şükela:  tümü | bugün
  • hafif.org'da, bir yazar tarafından sozluk kullanıcılarının ortak noktası oldugu iddia edilen dunya gorusu. aynı zamanda bir suser oldugunu da belirten yazar yaptıgı essiz gozlemler ve "okumalar" sonucunda ortaya cıkardıgı bu gercegi, diger suser'ların suratına bir tokat gibi carpıyor. bunu yaparken de enis baturun yazısı ve sozlukteki bazı entryleri acımadan kullanıyor. bu esine az rastlanır tarihi vesika su sozlerle noktalanıyor: "son bir soru: sâhiden de bir sonu yok mudur sözlük’ün, uçsuz ve bucaksız mıdır; yoksa çoktan bitmiş, ağırlıklı olarak uzatmaları oynayan bir mekân mıdır?"
  • sanırım bu ve bunu gibi yazıları en guzel sekilde aciklayan entry entellektuel hezeyanlardır.
  • konuyla ilgili $ahane özlü sözler vardir,nedir ? budur ;

    "devrini kapayan her$ey yokolmaya mahkumdur." - selamites $ahintepelarus (bc 200)

    "sanildigi kadar zeki degilim ha ahahha" - mike tyson (1983)

    "gerçekten koca bir hiç olanlara kar$i alerjim var" - eddie murphy (1998)
  • sayfanın formatı da sanki sozluge benziyor.belki biraz daha farklı limitler var ama aynı mantıkla çalısıyor...
  • entellektuel soylem denen sey aslinda icine girdiginizde pek de bi anlam ifade etmeyen biseydir. zira anti-entellektuel bence guzel bir kelime. o soylemi cok iyi kullandiklarini iddia eden insanlarin etik ve ahlak anlayisindan bihaber olduklarini kesfetmekten her seferinde buyuk uzuntu duyuyor insan.
  • italyan ve alman fasizminin en belirgin ozelliklerindendir. hitler “bir enerjik adam konusmaktan baska birsey bilmeyen binlerce entellektuel gevezeden degerlidir benim gozumde.” der. mussolini ise “bazilari beyinleri ile dusunuyormus, biz ise kanimizla.” diyerek entellektueller konusundaki hislerini saklamaz. onlara gore bazi seyler tartisma disidir. insanlar kucuk beyinleri ile ilahi meseleler hakkinda gorus belirtmeye nasil curet ederler. onlari yargilayacak olan “universite hocalari degil, politikalarini takip eden yuzyillar olacaktir.”
  • (bkz: ertuğrul özkök)
    (bkz: fatih altaylı)
    (bkz: hıncal uluç)
    (bkz: emin çölaşan)
    (bkz: oktay ekşi)
    (bkz: hasan pulur)
    (bkz: engin ardıç)
    (bkz: daha gider bu)

    genel olarak muhafazakarlığa ve faşizme özgü bir bakış açısıdır, yerleşik düşüncelerin sarsılmasından duyulan içgüdüsel tedirginlikle alakalıdır.
  • (bkz: dantelizm)
  • ikiye ayırmak (hatta üçe beşe ayırmak da) mümkündür. en etkili olan birinci kesim, gerçek iktidarın ve resmi görüşün rahat ve konforlu cephesinden konuşan köşe yazarları ve yarı aydınlardır. genegeçer kabullere ve resmi politikalara karşı argümanlar geliştiren entelektüelleri harcama operasyonu, toplumda da geniş kabul gören "entel bunlar, dediklerinden hiçbir şey anlaşılmıyor, zaten hayal dünyasında yaşar bunlar ve reel politikten habersizdir" önkabulune yaslanarak "kelle alma" biçiminde gerçekleşir. genel olarak da başarıya ulaşır. bu operasyona karşı çıkan cılız sesler de ülkedeki genelgeçer havanın (bkz: medya) da yardımıyla kolayca bastırılır. diğer az önce de tarif etmeye çalıştığımız kesim de toplumdaki entelektüel düşmanlığından bilerek ya da bilmeyerek ilham alır. bu noktada önemli olan tabii şudur: burada karikatürize edilmiş entel tiplemesi epey yardıma koşar. kendini entelektüel gibi gören ve göstermeye çalışan bu tipler, "bilgi güçtür" safsatasından yola çıkarak ellerindeki bilgi kırıntılarını toplum üzerinde manevi bir iktidar kurmaya harcayarak kendilerini komik duruma düşürür. bu hıyarca tutumdan da gaz alan "yeni bilgiden rahatsız olmuş" toplum, kendince bir anti entelektüelizm geliştirerek durumu tamamen karikatürize eder ve rahatlar. bildiği sularda kulaç atmanın huzuruna erişir.