şükela:  tümü | bugün
  • iç ve özellikle dış politika bu kadar içler acısıyken, toplumun büyük çoğunluğu radikal ve muhafazakarken, ülke basın özgürlüğü anlamında tüm avrupa ülkelerine rezil olmuş bir vaziyetteyken, eğitim müfredatına bildiğiniz cihat girmiş, evrim teorisi yasaklanmış, wikipedia'ya erişim ise engellenmiş iken, ülkede fetö'nün kankaları dışında herkes fetöcülükle itham edilip suçlanmaktayken, yargı bağımsızlığı hakkın rahmetine intikal etmiş ve ekonomi evlere şenlik iken, turizm kan ağlıyorken, sayıları yeni ülkeye eklenen afgan mülteciler ile beraber, an itibariyle yaklaşık 5 milyon olduğu tahmin edilen mülteciler ülke sınırları içerisinde resmen cirit atıp kendi ülkemizde bizi mülteci gibi hisettiriyorken,ülkenin "başkanı" olan şahıs seçilmiş rektörleri görevinden seçimsiz indirip üniversitelere rektör kılığına girmiş kayyumları kafasına göre atıyorken, başkanlıktan sonra bitirilecek dedikleri terör hala bitirilememişken, toplum birbirine karşı inanılmaz derecede kutuplaşmış ve kırılgan, kimsenin kimseye zerre tahammülü kalmamışken, işsizlik son derece yüksek seviyelerde ve genç nüfus gelecekten hiç olmadığı kadar ümitsiz ve beklentisiz bir durumdayken merak edilen yollardır.

    fakat bir yerden başlamak gerekiyorsa işe eğer, bana göre atılması gerekilen ilk ve en önemli adım, ülke yönetimi ile alakalı olarak son derece radikal bir değişikliğe gitmek suretiyle, farklılıklarımızı deşip kutuplaştıran değil benzerliklerimizi hatırlatıp bizi birleştiren, cehaleti öven değil laikliği güçlendiren, arapları değil önce kendi halkını düşünen, dış politikada agresif değil "yurtta sulh cihanda sulh" politikasını benimseyen, halkın sırtına yüklediği ağır vergiler ile değil üretim yapmak suretiyle gelir elde etmeyi isteyen, iş başına geçtiği ilk günden itibaren, hiç vakit kaybetmeden istiklal caddesine yuvalanmış ortadoğulu arapları o bölgeden siktir edip, istikal caddesinin sembolü olmuş tramvayı oraya geri getirecek ve caddeyi eski türkiye'de olduğu gibi ağaçlarla donatmak isteyen özgürlükçü ve çalışkan bir iktidar yaratabilmektir. bu akılcı modern ve ülkeyi fabrika ayarlarına döndürmekte kararlı iktidar yaratılamadığı müddetçe laiklik ile islamı aynı bünye içerisinde harmanlamayı başarmış, bir dönemin tüm orta doğu ülkelerine rol model olmuş ve batının da takdirini bu çoğunlukçuluğu sayesinde kazanmış adeta bir kültür mozaiğini andıran eski türkiyeden eser kalmayacak ve ülke her anlamda iflas etmiş (bkz: islamofaşist) bir diktatörlük ile yönetilen sunni bir polis devletine dönüşecek malesef... ilaveten iç ve dış dinamikleri çatladığı gerekçesiyle yönetilemez bir çizgiye geçecek.
  • en az 'yüzde elli iki' başarısızlıkla sonuçlanacak yollar bütünüdür...
  • türkiye'nin imajının yükselmesi için önce okkalı bir ekonomik kriz gerek. bekleyip görelim.
  • gelenekçi, düz ve sığ politikacıları siyasetten mümkün olduğunca uzak tutmak iyi bir seçenek olabilir. onlar konuştukça ben ülkem adına utanıyorum.

