şükela:  tümü | bugün
  • nüfusu azaltmaya yönelik politika.

    (bkz: pronatalizm)
  • reddit'te childfree başlıklarını gezerken karşılaştığım, natali kim, niye karşıtları var lan diye keşfettiğim kavram.

    ekşi sözlük entellerinin bilmemesi ve içerik azlığı ve zayıflığı da beni şaşırttı doğrusu.

    double income no kids, yani kısaca dink başlığında insanların neden çocuk istemediğini diğer entrylerle birlikte uzun uzun yazdım, açın bakın, buyrun okuyun.

    (bkz: dünyaya çocuk getirmeyenlerin dünya görüşü)
    (bkz: the voluntary human extinction movement)
    (bkz: insanoğlunun nesli tükensin hareketi)
    (bkz: çocuk sahibi olmak istememek)
    (bkz: dink/@alainderon)
    (bkz: nüfus yoğunluğu)
    (bkz: nüfus patlaması)
    (bkz: overpopulation)
    (bkz: antinatalizm)
    (bkz: vhemt)
  • (bkz: #60254935)

    --- spoiler ---

    "bu boktan dünyaya çocuk getiremem" diyen tüm kadınlara helal olsun.

    "boktan moktan, bana ne ya, ben anne olucam" diyen kadınlara... küfür etsem olmaz, beddua etsem olmaz... tasvip etmiyorum diim bari. gerçi çok da bi yerlerindeydi benim tasvip edip etmemem ama cidden biraz vicdan, lütfen.

    annemi de eleştiriyorum. intihar kolay değil maalesef ama doğmamak çok kolaydı. fakat, anne olmak istemiş işte... annem.

    (bkz: çocuk yapmak/#43507473)

    --- spoiler ---

    anne olma isteği, bir insanın doğmasına, dolayısıyla ölmesine sebep olur; bir kişinin daha dünyaya gelip, suça bulanmasına, ağlamasına, üzülmesine, ağlatmasına, üzmesine sebep olur.

    üstelik niçin çocuk sahibi olmak istersiniz sorusuna vereceğiniz cevaplar da şunlar:
    1. çünkü çok tatlı, küçücük, oynarız, korurum, severim.
    2. aile bağlarımız kuvvetlenir.
    3. soyumun devamı.
    4. yaşlanınca bana bakar.
    5. isteyipte gerçekleştiremediğimi, onun için gerçekleştiririm.
    6. eğitirim, topluma faydalı bir birey olur, dünya daha güzel bir yer olur.

    bu sebeplerin ortak özelliği ne? bunların hepsini sen istiyorsun. bunların hepsi senin doğruların. bunlar senin mutluluğun, senin ilişkinin istikbali, senin yaşadığın dünyanın istikbali yani tamamı senin için. yani sen bencilsin ve kendin için bu dünyaya gelecek, düşecek, hastalanacak, belki aşık olup karşılık alamayıp ya da belki eğitiminde başarısız olup intihar edecek, belki trafik kazasında bacağını kaybedecek, belki arkadaşlarıyla şakalaşırken gözüne kalem girip kör olacak, belki tecavüze uğrayacak, belki kariyeri için patronuna yaltaklanmak zorunda kalacak, belki kanser olacak, belki esir düşüp işkence görecek bir insan dünyaya getireceksin. hiç utanmadan. üstelik yarın ölüp, ölmeyeceğin bile meçhulken. belki onu dünyaya getireceksin ve o bir ya da beş yaşındayken ölüp gideceksin ve o zavallı yukarıda saydığım bütün belalar karşısında tek başına ve savunmasız kalacak.
    --- spoiler ---

    (bkz: çocuk sahibi olmak istemenin asıl sebebi/#53807667)

    --- spoiler ---

    cocuk sahibi olmak istemenin asil sebebi yaslaninca sana bakacak birilerinin olmasini istemektir. cunku annem babam "sen ne zaman cocuk sahibi olacaksin" diye sorduklarinda, "neden cocuk sahibi olayim ki" diye soruya soruyla karsilik verdim ve "hala daha gencsin anlamiyorsun, yaslaninca sana kim bakacak" diye cevap aldim.

    benim dunyaya gelme sebebim buymus. onlara bakmak. yillardir bakiyorum ve hayatimdan biktim. cocugum olmasin benim. hayatindan bikmasin.

    ki annem babam biktirmasaydi da hayat zaten cirkin, igrenc. recep tayyip erdogan var, devlet bahceli var, akgenclik var, ulku ocaklari var, abdullah ocalan var, ısid var, george bush var - var oglu var. bunlar olmasa da kanser var. o olmasa trafik kazalari var. o olmasa maganda kursunu var.

    hayat igrenc.

    ve ben bu igrenc hayati yasamak zorundayim cunku annem babam yaslaninca onlara bakayim diye beni dunyaya getirdi. onlara bakacagim. ama bana kimse bakmasin. hele hele bana bakmak icin dunyaya gelip tayyip'in torunlarina, ulkuculerin torunlarina, teroristlerin torunlarina, bin laden'in torunlarina, bush'un torunlarina tahammul etmek zorunda kalmasin. yahut kansere yakalanmasin. yahut maganda kursununa tus gelmesin. yahut ust gecit basina cokmesin. yahut...

