şükela:  tümü | bugün
  • ursula k le guin tarafından yazılmış yerdeniz üçlemesinin sonradan eklenen iki kitapla beraber aldığı son isimdir.
    (bkz: yerdeniz büyücüsü)
    (bkz: atuan mezarları)
    (bkz: en uzak sahil)
    (bkz: tehanu)
    (bkz: öteki rüzgar)
  • ursula k le guin ’in yazdığı fantastik edebiyatın en güzel örneklerinden olan beşleme. eskiden üçleme iken * * * yıllar sonra tehanu ve öteki rüzgar 'ın da yazılmasıyla beşleme halini almıştır. olayların gelişimi, büyücüler - krallar - ejdarhalar arasındaki ilişkiler ve kitap boyunca hiç bitmeyen yolculuk serüvenleri süperdir. fantastik bir macera kitabı okuduğunu sanırken arka planda yaşama, ölüme, kadın-erkek ilişkilerine ve yaşamdaki güç dengelerine dair verilen ince mesajları da farkedersin. bunların hiçbiri açık değildir ama, sembolleri çözmek için kafa yormak gerekir. her olay ve her kişi farklı birçok yoruma açıktır.

    --- az biraz spoiler ---

    beşlemenin baş kahramanlarından olan ged gelmiş geçmiş en etkileyici roman karakterlerden biridir. yerdeniz ’in en güçlü büyücülerinden biri olan bu bilge adama hayran olmamak elde değil. ilk üç kitapta olaylar onun çevresinde cereyan ederken tehanu ve öteki rüzgar'da daha arka plandadır. tabi bunun en büyük nedeni ged’in yaşadığı kayıp. ancak son iki kitabı yazarın daha feminist bir bakış açısıyla yazmasının da bunda etkisi olduğunu düşünüyorum naçizane. nitekim olaylar tenar - tehanu- irialı gibi kadınlar ve ejderha-kadınlar ekseninde gelişir.

    kitabı okuduktan sonra ejderhalara saygı duymayan azdır herhalde. ejderhaların özgürlüğü ve görkemi vurgulanırken insanların mal/mülk tutkusunun onları nasıl kıskanç ve mutsuz yaptığına dair tespiti şahsen çok yerinde bulmuş ve bu mevzuyu bu şekilde anlattığı için ursula teyze'yi bir kere daha takdir etmiştim.

    --- az biraz spoiler ---

    herkese okumasını tavsiye edeceğim kitaplardan biri daha doğrusu beşi. ardından yerdeniz öyküleri de okunarak beşlemede geçen bazı olaylara daha vakıf olunabilir. umarım sinemaya da aktarılır. gerçi böyle bir seriyi çekmek yönetmenin kıçından ter akıtır ama eğer alnının akıyla çıkarsa ortaya yüzüklerin efendisi gibi bir sinema şaheseri çıkacaktır.
  • altilamadir, earthsea cycle olarak da gecer:
    1. a wizard of earthsea*
    2. the tombs of atuan*
    3. the farthest shore*
    4. tehanu
    5. tales of earthsea*
    6. the other wind*

    bir fantasy-fiction uzmani degilimdir, simdiye kadar da hic bu sekilde bir iddiada bulunmadim. ancak simdiye kadar okudugum icinde buyu kavrami gecen kitaplar arasinda en iyilerinden birinin bu seri oldugunu soylemeliyim. bunun nedeni ise, bana kalirsa, olgulari tanimlamada hic bosluk birakilmamasi. zira, kanimca eger bir sagada buyu olacaksa bunun isleyis bicimi iyi aciklanmalidir ki okuyucu anlayabilsin; yalnizca abra kadabra demek hicbir zaman yeterli olmayacaktir. ayrica tek gercek isim konseptini de ortaya atan seridir yerdeniz. bu iki konsepti birden ortaya atarken yeterince tanim ve ornek verdiginden gayet mantikli bir cizgi izlemis, hicbir zaman bana cheesy gelmemistir. kesinlikle okunmalidir.
  • ilk üç kitap yaşam, ölüm, bilgi, sahip olma, hırs, bilgelik... gibi ana temalarla yoğrulmuş olup bilhassa üçüncü kitap "en uzak sahil"le üçleme epik bir havaya bürünür (bu bizim hissettiğimiz; aslında ursula k le guin her eserinde olduğu gibi son derece dingin bir uslupla yazmaktadır). daha sonra dördüncü ve beşinci kitaplarda aniden günlük yaşamın ortasına düşeriz; kadınlar, konuşmalar, koşuşturmalar, yerine getirilmesi zorunlu gündelik işler vb....ve usul usul ursula le guin'in dehası devreye girer; o sade anlatım tarzıyla yavaş yavaş bu basit gibi görünen işlerin de o "büyük işler" kadar önemli olduğunu bize hissettirmeye başlar...düşünürüz "acaba bu basit gündelik işler kadınlar tarafından yerine getirilmeyip sadece paylaşılsaydı dahi dünya nasıl olurdu ? " diye...tarihte isim yapmış erkekleri düşünürsünüz; komutanlar, bilgeler, bilim adamları, sanatçılar, filozoflar, evliyalar...ve sadece bu işlerle uğraşmaktan, ortaya çıkamamış gizli kadın kahramanları...dünya uygarlığının kadınlara neler borçlu olduğunu anlarsınız...

