şükela:  tümü | bugün
  • daha ufacıkken bir arkadaşın sonunu söyleyip benim için piç ettiği filmdir. belki unuturum diye o olaydan 10 yıl sonra izledim ve bu süreç içinde hiç düşünmemeye çalıştım bana verilen spoiler'ı ama nafile. heyecanla izlemiş olsam da sürprizini aldı filmin.

    o değil de, filmde çok fazla mantık hatası olduğu söyleniyor. vizontele de benimdir lucy de'nin entry'sinden yola çıkarak bunlara bir cevap vermeye çalışıcam.

    çok deli spoiler var. öyle böyle değil. o yüzden aman deyim, filmi izlemediyseniz okumayın.

    --- spoiler ---

    dayanaksız olduğu söylenen şeylerin aslında dayanakları var ve filmde açıklanıyor.

    zaten film ilk 15, 20 dakikasının izleyiciyi sıkma pahasına testlerle geçmesinin sebebi bu. "bizim ufak bir anket vardı" deyip yüzlerce soruyla, onlarca fiziksel test ile bütün bilinçaltı, bilinçüstü, kapasitesi, psikolojisi, (şakaya katılan aile üyelerinin yardımıyla da) geçmişi çözülüyor.

    yani mesela "nicholas kukla palyaçoyu yolda görüp sürüye sürüye eve getirmese ne olacaktı? " denmiş. ama adamlar böyle bir bilinmezlik karşısında "nicholas'ın gizemi çözmek için ipuçlarını yanında ayırmadığını" tam anlamıyla tespit etmişler. (diğer ipuçlarını da film sırasında yanından ayırmıyor ne anlama geldiğini bulana kadar dikkat ettiyseniz). bu yüzden televizyon olayına rahatça geçiş yapabileceklerini tahmin edebiliyorlar.

    filmin sonunda çatı sahnesinde kadın hala şaka devam etse de şu iki soruya yanıt veriyor aslında
    1) "nicholas ve christine'e sözde taramalı tüfeklerle ateş açılan sahnelerde bunlar kaçarken o panik haliyle bi arabanın altında kalmayacağı ne malum?"
    2) "nicholas'ı taksiyle beraber denize attıklarında adamın aklına camı açacak o kolun gelmeme ihtimali ve boğulma ihtimali ne olacak?"

    her şey, ama her şey, olayların geçtiği bütün çevre, tıpkı bir film çevrilirken olduğu gibi kontrol altında. (christine hatta direk "sen denize daldığında çıkamazsan diye dalgıcımız bile hazırdı" diyor) ev baskını sonrasında arabayla kovalamaca sahnesinde hatta nicholas bir taksiye sıyırıp geçiyor. o bile hesaplanmıştır filmin kurgusuna göre, nicholas'ın arabayla hangi stratejiyi uygulayacağı, ne tip yollara gireceği tahmin edilerek.

    "nicholas, christine'in evindeyken yok banka şifresiydi bilmem neydi derken cinnet geçirse peki? dolapları boşaltmışsınız ama erkek adam sonuçta yumruklarla beynini patlatma ihtimali yok mu? " denmiş.

    daha önce dediğim gibi, adamın bütün psikolojisi çözülmüş. kimsenin beynini yumrukla patlatmayacağına eminler. o anket boşuna yapılmadı.

    "filmin sonlarında nicholas, kardeşini beyninden vursa? " diye sorulmuş.

    filmin başında kendisini takip eden adamdan silahı aldığında tahmin ediyor, "büyük ihtimalle sahtedir" diye ve tekere ateş ediyor. (bu arada silahı ne kadar kolay adamdan aldığına dikkat ettiniz mi?) bütün bunlar hesaplanmış ve hatta olayların sonunda o adamların bulamadığını zannettiği 6 patları denemiyor büyük ihtimalle filmin başında yaşadığı bu olay nedeniyle. yani her şey bilerek, ve hatta iddia ediyorum, filmin sonundaki 6 patlar da kuru sıkı hale getirilmiş. christine "evini aradık başka silah yoktu" filan derken ve "şimdi sıçtık" derken yine yalanlarda yani. gerçekleri söylerken bile şaka devam ediyor. o yüzden kafasından vursa da kardeşini, kardeşi ölmeyecekti (ki biliyorlar, kafaya nişan almayacağını, raad olun). onu da geçersek, zaten kapı açılır açılmaz ates ediyor. bunu da omuz hizasından yapıyor. sean penn'in vücudunda nereye denk geleceğine kadar hesaplamışlar, ona göre özel efekleri adama yerleştirmişler zaten.

    "nicholas o binadan atladığında camlara allah ne verdiyse girdi ama yara dahi almadı onu hiç anlamadım ayrıca. " denmiş.

    zaten düştükten sonra yardıma gelen sağlık ekipleri söylüyor, "bu cam özel bir cam türüdür, kesmez ama sadece gözünüzü açmayın, gözünüze girerse zarar verebilir" diye. büyük ihtimalle dublörlerin kullandığı bir cam türü.

