şükela:  tümü | bugün
  • 80 lerin henuz basinda biyiklari yeni terlemis bir genc olan ari folman in sabra ve satilla katliaminin yasandigi donemde israil ordusu adina lubnan da gorev yapmasinin ardindan , ileri yasinda girdigi savas sonrasi bunalimi ve bu bunalima bagli yasadigi hafiza kaybindan kurtulma cabasinin islendigi , bunun yaninda ordudan arkadaslariyla yaptigi soylesiler yardimiyla hafizasindaki gedikleri dolduran folmanin hatirladiklari itibariyle donemin kanli beyrutuna saglam bir bakisin atildigi antimilitarist bir animasyon.
    eski bir israil askerinin, kendi ulkesinin, kan dokulmesine karsi sergiledigi vurdumduymazliga ve savasa karsi yuksek cigligi.
    film aslinda bir belgesel.ari folman, eski arkadaslariyla ve gazetecilerle yaptigi roportajlari ve roportajlarda anlatilanlari resmedip hareketlendirmis , max richter tarafindan bestelenen muhtesem muzikle de desteklemis.

    --- spoiler ---

    filmi begenmek icin animasyon sevmek zorunda degilsiniz.basindan itibaren kendini hat safhada seyrettiyor.persepolis le ne cizim/animasyon teknigi ne de konu acisindan uzaktan yakindan alakasi yok.(lafim benzetenlere) ozellikle arkaplanlar cok detayli resmedilmis , objeler ve golgeler cok belirgin bir koyulukta ve konturlu.folman olani biteni hatirladikca yukselen tansiyon filmin sonunda hat safhaya ulasiyor ve film gercek savas sonrasi aci goruntuleriyle bitiyor.o ana kadar resmetmis oldugunu folman en sonunda "alin iste gercek !!" dercesine gozumuze sokuyor.
    filmin ismi , folman la ayni taburda yer almis olan shmuel frenkhel adli askerin , lubnan da 82 de oldurulen , arafatin filistinli milislerine karsi savasan hristiyan milislerin baskani bashir gemayel in resminin onunde elinde tufegi ile vals yaparcasina saga sola ates etmesinden esinlenilerek konulmus.

    sayet persepolis olmasaydi , bu film icin son yillarin en iyi animasyonu diyebilirdik.ancak simdi sadece son yillarin en iyi animasyonlarindan biri diyebiliyoruz.

    --- spoiler ---
  • bir an evvel vizyona girmesi arzu edilen, orijinal adı valse avec bashir olan ari folman animasyon filmi.

    detaylar için;
    http://waltzwithbashir.com/home.html
  • film bir yandan "ya israil'in sabra ve şatilla'yla o kadar da alakası yok" derken diğer yandan da kabul ettiği günahlarını çıkarmaya çalışıyor.

    yönetmenin biraz kendi, biraz ülkenin anılarını kullanarak yarattığı bir belgesel şeklinde ilerliyor film. sabra ve şatilla katliamları filmin ana bölümünü oluştursa da bölgedeki savaşları israilli askerlerin gözünden gösterdiği bölümler de bir hayli fazla.

    peki film israil'i kayırıyor mu ? o kadar da değil. bir filistinli çocuğu tarayan 30 israil askeri gibi sahneler görmek mümkünken, sabra ve şatilla katliamları yüzünden israil ordusu direkt olarak suçlanıyor. ordunun her şeyden haberi olduğu, falanjistlerin kamplara ulaşmasına yardım ettiği, hiç bir şeye karışmadığı, kamplara bakan bir tepeden ordu komutanlarının her şeyi izlediği, katliamın gece de devam edebilmesi için israilli askerlerin "aydınlatma" sağladığı, kampın etrafında israilli askerlerin nöbet tuttuğunu açık açık gösteriyor ve katliamlar boyunca nazi rolü oynadıklarını iddia ediyor.

    ancak filmin o kadar da cesur olmadığı seyirciye gereğinden fazla "asıl suçlu falanjistler, bunu unutmayalım" demesiyle veya "beyrut kasabı" ariel şaron'un isminin filmde olaylardaki rolüyle kıyaslandığında çok az geçmesiyle ortaya çıkıyor. ayrıca auschwitz muhabbeti de ziyadesiyle sırıtıyordu.

