şükela:  tümü | bugün
  • geçmişten pişmanlık duymadan, gelecekle ilgili endişelenmeden, sadece o anda olana odaklanmak. her ne yaşıyorsak, "iyi" veya "kötü" diye etiketlemeden, yargılamadan yaşamak.

    profosyonel yaşam koçu rana beri blogunda güzel örneklemiş;

    http://www.ranaberi.com/kilyosta-tam-da-o-anda/
  • (bkz: dem bu dem)
  • anda kalınca zihnin ve düşüncelerin gözlemcisi olabilirsin. sadece izleyicisindir. o andan itibaren diğer izleyici ile bütün oluyorsun. ihtiyacın ne varsa ayağına geliyor, fark ediyorsun. müthiş bir farkındalık hali
  • gercekten cok zor.
    ama basaran cok keyifli bir hayat yasar.
    biz hep ya gecmise ah vah etmekle ya da gelecekten boyundan buyuk seyler beklemekle mesguluz.
    oysa su an evimdeyim. oi va voi ladino song calıyor. cok severim bu parcayı. evim dısarının sogundan uzak.. kahve iciyorum. sigara tellendiriyorum. ursula nın kadınlar ejderhalar ruyalar kitabı elimde. su anım oyle kıymetli ki. baska bugun yok.
    hep gelecekten bir seyler bekleme halindeyiz. daha guzel gunler. hayaller hayaller.
    ya da hep gecmisi yad etme ya da hesap sorma halineyiz. neden ben. niye boyle oldu ki. su anıya tekrar donmek icin neler vermezdim.
    oysa bugun akıp gidiyor. bak su an bi dakika oncesi oldu bile.

    hakkını vererek yasamak lazım.
    bugune degerini atfederek.
    anda kalarak.
    simdide.
    bugunde.
  • ya çok iyi unutulamayacak ya da çok berbat unutulmayacak bir andır. beynin bulduğu boşlukta seni o ana fırlatması ve senin engel olamadan onu beklemen. rüyanda bile bi bakıyorsun o andasın. nasıl bi kavgadır ne biçim düğümdür bilemiyorum.
    iyi anda kalmak istemli oluyor. ne güzel gülmüşüz ne eğlenmişiz demek için açıyorum fotoğrafları, sevdiğimiz müzikleri ... sonra ağlıyorum falan ama değiyor. canım anılarım
  • stres, anksiyete ve yaygın huzursuzluktan muzdarip bir kişi olarak yogaya başlamam ile yaklaştığım hadise. ''beni sevecek mi, işim düzelecek mi, ailem ile ilgili sorunlar hallolacak mı '' gibi sorular yok. hafif müzik, kuş cıvıltıları ve sahip olduklarına sevinme var. kendine ayırdığın zamana şükretme var. yeniden bi şeyler hissedebilen kalbinin çarpıntısına sevinmek varbir de.
  • başarması oldukça güç bir şey ama yine de özellikle bir çocukla geçirdiğiniz zamanlarda bunu başarabiliyorsanız o geçen zaman bambaşka oluyor.

    çocuğunuzu uyutunca yapacaklarınızı düşünmeden, işte yaşananları işte bırakarak, bu kıyafeti küçük mü gelmiş haftasonu alışverişe mi gitsek demeden; o an ne kadar enerji ne kadar ruh varsa, elde ne varsa o ana vererek, hissederek, tadını çıkararak yaşamak. ve o anlardan çocuğunuzun da ne kadar tatmin olduğunu görmek, hissetmek.

    geriye hep bu anlar kalacakmış gibi geliyor bana, direkt olarak o anı hatırlamayacak belki ama içinde bir yerde hissettiği doyum iz bırakacak, çocukluğu güzel olacak. veya sadece bana böyle geliyor, bilemiyorum.
  • buna engel olan şeylerden biri de "ruh kası" olarak da bilinen psoas kasınızın gergin olmasıdır. psoas kası nedir, nerededir, nasıl gevşetilir derseniz bu konuda internette türkçe de dahil olmak üzere epey kaynak var.

    psoas kasınızı esnetip gevşettiğinizde anda kalmayı çok daha kolay bir şekilde başarabildiğinizi göreceksiniz. o bambaşka bir "an"dır zaten. kısa bir süreliğine bile olsa başardığınızda bunu hemen anlarsınız. adeta içinizdeki bir düğmeye basılmış da bir anda o moda geçmişsiniz gibi hissedersiniz.

    o düğme belki de psoas'tır.

    http://www.uplifers.com/…-ruhun-kasi-psoasta-gizli/

    http://www.yeniyasamokulu.com/post/diyafram-nefesi
  • an’da kalmak!

