şükela:  tümü | bugün
  • gözlerinin etrafındaki çizgileri farkedip girilen boktan ruh hali.
  • yaşlandığını farketmeden önce hakkında haybeye atılıp tutulan ama başa gelince yusuflatan korku.
  • davranış bozukluklarına sebep olan korku çeşididir.bazı erkeklerde kızı yaşında genç kadınlara yönelme şeklinde görülür. andropoz amcalığa terfi edilir.adam genç kızın tazeliğine yaşam enerjisine yönelmiştir;genç kız ise amcasının cüzdanına
  • kapılmak için her zaman erken, yaşamak için her zaman geç kalınmış bir korku türü. insanın hayatta ardına bakmadan, önüne hiç bakmadan adım atması ile iyileşmese de görmezden gelinebilen fobimsi. ölünce kendiliğinden geçiyormuş..
    (bkz: yaşlılık)
  • bu korkunun bu kadar histerik olarak günümüz toplumlarının çoğunda büyük oranlarda görülmesinin nedeni daha çok toplumsal koşullanmalardan kaynaklanıyor. günümüz toplumlarında, geçmiştekinden çok çok farklı olarak gençlik ve güzellik kavramlarının pompalanıyor oluşu insanları toplumsal bir histerinin pençesine düşürüyor. "iyi" olanın genç olmak, yüzde kırışıklık saçlarda ak olmaması, yaşlılığın doğal olarak getirdiği herşeyi "kötü" olarak algılamak olgusu ile toplumda yaşlılara(ya da en azından yaşlı görünenlere) verilen önemin azalması gibi etmenler, gençliğin yüceltilmesi vs. tipi aslında son derece "kültürel" olgular bu tip anlamsız bir korkuya yol açıyor.

    oysa geçmişin toplumlarında bunun tersi bir durum söz konusu. yaşlılık bir bilgelik ve saygınlığın göstergesi, doğal evrimin bir sonucu ve tecrübelerinden yararlanılması gerken bir olgunluk çağı, gençliğin ise "delikanlılık" diye türkçede çok güzel bir şekilde ifade edildiği gibi bir toyluk, gelişmemişlik, öğrenim devresi olarak görülüp aslında çok da takdir edilmediği bir dönem olarak görülmesi de eskinin toplumlarına özgü bir anlayış.

    bugün bu durumda olmamızın nedeni basbayağı içinde yaşadığımız tüketim kültürüdür. mantık da basit elbet; çünkü parası olan büyüklerdir ve büyüklere olmadıkları birşeyi oldurmak için para harcatabiliriz ve bu harcamaların sonu asla gelmez(çünkü sonuç hiç bir zaman %100 başarılı olamaz doğası gereği). bu esriklik kişisel tatminsizliğe sürükler, bu da daha çok tüketime yol açar falan filan, bunları zaten biliyorsunuz. artık yaşlıların önemsenmediği, topluma bir yük olarak görüldüğü bir çağ üstelik bu. bireyselleşme olgusu da, huzurevleri de çağımıza özgü olgular.

    daha olgun sözler, daha derin bir bakış açısı istiyorsanız kızılderili felsefesi okumanızı öneririm.

    ayrıca (bkz: the fountain of youth)
  • mütemadiyen "ally mcbeal"laşan kadının 20 yaşına girdiği gün geri sayımı kendisi için başlatması ve ayna başında kırışık sayarak geçirdiği anlarını çoğaltması. aslında komiktir, çünkü kırışıksız yüzünde kırışık oluşmasını bekler bir nevi. ilk kırışıklıklar ortaya çıktığında "aha işte biliyordum, yaşlanıyorum" diyip ağlamaya, orta yaş bunalımına bir giriş yapmaya başlar. tabi bunca endişe, sinir, stres, gerginlikle alnında çizgiler belirmeye, sinir sistemi çökmeye, ruh hali dalgalanmaya başlar. biraz daha takılırsa yaş unsuruna kendinden deli bir psikoloğa çatması an meselesidir.
  • yaşlanmak bir korku olmamalıdır hiçbir zaman... yaşlanmak deneyimlenmek, hayatın içine düşmek demektir aslında. hayata daha çok sarılmak, kendini daha net tanımlayabilmek ve daha bir keyif almaktır yaşadıgın her dakikadan...

    yaşlılığın belirtisi olan kırışıklıklar ise bizim deneyimlerimizin, yaşamışlığımızın izleridir... ama ne yazık ki ilk başta korkulan da bu kırışıklıklar olur yaşlanma adına... aslında her çizgide bize ait bir hayat yatmaktadır.. gülümsediğimizde gözlerimizin altında oluşan kırışıklar nelerin sonucunda oluşmuştur... belki mutluluklar, belki düşüşler, belki heyecanlar ya da varoluşlar... tüm bu izler bizim yaşadığımızın kanıtıdır aslında.. ki ne kadar da güzel durur aslında...

    yaşlanmak, yıllardır aradığımız benliğimizi bulmaktır tam karşımızda... her ne kadar bugünkü aklım olsaydı diye başlasa da birçok cümle... o us, ancak yaşanmışlıklarla oluşmuştur ve o akıl hiçbir zaman eski yaşlarda olamaz zaten.. işte bu yüzden keyifle yaşamak gereken anlardır yaşlılık zamanları... onca anıyı biriktirmek kolay olmamıştır.. satırlara sıgmayan yaşamınız gözlerinizde bir pırıltıyla karışmalıdır hayatın en derinlerine...
  • dik ve duzgun durmasi icin caba gosterilen esyalarin birbirine dayanmasi riskine karsi hissedilen tedirginlik.
  • otuzlar sınırında oluşan yaşlanmakdan değilde bir çok şeyi daha yapamamiş olmakdan, ve artık onları içimizde bir boşluk olarak bırakma zamanının geldiğinde hissetilen "bir an önce bişi yapmalı" diye her şeye saldırma anları