şükela:  tümü | bugün
  • her biri birbirinden ibretlik hikayelerdir. bilhassa anket şeklinde açtım ki çocuklarımıza ibret olarak kalsın.

    herkes susuyorsa ben başlıyorum,

    bundan on sene önceydi. okulda herkesin birlikte olmak istediği bir kız vardı. iki erkek bir araya geldiğinde mevzu bahis bu arkadaş olurdu muhakkak. bir erkek yalnız kaldığında yine mevzu bu arkadaş olurdu. çok geçmeden bir erkekle gördük bunu, dedik şunu bir sorguya alalım. nedir senin farkın sorusuna metalciyim yea dedi. o gün seksen erkek metale başladık. domino etkisiyle üç gün içinde tüm ülke metalci oldu.

    muhtelemen siz de o üç günlük dalgaya kapılmışsınızdır, boşa yazmayın.
  • grup vitamin sayesinde başladığım hadise.yıl 1995 aylardan ağustos grup vitamin zeytinyağlı yaprak dolması albümü çıkarmıştı;albüm diğer albümlerine göre çıkarmış olduğu bence en baba,en sağlam albümdü.bu babalık ve bu sağlamlığı sağlayan pentagramın soloları ve her zaman ki gibi rahmetli gökhan semiz'in harika sözleriydi.vitamin sayesinde dikkatimi çekmişti metal müzik dinleyiciliği serüveni.daha sonra başka başka gruplarda tanıştım.tarzları ne kadar farklı olsa da böyle baba grupların çalışması da bir o kadar dikkat çekici ve şaşırtıcıydı o zamanlarda ve şimdiki zamanlarda.
  • çok eskiye gidebilecek hikayelerdir. zira ben 6 yaşında başladım.
  • temelinde insanın yaşadığı öfke, buhran, isyan, kabullenememe gibi duyguların yattığı, bir şeyin parçası olmak ya da reddedilmeyeceği bir grupta olmak isteğinin hikayeleridir. bir şekilde ucundan tutmuşsanız* gerisi zaman meselesidir. yeni gruplar tanır kimliğinizi oluşturur, daha fazlasını ararsınız. ne kadar zaman geçsede, artık takım elbise bile giyseniz, o kimliği taşır, dolabınızda siyah üniformanız bulunur. hatta belki bir gün ta içinde olursunuz. hepinizi sikerim bakışını takar, gitarınızı baltanız gibi savurursunuz, belli mi olur.

    *ayrıca, bu müziği dinlemeye tavsiye* üzerine başlamak neredeyse imkansızdır. o sizi bulur.
  • küçükken kuzende kaldığımda ağabeyim ve kuzen öğleden sonra civarında uyanırlardı ben de sabahın köründe kalkardım. kuzenimin dehşet bir cd ve konser dvd'leri arşivi vardı. ben de onlar uyanana kadar bunlarla vakit geçirir oldum. başlarda sadece kapaklarına,içlerine falan bakıyordum sonra can sıkıntısından bir açıp dinleyeyim dedim. ve o an rock müzik hayatıma girdi. daha sonra da metal müzik geldi. sonra klasik gitardan elektro gitara geçiş ve hala devam etmekte olan müzik ruhu...

    z.ö.g.e: teşekkürler lütfen(!) yani ben sizin hikaye anlayışınıza saygılarımı sunmayı bir borç biliyorum!
  • bundan 18 sene önceydi. lisede basçı arkadaşla tanışmıştık. o sözde bas çalıyodu, ben de sözde gitar. okul grubunda kendimize yer bulmuştuk başka kimse olmadığı için... evlere gidip gelmeye başladık. çekme kasetler dinledik. sonra zigguratı kurduk. öyle başladık işte...

    http://www.youtube.com/watch?v=263zs6h6dbw
  • bundan 20 sene once hemen hemen doksanlarin basinda daha okumayi yeni yeni soktugum zamanlar ablamlarin new kids on the block'tan sikilmalari sonucu bulduklari queen, guns n' roses, scorpions, vs dinlemeleriyle rock - metal muzik nerdeyse hali hazirda hayatima girdi. sonrasinda orta okul yillarinda pek tabiki hemen herkes gibi metallica - black album ile baslayan, iron maiden ile devam edip judas priesti kesfettikten sonra, lise yillarinda kesfettigim stratovarius, in flames, therion ve children of bodom ile film kopmustur.
  • sene 1986, bir yaşındayım falan. evet hafızam kuvvetlidir. daha sovyetler birliği* dağılmamış. biz de bohem bir aile olarak bir doğu bloku* ülkesinde* ikamet ediyoruz o aralar.

    anarşist bir dönemimdi. (3 nokta) otoriteyi kabul etmiyordum. yemek tabaklarını yerlere fırlatıyorum, bardakları parçalıyorum, elime gelen tüm kitap ve dergileri yırtıp atıyorum. o kadar kontrolümü kaybetmişim ki artık yerlere pisliyordum, bağırıyorum çağırıyorum, anlamsız sesler çıkarıyorum. çernobil patlamış, bende bir huzursuzluk. tüm gün anlamsızca tv'de ya artistik patinaj izliyorum ya da dışarı çıkıp çocuk parklarındaki boş banklardan birine oturup hayatın anlamını sorguluyorum. uykusuzluk had safhadaydı.

    uyuyamıyordum.

    bir gün babam elinde bir plakla* odamın kapısının önünde belirdi ve sessizce komedinin üzerine bıraktı.*

    bu da böyle bir anımdır
  • ilkokul dönemlerine dayanan hikayedir...

    mahsun kırmızıgül orhan gencebay ibrahim erkal dinledikten sonra- ilkokul ortamımda bu şarkılar dinleniyodu- depremde yıkılan işhanımızda abim ile birlikte bilgisayarda takılmaya giderdik.. sene 1997 metallica reload yeni çıkmıştı... abimde metallicanın tüm albümlerini indirmiş ve bende müzik dinlemek için winamp 2 i açtığımda full metallica vardı. ordan ilk açtığım şarkı metallica one oldu. ardından fade to black açtım ardından unforgiven... inanılmaz hoşuma gitmişti bu müzik... öyle ki until it sleeps i her dinlediğimde tüylerin diken diken olurdu. sürekli abime açmasını söylerdim... 2000 senesine kadar metallicadan başka birşey dinlemedim ardından at gözlüklerimi çıkarttım ve tool ile tanıştım... gerisi hop bu güne geliverdim...

    iyi ki varsın abi yoksa kendime jilet atıp duracaktım... şimdi boynum biraz ağrıyo ama olsun ovunca geçiyo...
  • lev nikolayeviç tolstoy ve fyodor mihailoviç dostoyevski'nin anlatamayacagi hikayelerdir.
    (bkz: yazar)
    (bkz: duz adam)