    klasik müzik eşliğindeki savaş sahneleri (özellikle filme adını veren vals sahnesi ve meyve bahçesindeki israil askerleriyle filistinli çocuğun savaşı), "bugün beyrut'u bombaladık siviller öldü napalım huhhuu" tarzı şarkıları vurucuydu. ama asıl animasyondan bir anda katliamların gerçek görüntülerine beklenmedik bir geçiş yapması sanıyorum yönetmenin amacına çok uymuş. siyasi bir çözümsüzlük ve inat yüzünden insanların +boşu boşuna+ yaşadığı acıların gayet gerçek olduğunu vuruvermiş.
  • eski bir israil askerinin gözünden israilin beyrut’a girişini ve ardından gelen sabra ve şatilla katliamını anlatan çok etkileyici bir animasyon filmi. film dünya tarihindeki en korkunç ve insanlık dışı olaylardan birini baz alarak topyekun savaş kavramına ve savaşın insan psikolojisindeki yıkıcı etkilerine değiniyor. aynı zamanda bu katliamı bilmeyen veya orada yaşanan olaylara yaşı yetmeyen insanlar için bir belgesel işlevi de görüyor. katliamı bizzat gerçekleştiren, eline silahı alıp kadın çocuk demeden katleden sen olmasan bile buna seyirci kalmak, hatta daha da ötesinde bunu yapanların işlerini kolaylaştırmak (işaret fişekleri mevzusunda olduğu gibi) bir insanlık suçudur, buna göz yumup da “ama biz yapmadık ki, biz kampların içerisinde ne olup bittiğini bilmiyorduk ki” deyip işin içinden sıyrılmak mümkün değildir. hafızasını tekrar kazanmaya çalışan yönetmenin katliamın gerçekleştirildiği kampların çevresindeki askerlerden biriyle konuştuğu bölüm bunu çok iyi anlatıyor. adama “kamptan dolu gidip boş dönen kamyonları gördüğünüzde bir terslik olduğunu anlamadınız mı” diyor. adam da özetle “anladık, komutanımızı aradık, durumu söyledik, onlar da tamam dediler ve geçtik” diyor. yani adamlar yanıbaşlarında bir katliam gerçekleştirildiğini umursamamayı başarabiliyor. israil ordusunun üst kademelerindeki insanlar tabii ki olan biteni farkında ve filistinlilere bu denli ağır bir darbe vurulması işlerine geliyor olsa gerek ama ya alt kademedeki askerler bu olan biten karşısında ne yapıyor? çoğu bu olayı hatırlamıyor veya inkar ediyor. böyle bir yükün altında ancak bu şekilde yaşamlarına devam edebiliyorlar.

    filmin finalindeki gerçek görüntüler insanın boğazına bir yumru gibi oturuyor. yönetmen bunu koymakla olan bitenin bir senaryo olmadığını, bu ayıbın gerçekten yaşandığını göstermiş, çok da iyi yapmış bana kalırsa. filmden çıkışta savaşın anlamsızlığını ve acımasızlığını, faşizmin insanlık tarihinin başına gelmiş en büyük lanet olduğunu, insanların acısını düşünürken ağlamak üzereydim. filistinlilerin yıllardır bitmeyen çilesini ve çaresizliğini düşününce insan ariel şaron ve benzerlerinden ikrah ediyor bir kere daha.

    filmin teknik detaylarına girmek çok elzem gelmiyor bana ama kısaca söylemek gerekirse çok iyi bir animasyon filmi. arka planlardaki detaylar bile tek tek düşünülmüş ve çizilmiş. böylesine insanı mahveden bir temadan sıyrılıp sahne tasarımı, çizimler gibi konularla ilgilenebilecek olanları da tatmin edecektir bence.

    antimilitarizm adına yapılmış başarılı işlerden biri olan bu filmi izleyin, izletin derim naçizane.
  • yönetmenin izleyenleri gafil avladığı yapıttır. iki saat boyunca çizgi gerçekliğinde anlatılan vahşet; filmin son sahnelerinde gerçek görüntülere dönüşerek tüm çizgilerin aslında tamamen gerçek olduğunu gösteriyor. zaten yeteri kadar etkilendiğiniz belgesel yapıt sizin sinirinizi bozuyor. savaşlardan bir kere daha nefret ediyorsunuz.

    (bkz: falanjist)
  • en iyi yabancı film dalında altın küre adayı olmuş. pek çok özgünlük barındıran filmin ilgi görmekte olduğunu biliyordum ama bunu tahmin etmemiştim. artık bu kategoride oscar gelse dahi şaşmam.
  • şu günlerde, bütün israil'de durmaksızın izletilmesi gereken film.
    izlediğimde nsanların hatalarını kabullenebildiklerini gördükçe, umut gelmişti içime. şimdiyse, yeniden, bir halkın acısı altında eziliyor umudum. yine de bu film, insanlık için de, israil için de büyük bir adım diyelim.
  • turkiye gosterim tarihi 6 subat 2009 olarak belirlenen animasyon turunde sinema filmi.
  • kısa süreli bir şoktur. ama "en nihayetinde izle(nen) bir filmdir. görüntüler, ödüller alan, sinema salonlarında dönen, para akışını belli yönlere kanalize eden, reklâm aracı haline dönüşen, o bildik kapitalist akıntıya karışır" gider.

    konuyla alakalı olarak (bkz: gazze tiyatrosu/#14824436)