    "hem ya o gerilen branda tarafına değil de arka tarafa, betona atlasa ne olacaktı?" denmiş.

    daha önce de dediğim gibi adamın bütün psikolojisine ve geçmişine girilmiş. babası zaten intihar etmişti hatırlarsanız. filmin birçok yerinde babasını atlarken gördüğü hatırasını da nicholas ile birlikte görüyoruz zaten. büyük ihtimalle kardeşi, "babamız intihar ederken nicholas onu gördü, babamız da şu şekilde, binanın şurasından atladı" filan diye anlatmıştır. bilinçaltında bunu taşıyan nicholas'da aynı babasının atladığı açıdan ve pozisyonda atladı büyük ihtimalle, bu şekilde düşeceği noktayı tespit edebildiler. ayrıca dediğim gibi her şey kontrol altında ve çok büyük paralar dönüyor. büyük ihtimalle bir diğer 10, 20 ne bilim bir sürü başka hava yastıkları da yerleştirilmiştir daha küçük olasılıklara sahip ama yine de olası başka noktalara.

    hikayede mevcut olduğu iddia olunan daha birçok açık öne sürülebilir ama kurgu çok sağlam ve bir bilimkurgudan bahsediyoruz. o yüzden bu şekilde açıklanamayacak, hikaye örgüsünde belli bir mantığa oturtulamayacak bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

    --- spoiler ---
  • mükemmel bir film. şu zamana kadar bu filmden habersiz olduğuma utandım doğrusu. gerçi bir ortamda bu filmin konusu açılsa kesin piç olurdu. eğer henüz izlemediyseniz biran önce izleyin derim.

    --- spoiler ---

    filmin sonunda sarışın hatunun ''benimle hava alanında bir kahve içermisin?'' dediğinde michael douglas' ın cevap vermeden önce bir anlığına durup, sanki içinden ''yoksa??!!'' der gibi sağa sola bakınması olayı bitirmiştir.

    --- spoiler ---
  • filmde geçen crs adlı firmanın afişinde süleymaniye camii'nin ve galata kulesi'nin olduğu film.
  • filmden sonra çeşitli duygular geldi geçti, bunlar hep iyi şeyler de, benim aklım o saatte kaldı. spoiler ibaresine gerek yok da, korkan çekinen olursa kessin okumayı şurda diye cümleye başladım, aslında açıklamama gerek kalmadan bırakmanız lazımdı okumayı, spoiler kelimesini görünce kaçacak şekilde eğitildik çünkü, spoiler kötüdür.

    neyse, meksika'dan çıkabilmek için orospu çocuğunun birine baba yadigarı saatini bırakıyordu abim rüşvet olarak, o saat işte, sonra film ilerledi değişik şeyler oldu, ama o saat kaldı yani. benim aklım da o saatte kaldı. baba yadigarı lan o, bırakılır mı öyle? elinin altında imkan var, gidip geri alacaksın sonra o saati gerekirse, parası neyse vereceksin. el oğlu savaş zamanı gerekirse götünde taşıyor saati, bu mu büyüklere saygı, anılara verilen değer? olmamış fincher.
  • sadece bir kere izlenebilen bir film.
  • --- spoiler ---
    boğuldum..
    mexico'da terkedildim..
    ve tek kazandığım bu aptal tshirt..
    --- spoiler ---
  • nicholas van orton'ın zenginliğinin derecesini gece son model arabasıyla işten eve dönüşünde mülkünün kapıları daha evine 10 kilometre falan varken açılınca anlıyoruz. hizmetçi elsa'nın önceden hazırladıklarını süper lüks, süper geniş mutfağından büyük bir zerafetle alıp süper konforlu odasına geçip bacaklarını uzatıp tv izlerken doğum gününü kutlamak için arayanlarla "bok vardı aradın" havasında konuşması rahat 10 senedir izlememiş olmama rağmen bütün ayrıntılarıyla zihnimde. bu yönetmenin başarısı mıdır? ütopik şeyler olmasına rağmen beni hiç rahatsız etmeyen nadir filmlerden, mükemmel demeyeceğim ama muhteşem bir film diyebilirim.
  • çok ince mesajlar veren film. böyle muhteşem bi konunun içine sıçtığı için de senaristlere ayrıca teşekkür etmek gerek. çok daha etkileyici olabilirdi.

    --- spoiler ---

    o değil de, o adam bir daha o kadınla kahve içmeye gitmedi değil mi? yok hani oğlum manyak mı lan bu adam, ben o günden sonra kardeşimle görüşmem bir daha, sikerim şakanı da, doğum gününü de der, basar giderim. insan insana bu ayıbı yapmamalı.
    --- spoiler ---
  • izlediğim en müthiş kurguya ve senaryoya sahip film. ayrıca michael douglas'ı sevmezdim ama bu filmden sonra saygı duydum. yalnızca ilk 15 dakikası kapatmayı düşündürtecek kadar sıkıcı ve sakin, lakin ondan sonra film bir akmaya başlıyor..

    imkanı yok sonunu tahmin edemezsiniz.. zaten senaryo bir öyle bir böyle 4-5 defa belinizi kırıyor, sizi şaşırtıyor..

    10 üzerinden 10.
  • izlerken sürekli şaşırtan sonunda ise şaşkınlığı en üst seviyeye çıkartan bir david fincher filmi. sean penn ve michael douglas oynuyor. izleyeni film boyunca strese sokarken finalinde rahatlatıp aynı zamanda salaklaştırdığı çok zekice hazırlanmış bir kurguya sahip film.

hesabın var mı? giriş yap