    edit: bu söylediğime en büyük örnek elbette ki binali yıldırım. en azından onu sahalardan çekersek imaj konusunda büyük bir adım atarız. "ğ" yi saçma bulmayan biri göründüğü her yerde imajını yükseltecektir buna emin olun.
  • modern bir kadın başkan olabilir. avrupa ülkelerini gezerken zaten türkiye hakkındaki fikirler olumlu yönde değişecektir.
  • "ulu batı medeniyeti"nin yörüngesine girebilmek adına her türlü tavizi vermekten geçen yollar bütünü.
    gerekirse kendimizden ve toplum yapımızdan da ödün verip, batılı akıl hocalarımızın dediklerini bir bir yerine getirmekle gerçekleşecek durumdur imajımızın yükseltilmesi.
    farz-ı misâl:
    ilk olarak hemen para politikalarımızı imf'nin çıkarlarına göre ayarlamalı, ileriye dönük faizli borçlanmayla ekonomimizi düzlüğe(!) çıkarmalıyız. başta almanya olmak üzere tüm büyük devletlerin çıkarlarına dokunacak adımlardan kaçınmalı, bizi birliğe alacak olan avrupalı dostlarımızın direktiflerine harfiyen uyacak adımları sür'atle atmalıyız. acilen terörle mücadele yasamızı yumuşatıp, özellikle güneydoğudaki terör operasyonlarını askıya almalıyız. savunma sanayiinde gerçekleştirilen üretime bir an önce son verip, katar'ın başına gelenlerin bizim de başımıza gelmesini engellemek adına hemen biricik müttefikimiz amerika'dan milyar dolarlar değerinde silah satın almalıyız. amerika'nın biricik müttefiki olarak pyd ve ypg'nin unsurlarına karşı yürüttüğümüz katı tutumumuzu yumuşatmalı, özellikle güneydoğu sınırımızın dışına "müdahale" olarak adlandırılabilecek politikalardan acilen vazgeçmeliyiz.
    yine batılı abilerimizin istekleri doğrultusunda, güneydoğu sınırımızın dibindeki olası toprak paylaşımına sesimizi çıkarmamalı, gerekirse bu bölünmeye neden olacak referandumların sandıklarını bizzat biz üretip hediye etmeliyiz. türkiye'nin milli bütünlüğüne kasıt olarak algıladığımız eylemleri birer "paranoya" olarak nitelendirip, alınan önlemleri ve bu doğrultuda gerçekleştirilen güvenlik politikalarını tekrar gözden geçirmeliyiz. topraklarındaki savaştan kaçarak bize sığınan suriyelileri derhal paket edip geldikleri yerlere dönmeye zorlamalıyız. 3. havaalanı ve nükleer santral gibi projeleri vakit geçirmeden durdurmalı, başta inşaat sektörü olmak üzere ekonomiye hareket sağlayan tüm ihracat-ithalat eylemlerini de yavaşlatarak kepenklerin bir bir kapanmasına yol açacak krizlere olanak sağlamalıyız. ülkenin kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak her tür projeyi bir kenara bırakmalı, avrupa birliği müktesebatına ters olacak adımlardan şiddetle kaçınmalıyız. milletçe tüm geleceğimiz ve refahımız avrupa birliği üyesi olma payesine bağlı olduğu için, 50 küsür yıldır bizi dahil etmedikleri o muhteşem topluluğa girebilmek adına koşulsuz kabullerimizi bir an önce avrupa parlementosuna iletmeliyiz. saygıdeğer avrupalı büyüklerimizin kol kanat gerdiği kişileri bir an önce eski itibarlarına kavuşturup, gözaltına alınan zavallı aktivistleri hemen serbest bırakmalı ve uzmanı oldukları aktiviteleri(!) yerine getirmelerini sağlamak adına tüm imkanlarımızı seferber etmeliyiz. fetullah hocaefendi'nin dersanelerini tekrar açmalı, herşeyin bir yanlış anlamadan ibaret olduğunu öne sürerek uluslararası basının katılacağı bir toplantıyla tüm şüphelilerin serbest bırakılacağını cümle aleme duyurmalıyız.

    işte ancak o zaman bütün suçu bizim iyiliğimizi istemek olan avrupalı dostlarımızın gerçek dostu olabilmek adına kaybolmaya yüz tutan şansımızı yükseltebilir, bozulan ilişkilerimizi yıldırım hızıyla düzeltebilir, ve böylece de medeniyetin beşiği(!) batının dört başı mâmur ülkelerinden biri haline gelebiliriz. hani umut fakirin ekmeği ya, bekleyip görelim.
  • (bkz: üçüncü istanbul havalimanı)

    kıskanıyorlar efendim durduramıyoruz..
  • domatiz fiyatlarına zam yapmak, rusya'ya domatiz satmaya son vermek, domatizden salçadan sonra baharatlı ketçap çeşitleri yapmak, konserve domatizden sonra kurutulmuş domatiz de satmak. kızmayın olm. domatizden başka satacak ne üretiyoz ki imajımızı onunla yükseltelim. domatiz tek çaremiz anlayın artık.

    (bkz: bir türkiye gerçeği)
  • uluslararası yarışmalarda başarı elde etmek bunun yollarından biri olabilir.

    bahsettiğimiz konu ülkenin kendisi değil, "imajı" olduğundan bu başarılar bir balon etkisi yaratabilir.

    (bkz: portekiz)
    ekonomik sorunları olan bir ülke ancak 2016'da euro, 2017'de eurovision derken şu anda oldukça iyi bir imaj ortaya koymaktadırlar. ekonomik meselelerle değil, başarılarıyla anılmaktadırlar.

    ancak dediğim gibi bu yarışmalar, yollardan biri olabilir ve amaç iyi bir imaj oluşturmak. türkiye'nin kendisine yönelik bir değişim için değil uluslararası, galaksiler arası bir başarı bile şu anki durumu değiştiremez. bambaşka yolları tartışmamız gerekir.