    bu feminist bir bakış açısı mıdır ? hayır, dünyaya sadece insanca ve adilce bakabilmektir.
  • daha yeni 3. kez (öteki rüzgar ile 2. kez) baştan sona okuduğum ve bir an önce unutmayı dilediğim seri. bir an önce unutayım ki yeniden bu eşsiz zevki baştan sona yaşayabileyim; yeniden ve yeniden ged'in (çevik atmaca) karakterine ve gücüne; tenar'ın iyiliğine, güzelliğine, sevgisine ve iradesine; tehanu'nun (tenar'ın verdiği isimle therru'nun) saflığına ve içinde taşıdığı gerçek kimliğine hayran olabileyim, o yaşadığı acılar yüzünden gözlerinden yaş bile akamayan küçük kız için gözlerimden yaş akıtabileyim, onun ürkekliğine karşı tenar'ın sevgisini içimde hissedebileyim, beni çok etkileyen bu müthiş karekterleri ve yerdeniz'i yeniden yaşayabileyim. başka etkilendiğim şeyler de var seride, serinin kendisi en başta tabi ki. ama bu sonuncusu da dahil her okuyuşumda özellikle bu üç karakteri çok derinden yaşadım. bir de yerdeniz öyküleri'ndeki anieb, medra (susamuru, deniz kırlangıcı) ve elehal (kor) ayrıdır benim için. ama bu öyküleri nedense beşleme dışında, onun yan hikayeleri olarak düşünüyorum, belki de altılama* adı sevimsiz geldiği içindir.
  • yerdeniz öykülerini okumadığım için henüz altıyı tamamlayamadığım nehir roman.

    ursula k leguin'in fantastik edebiyat alanında kendini kanıtladığını düşündüğüm seri. dili çok sade ve akıcı. sakin sakin anlatıyor ve o sakinlikten beklenmeyecek zenginlikte bir içerik var anlattıklarında. herhalde bu dille de ilgili olsa gerek bu fantastik olaylar gerçekmiş gibi kaptırıyorsunuz kendinizi olaylara. sanki ejderhalar batıdan havalanıp gelecek ve şehrin üzerinde bir tur atacak gibi. okuyup da ejderhaları sevmemek de mümkün olmuyor artık.

    --- spoiler ---
    kitaplar (özellikle ilk 3 kitap) güç, iktidar, hırs gibi daha erkek temalı konular üzerine duruyor ve hızlı hızlı, bazen de atlayarak akıp gidiyor. en uzak sahilde gerçek bir zirve yapıyor kanımca. tam bir kahramanlık öyküsü. tehanu ve öteki rüzgarla birlikte birden yavaşlıyor akış, bir burukluk çöküyor okurken insana. tüm o yaşanan hareketli olayların bir tür perde arkası gibi son iki kitap. burada da kadınlar çıkıyor ortaya. bir sürü yeteneği, özelliği, potansiyeli olan ve yerdenizi kurtaracak kadınlar. herbiri birbirinden farklı kadınlar. özellikle dördüncü kitapta bazen sayfalarca süren, ama hep satıraralarında geçen, cinsiyetin toplumsal rolleri, kadınların neden ikinci sınıf olarak görüldüğü, eksik etek mantığı deşiliyor hep. yazar sıkı feministlik yapıyor buralarda.

    batıda zenginliği ve ışığı alan ancak bunların yanında bencilliğin de genlerine işlediği insanlar, doğuda ise yoksul ama güçlü, karanlığa mahkum çorak diyarların yaşayanları ejderhalar. sonuç olarak doğu-batı olarak ayrılmış yerdeniz aradaki duvarın yıkılmasıyla birleşiyor. ölüler diyarı ile canlılar diyarı biraraya geliyor. öteki rüzgar esiyor, yani yeni bir devir açılıyor.

    ilgisi var mıdır bilmem ama 21. yüzyılın, emperyalizmin yarattığı dünya düzenine ve gelişen olaylara tahvil edesim var, bu birbirine düşman edilmiş ve ayrılmış ikili yerdenizi. biraz zaman geçirip tekrar okuyunca belki bu gözle bakıp ipuçları da bulunabilir.
    --- spoiler ---

    mülksüzlerle tanıdığım bu müthiş kalem, kendisine hayran etti beni bu seriyle. ilerlemiş yaşına rağmen hala üreten bu insan ejderhalar kadar yaşasın da hep yazsın istiyorum.
  • metis yayın evi'nin kuruluş yıl dönümleri şerefine bir koleksiyonluk ansiklopedi haline getirdiği altılamadır. seriyi daha önce okumamış olup ansiklopedisi hediye edilince, bu koca kitabı bitirememe korkusuyla başladım. serinin konusu kadar ansiklopedisi de büyülüdür zira atuan mezarları bölümüne geldiğim de ansiklopedim bir büyü ile hafifledi, küçüldü, elime yapıştı, uykumu kaçırdı.