    keşke an’da kalmanın önemini buradan birkaç cümle ile anlatabilseydim. ama an’da kalmanın yöntemlerinden bir tanesini paylaşabilirim.
    işte kişisel gelişimin en ilginç tarafı bu aslında. bir şeyi okuyorsunuz veya dinliyorsunuz ve dinlediğiniz anda -aslında özünüz bu bilgileri hali hazırda biliyor olduğu için- hemen anlıyorsunuz, bir “aydınlanma” yaşıyorsunuz. artık hayatınızın yarından itibaren farklı olacağını düşünüyorsunuz, ama bazen bazı bilgileri hücresel seviyede anlayıp hayatının içine geçirip ve hatta onu alışkanlık haline getirmek için; o bilginin deneyimlenmesi gerekebiliyor. bunun da herkes için bir zamanı var bence. bu yazıyı okuyan kişi de ilk tohumu atmış oluyor haliyle. hiçbir şey tesadüf olmadığından..
    bu aslında güzel bir şey; bilgileri hap gibi yutup derhal uygulamaya başlasaydık eğer“deneyim” kısmı her daim biraz daha azalırdı belki, ki biz bu hayata deneyimlemeye geliyoruz
    ben de bugünlerde “an’da” kalmanın ne kadar muazzam bir önem taşıdığını tam olarak anladığım günlerin içindeyim. fark ediyorum ki hep “gelecek” e endeksli bir mutluluk-mutsuzluk, huzurlu olma-huzursuzluk duygusu içindeymişim. yani, şu an burada çok keyifli bir yerde çay içip çayın o buruk tadını damağımda hissedip, güneşin vücuduma temas etmesiyle serin-sıcak havayı aynanda deneyimlemek varken; “ohh çay da ne güzelmiş” deyip, “acaba yarınki toplantı nasıl olacak? keşke daha kolay bir işim olsaydı. bazı insanlar hiç bu kadar çok çalışmadan çok daha fazla kazanıyorlar. acaba bir sahil kasabasına mı yerleşsem? yok ama şehir hayatının artıları da var ama yarınki toplantı nasıl olacak acaba?” gibi birbirini takip eden bir düşünceler zincirinin içinde kaybediyorum kendimi. şimdilerde işte o düşünceler zincirinin içinde, buldum kendimi. yakaladım. aslında gelen o ilk düşünce zincirin ilk halkası, fakat onu takip etmek veya an’ın içinde kalmayı seçmek tamamen bize ait.
    o düşünceyi takip etme alışkanlığımız çok eskilerden geliyor aslında. düşünceyi takip ederek, olası ihtimaller üzerinde durup kendimizi koruma altına alma niyetimizle edindik bu alışkanlığı. ama bilinmelidir ki, bir “an” sonrasını biz içinde bulunduğumuz şu anda yaratıyoruz ve eğer şu an’da, bir an sonrası için “endişe” duyarsak; evet, o korktuğumuz şeyleri elbette ki yaratıyoruz. çünkü hepimiz çok güçlü yaratıcılarız.

    düşünceler her zaman belirecektir. bizim alışkın inanç sistemimiz (egomuz) bize mutlaka “şunu bir düşün” diye bir öneride bulunacaktır. ancak o düşünceyi takip edersek, işte bu an’da olmadığımızın göstergesidir.
    “an’da kalmak, düşünmek yerine hissetmektir.”
    an’da kalmakla ilgili yapılacak ilk adım: fark etmek.

    evet, bir düşüce geldi mesela; “off ayın sonu geldi ben gene borç istemek zorundayım. neden yeteri kadar param yok?” işte bu düşünce geldiği anda bunu fark ettiğinde dur! kesinlikle gelen düşünceyle kavga etme, o düşünce asla senden güçlü değil. sadece derin bir nefes al. önündeki her hangi bir nesneye odaklan; bir ağaç yaprağı, bir bardak, kaldırım, bulut.. fark etmez. elbette ki bu nesnenin sende kötü bir anısı olmaması önemlidir. o nesneyi deneyimle, tek tek her hücresini fark et, rengini, dokusunu, varsa sesini, en ince ayrıntısını.. ve belki sonra bir nesne daha ve bir tane daha..
    an’dasın.
    önceden uyarmak istiyorum ki, ilk seferler belki biraz zor gibi gelecek çünkü alışkın inanç sisteminin yapmaya alışkın olmadığı bir şey bu. an’da olmak. ve dolayısıyla belki de ilk birkaç gün bir şey değişmedi gibi gelecek, değişmeye de bilir. dediğim gibi, bu oluşacak olan bir alışkanlık. eğer günde 2 dakika bile, rahatsız edici bir düşünceler zincirinden bu şekilde uzaklaşabiliyorsan bu muhteşem bir gelişmedir ve aslında değişimin başlangıcıdır.

    tek soru vardır.
    sen bunu deneyimlemeyi istiyor musun?
    değişmek istiyor musun?
  • erkeğin ömrü bir boşalma, bilemedin bir sevişme kadar. arta kalanı oyun çocukluğu*, erkek çocukluğu*.

    bereket her an için herkese ve her şeye ne tepki vereceği bir kedi için asla sorun değildir. o anda yaşar*, egosu yoktur ki egosuna yenilsin. ev hayvanlarının sahiplerinin nevrozlarını yansıttığı bulunmuş. kedilerin de diger petler ve çoğu yüksek düzey hayvan gibi burçları var, kişilik özellikleri var. onlar kendi özyapılarında var olan malzeme ve eğilim neyse, mümkün olanın en iyisini kendi canına yansıtıyor. sibernetik öğrenme özellikleri var, insan tipi kendi seçimiyle kendini çaresiz bırakmaları yok. (bkz: kedi psikolojisi/@ibisile)

    (bkz: clive wearing), carpe diem, anda yaşama yöntemleri