1. stad önünde satılır, ele yapışan kıymayı kolayca çıkartmak için tükürüldüğü bi sonra ki köfteye de baki kalabildiği gibi salakça bi açıklaması vardır ki iti bar etmeyiniz.anca yoğururken bi yandan da taşağındaki mayasıllarını kaşıyan bir şahsiyet olabilir, bu köfteyi hazırlayan.ama mayasıl köftesi demeyiz.
  2. gayet lezzetli ve uzun bi geceden sonra şükürler olsun ki açık bi köfteciden alındığında etrafına mutluluk saçan köfte
  3. ismi yüzünden mesafeli durulan köfte familyası...
  4. dünyanın en klas yiyeceklerindendir. ucuz ve lezzetli ...köfteci zat ekmeğin içi iyice dolsun diye içine nerdeyse bi yarim soğan ve yeşillik koyar. dometes parçaları ise göz zevkinin aksine büyük ve iki dilimdir. netice itibariyle pistir ama maç çıkışları apayrı bir zevktir bazı kişiler için*
  5. kimyasal formülü gereği bol glikoz ihtiva etmekte olan tükürükle tadına tat katılmış olan köftelere verilen genel isimdir
  6. - bu ne ya, sadece 3 tane kofte var bunda!
    - ac ekmegini, tuu!!
    - tamam simdi..
  7. illa illa illa ki stad önlerinde satıldığından, haluk ulusoy tarafından türk futboluna kazandırılmış bir başka güzellik olabileceğini düşündüğüm köfte. ayrıca; bu köftelerin tükmük ile aralarındaki ilişkiyi bilemem fekat, satıcılarının turkcell süper lig artık başlasın kampanyası'na desteklerinin tam olduğundan zerre şüphem yok.
  8. hayvanın birinin yıllar evvel, "oğlum, bunları ellerini tükürükleyip öyle yoğuruyorlar, değilse neden tükürük köftesi desinler?” demesiyle her tükürük köftesi yiyişimde midemde hasıl olan minik bulantının -zira yine de yemeye devam ediyordum, her lokmada tükürmüyorlardır lan, olur mu öyle şey diye rasyonelleştirerek- peşine tembellikten mütevellit ancak düşebildim, daha doğrusu metro ulus durağı’nın gençlik parkı çıkışını mekan bellemiş olan tükürük köftecisi ömür’le tanıştım.

    ömür’le gençliğin yozlaşmasından, musıkiden, memleketin halinden, erkence yaşlanmamızdan bahseyledikten sonra, kendisine tükürük hadisesini sordum, “lan bu da adama benziyordu,” der gibi suratıma baktıktan sonra, “abi ne alakası var ya, o lafın gelişi, düşünsene buna istesen de o kadar tüküremezsin zaten, bir tükürürsün iki tükürürsün, günde iki yüz elli ekmek satıyorum ben, makina mı bu?” diyerek son noktayı koydu ki en nihayetinde bu ananızın evde yaptığı köftenin aynısıdır-benzeridir arkadaşım, ekmeğini bol da koysan ki bir yere kadar bol koyabilirsin, parmağının ucunu suyla ıslatırsan istediğin şekli verirsin köfteye.

    ha, senin köftecin hasta ruhludur, sülalesini toplayıp köfte yoğururken, şekil verirken tükürttürüyordur o kadarını bilmek mümkün değil, ama o herif zaten her bir sikime tükürüyordur uzak durmak lazım.

    sözün özü: tükürük hadisesi deyimden öteye gitmiyor, yiyin gari. ömür güzel yapıyor, nevaleyi de bol koyuyor.
  9. kokusu alındığında herhangi bir hazır yiyecek kokusunun ürettiremeyeceği kadar tükürük üretimine neden olması nedeniyle bu ismi almış olmalı.
  10. amerikalılar için beyzbol maçı ile
    sosisli sandviç (bkz: hot dog) arasındaki ilişki neyse
    bizim içinde futbol maçı ile
    tükürük köftesi arasındaki ilişki odur

    maçtan önce yenir
    devre arası yenir
    maçtan sonra yenir

    lakin maçtan önceki fiyatı ile maçtan sonraki fiyatı her zaman aynı olmayabilir

tükürük köftesi hakkında bilgi verin