şükela:  tümü | bugün
  • galatasaray'ın uefa kupası öncesi oynadıgı lig macı.. macın bir kac yönden önemi var. uykum var kısaca;

    galatasaray'ın 25 ocak 1998 bursaspor galatasaray macindan sonra kaybettigi ilk deplasman macıdır, yani galatasaray 97 - 98 sezonunda bursa deplasmanında 3-2 kaybettikten sonra 1998 - 1999'da deplasmanda hic maglubiyet almamı$, 1999 - 2000 sezonunun da en son deplasman macında altay'a kaybederek bu garip seriyi sonlandırmı$tır.
    bu mac öncesi altay ve istanbulspor atba$ı küme dü$meme mücadelesi yapıyordu. bu macın oldugu gün istanbulspor karde$i adanaspor'la oynayacaktı ve tüm türkiye o macta $ike yapılacagına öylesi inanıyordu... istanbulspor hakikaten adanaspor'u yendi. ama kıcından ter akıtarak ve hepsinden önemlisi $u an galatasaray'da oynayan stoper emre a$ık'ın hattrick yaptıgı macta yendi.. hem de son gol 90. dakika da gelmek üzere 3-2. sıra altay'da idi. ama kimse inanmıyordu belki . cünkü altay'ın türkiye liglerinde özellikle son dönem en belalı takımı galatasaray idi.

    maca altay iyi ba$ladı ve macın ilk yarısında telat özden ile skoru 1-0 yapıp bunun üzerine yattılar.. son haftaya ta$ımı$lardı umutlarını. istanbulspor'un önündelerdi hala. ve son hafta istanbulspor galatasaray deplasmanına gelecekti... yani artık herkes altay'ın kümede kaldıgına inanıyordu. son hafta uefa kupasını türkiye'ye getiren galatasaray sahaya cıkıp istanbulspor macında kendisini cok sıkmadı, istanbulspor sarı$ın mithat'ın golü ile 1-0 öne gecti ama recep her zamanki gibi kendi kalesine attı. mac 1-1 bitti. altay, antalyaspor deplasmanında yenilince puanlar e$itlendi ve küme dü$en takım averajla altay oldu.. ligin son 2 haftasında uefa kupasına kanalize olan galatasaray altay'ı hem umutlandırdı hem yaktı..

    ayrıca fenomen kaleci $anver'in de laneti altay'ı yaktı. kısaca deginmek gerekirse $anver'in kaleyi korugu o dönem maclarında galatasaray altay'ı hep dövüyordu. 4-5-6-8 gol atıp, bir o kadarını da atmıyordu. artık galatasaray'dan 5 gol yemek altay icin alı$kanlık yapan bir zevk olmu$tu. mamafih bu kötü sonuclar alınırken altay kulübü birinci ligde hep kendisine orta sıralarda yer buluyor, hic bir zaman alt sıralara gitmiyordu. altay yönetiminin kafa kafaya verip ''ulan bu galatasaray'ı artık yenmeliyiz'' hırsı ile kale trabzonspor'dan alınan nihat tümkaya'ya teslim edildi. hakikaten altay yönetimi normalde olsa tebrik edilecek bir hamle ile galatasaray'ı alt etmeyi ba$armı$lardı. ancak $anver'in lanetini hesaba katmadılar. altay, galatasaray'ı yenerken 4-5 yiyip mutlu mesut ligde kaldıgı sezonlara inat 2. lige dü$mü$tü.

    $anver is back. $anver reloaded, $anver revolulitons. hepsi üst üste.
  • galatasaray izmir'e uefa kupasi finalisti fatihi ve türkiye kupasi sampiyonu olarak gelmis, mactan evvel izmirli futbol severlere kupa turu attirmisti.. tabi galatasarayliydik ama altayimiz daha zor durumdaydi.. o haftaya girilirken, yanlis hatirlamiyorsam antalyaspor'un 38, istanbulspor'un 36, ve altay'in 34 puani vardi.. yillar yili bu haftalari hep ligin 10. siralarinda maç satarak geçiren altay'in avrupa fatihine karşı mutlak 3 puana veyahut daha fazla puana ihtiyaci vardi..

    mersinli tarafinda bir avuc altay taraftari olarak yerimizi almis, dostluk beraberlik sinirlari cercevesinde kofte yemeye koyulmustuk ki sanayi tarafindan "41 kere maşallah" posteri acmaya basladi galatasaraylilar.. o maça kadar 40 kere yenilmeyen galatasaray, o macda da yenilmeyecek 41. namaglubiyet serisine kavusucakti hesapta.. poster acilinca bir izmir mikro milliyetciligi yasandi ve "siz nasil izmirlisiniz yavsaklar" minvalinde küfürler havada ucusmaya basladi.. galatasarayli taraftarlarin da niyeti aslen cok galibiyet degildi orada.. millet uefa kupasi gormeye gelmisti ve maglup olunsa iyi bile olurdu. zira eni konu izmir takimiydi altay..

