şükela:  tümü | bugün
  • sanki birilerinin hayatını kurtarmışım gibi hissediyorum. yaşlandıkça daha çok yol tarif etmeye, daha çok yolunu bulamayanların sohbetine dalmaya başladım. hatta bazen bazılarına "oradan gitmeyin şuradan gidin daha iyi olur bence" gibi bayağı yorum barındıran fikirlerimi de sunuyorum. terslendiğim de oluyor amma ben mutlu oluyorum. haritaya bakan sarışın mı sarışın 2 turist görmeyeyim hemen yol tarif ediyorum. dörtlüleri yakmış ve yol sorma potansiyeli olan bir araç görmeyeyim, hemen gözlerimi şöföre dikiyorum hadi bana sor dercesine. otobüste hangi durakta ineceğini bilemeyen bir amca görmeyeyim. offf en tatlısı da bu. amcaya indikten sonra yardım edecek birilerini bile arıyorum otobüste. ve o anda "galiba cennete giderim lan herhalde" diye düşünüveriyorum. böyle "yampiri yampiri" cennete gidebilirim bence.
  • yer-yön duygusu sıfır olan biri olarak , tarif edebilenlerin cennete gitmesini kesinlikle desteklediğim durum.
  • hiç yaşayamadığım his. yön duygusu olmayan birinin yaşadığı şey utanma duygusu oluyor herhalde. yolda yürürken birisi gelip bir yer soracak diye korkarak yürürüm. ben kesin cehenneme gideceğim lan harbiden.
  • bugün yine yaşadığım his. bir tane nine otobüs durağa gelmeden heyecan yaptı. ''burası neresi? nereye gidiyoruz? noluyor? ne olacak bu ülkenin hali?'' demeye başladı. ben de hemen ''nine nereye gidiyon sen?'' sorusunu, bu soruya yakışır bir şekilde yüksek sesle sordum. zaten son durağa geldiğimiz için inecektik. ''burası taksim değil mi evladım?'' diyen nineme ''yok nine burası harbiye, taksimi geçtik, sen bu otobüsten inme geri götürsün seni'' diyerek ninemin içini ferahlattım. şoför bey de sağolsun ring yaparak nineyi taksime götürdü. yani götürmüştür umarım. nişantaşına doğru yürürken yine cennete gideceğimi hayal ettim. cennet ne hoş şeysin sen, sinekten yağ çıkarırcasına sevap kazanıyorum senin için.