  • mümkün olan en eli ayağı düzgün diskografilerden birinin nazar boncuğu. cesaretten ve deneysellikten dem vurulmuş ama, neredeyse klasik rock n roll formlarının black sabbath tarafından coverlanmış hali gibidir bu albümdeki şarkıların pek çoğu. nilüfer'in 13 düet albümü ne kadar deneysel ve cesursa, babaların bu yapıtı da ancak o kadar deneysel kabul edilebilir. ne müzikal açıdan, ne de bu grupta çalan müzisyenlerin kendi kapasiteleri açısından bir yenilik içermez.

    diğer yandan black sabbath ve iommi'nin, van halen çizgisine kaymadan önceki son dönemeci de kabul edilebilir. bu albümden sonra ozzy gidecek ve dio'nun katılımıyla sabbath, ilk döneminden farklı bir müzik yapmaya başlayacaktır.

    sabotage gibi bir albümü yaptıktan sonra, bu albüm olsa olsa talihsizliktir.
  • albüm kapağında, yürüyen merdivenlerdeki yuvarlak hatlı bir karakter karşı yönden gelen köşeli bir karaktere tükürmekte, buna karşılık köşeli karakter de yuvarlak hatlı karaktere bir ışık huzmesiyle saldırmaktadır.
    (bkz: böyle sanatın içine tükürürüm)