    velhasil ilk yarida bizim önümüzdeki kaleye cok şık bir gol atti talat.. galatasaray'da bu dakikadan sonra ne zaman soyle ciddi saldiracak olsa 50-60 bin kisilik stattan homurtular yükselmeye baslamis, galatasaray kendi sahasinda saldirmadan oynayinca tribunler tezahurata girismisti. fatih terim durumu anlamis, cocuklari fazla yormamisti.. zira bir sonraki hafta galatasaray kendi sahasinda istanbulspor ile oynayacak, bu macta kendilerini yormamanin dietini istanbulspora karsi odeyecekler, altay'in kendi kuyrugunu kendisinin antalya'da kesmesine olanak vereceklerdi.. zaten uefayi da almis goturmus bir takimin istanbulspor karsisinda hirs yapmasinin da mantigi yoktu acikcasi..

    hülasa altay düstü bir hafta sonra. bir daha geri gelmemecesine.
  • galatasaray'ın eğer yenseydi izmir atatürk stadında şampiyonluk turu atacağı maçtı. maçtan önce altaylı arkadaşım benimle iddiaya girmek isteyince, sokakta tanımadığı insanlar bile " ulan salağa bak altay yenecek diye iddiaya giriyor " diye kendisine ağır ithamlarda bulunmuştu. benim için hava hoştu, bedava kola içmek o zamanlar gayet güzel bir aktiviteydi.

    tüm galatasaray taraftarı rahattı. şampiyon takım izleyeceklerdi. tribünlerin kapalının yarısı dışında tamamı galatasaray'a verilmişti. ben de babamlarla kapalıda yerimi almıştım. ilk yarıda öyle bir altay vardı ki sahada, gıkımızı çıkaramıyorduk. bu maçta tartışmasız altay'ın en iyi oyuncusu haydar'dı. tüm kanadı hallaç pamuğu gibi atıyordu. bunun normal bir sonucu olarak da altay bir gol buldu ilk yarıda.

    ikinci yarı daha kontrollü geçmişti maç. galatasaray'ın en tehlikeli pozisyonu hakan şükür'ün kafa vuruşunda topun önce üst direğe sonra çizgiye gitmesiydi. bu pozisyonda topu rahatlıkla tipleyebilecek olan arif erdem, elini kaldırıp "gooool" diye orta sahaya koşmayı tercih etmişti. pozisyon net olarak gol değildi. maç boyu morarmış bir şekilde olan ben, tüm hıncımı korner atmaya gelen marcio'ya selam söyleyerek almıştım. onun bir suçu yoktu gerçi..

    böylece gerçekten çok pis göt olduğum bir maç oldu. arkadaşıma kolayı mc donald's ın bedava kuponuyla almıştım sanırım. amma pintilik yapmışım şimdi düşününce..

    bu arada, aynı arkadaşım 8 ocak 2009 altay galatasaray maçını da altay'ın kazanacağını iddia ediyor. yok artık bu sefer olmaz ya.

    edit: arkadaşım uyardı. haydar değil müslim can olacakmış o iyi oynayan oyuncu.
  • hayatımda gittiğim ilk futbol müsabakasıydı. onda da tuttuğum takımın yenilmesi kötü bir hatıra olsa da efsane kadroyu bir arada ve izmir'de görebilmek beni çok mutlu etmişti.
  • gittiğim ilk galatasaray maçıydı, çok önemlidir yani benim için. seneler içinde role model haline gelmiş dede, favori kuzen ve daha 9 yaşındaki ben, galatasaray altın sezonunda izmirlere kadar gelmişken gitmesek çok üzülürdük herhalde.

    maça dair aklımda kalan çok az şey var. galatasaray 5 gün sonra çıkacağı ve herkesin aklına ismini kazıyacağı uefa finalini de düşünerek izmir'e 13 kişilik bir kadroyla gelmiş, maça taffarel claudıo andre, carlos alberto capone, bülent korkmaz, fatih akyel (46 ' mehmet yozgatlı), ergün penbe, arif erdem (82 ' emrah eren), ümit davala, ahmet yıldırım, hakan şükür, hasan şaş, mandinga dos santos marcio 11'iyle çıkmıştır.

    o zamanın aklıyla 82'de oyuna giren emrah'ı emre zannedip heyecan yaptığımı, maçlara az gelen taraftarlara tezahürat ezberleten apaçi amigoyu, hakanın direğe vurduğu kafayı, bir de kaleye ne gelse çıkaran nihat tümkayayı hatırlıyorum. yine de beni gerçek galatasaraylı yapan ve gözümde en anlamlı maçtır herhalde.
  • benim için babamla gittiğim ilk maç ozelliği taşıyan ve atatürk statında altay kapalı tribününden izlediğim maç. aklımda kalan sahnelerden en önemlisi son dakikalarda hakan şükür'ün kafa vuruşunun üst direkten dönmesiydi. her ne kadar galatasaray taraftarı olsam da o maç altay'ın kazanması kümede kalması açısından önemli olduğu için maç bitiminde stattan mutlu ayrılmıştık.