    lutfen siz de cocuk yapmayin. eger onu su kadar olsun seviyorsaniz bu hayatin ne kadar igrenc oldugunu dusunun ve ona aciyin. lutfen bu kadar fazla bencil olmayin.
    --- spoiler ---

    (bkz: anne olmak istemeyen kadın/@miswi)

    (bkz: çocuk yapmak istemeyen kadın/@miswi)
    --- spoiler ---
  • allah rızkını verir düsturunun antidotudur. kafalarına kafalarına kakınız.
  • jordan peterson'ın ve david benatar'ın konu hakkındaki görüşlerini dinlemek için;
    .
  • latif demirci çizmiş. link silinirse alternatif linkler . .

    yaptığınız çocuk için kimse gelip madalya takmayacak, çocuğunun masraflarını ödemeyecek, bakımını üstlenmeyecek, altını temizlemeyecek, ağladığında susturmayacak ... ayık olun.

    (bkz: thomas robert malthus)
  • ıstırap ve haz arasında bir simetri olmadığından, dünyaya gelmeye olumsuz bir değer yükleyen akımdır. insanlar için hiç varolmamanın, varolmaktan iyi olduğu fikridir.

    parerga ile paralipomena'da da kaleme alındığı gibi, ilk etapta, hiç kimse mutlu değildir, fakat çoğu kişi yaşamı boyunca kendisini hayal kırıklığına uğratacak, var olduğu iddia edilen bir mutluluk için çabalar. bu biraz da insan merkezci düşünmekten kaynaklanır, çocukluk döneminde bilinç dışına işlenmiş olan, doğanın insan mutluluğu için dizayn edildiği yanılgısından.

    antinatalizmi farklı açılardan değerlendirebiliriz.

    utilitaryen perspektifte, iyi eylemin faydayı en üst düzeye çıkaran olduğu söylenir. lakin en az acılar kadar sürekli olan bir mutluluk, insanların yaşamlarını idame ettirebilmek için yarattıkları pragmatik bir yalansa, iyi eylemin faydayı en üst düzeye çıkaran olduğu fikrinden daha mantıklı bir düşünce biçimi çıkacaktır ortaya ki bu, mutluluğu arttırmaya çalışmaktan ziyade, acıyı azaltmanın daha doğru, daha işlevsel olacağı fikridir. bu etik kurama negatif utilitaryenizm denir, bu yönden antinatalizm, negatif utilitaryen bir felsefe olarak değerlendirilir. antinatalist etikte, yaşamı boyunca çok mutlu olacağından emin olsak bile, dünyaya bir çocuk getirmek için ahlaki bir yükümlülüğümüz yoktur. fakat mutsuz olacağını öngörebiliyor isek, dünyaya bir çocuk getirmememiz ahlaki bir zorunluluktur. bu argümanlar, narveson'a aittir. fakat kendisinden sonra gelen antinatalistler de düşüncelerini ifade ederlerken, bu argümanları sık sık kullanmışlardır.

    bazı kapitalizm karşıtları da antinatalizme yönelebilirler. kapitalizm sınırlanmamış bir tüketim ihtiyacı üzerine kurulu olduğundan (buradaki ihtiyacın pek hayati olmadığını söylemek mümkün, daha çok sonu gelmeyen bir dopaminerjik şımarıklıktan söz ediyoruz.) kontrolsüz prokreasyon ile barış içindedir. yine de antinatalistlerin herhangi bir ekonomik ve siyasi sistem benimsemesi oldukça güçtür, sorunun kapitalizm olduğunu söylemek pek doğru olmayacaktır çünkü kapitalizm, özünde ekonomik darwinizmdir. darwinizm ise yaşamın kökündedir.

    bunların yanı sıra, kadınların türlerini sürdürmek için var oldukları düşüncesi, ne yazık ki hâlâ dünyada yaygındır. bazı feministler de, kadınların baskılanması ve natalizm arasında güçlü bir bağ gördüklerinden antinatalizme yönelebilirler. kadınları prokreasyon için baskılamak, onları erkeklere bağımlı bir sınıf haline getirir. erkeklerin pek maruz kalmadığı bu baskılama, kadınları özgürleştirecek olan fiziksel ve entelektüel bağımsızlığın gerekliliklerine aykırı olacaktır.

    bir diğer yandan kantçılar, kişinin ancak anne-babasının veya başkalarının çıkarları uğruna dünyaya getirilebileceğine dikkat çekerler.

    bireysel olarak antinatalist olmama rağmen; "bu dünyaya çocuk getirmek kötücül bir eylemdir." pedantikliği ile etrafa saldırmaktan ziyade, dünyanın kaçınılmaz olan değişiminde umut ışığını söndürmeye çalışmamayı daha doğru bulanlardanım. iyiyi ve kötüyü; soyut, matematiksel bir hedonik cetvel ile ölçmenin ne kadar mantıklı olacağı kişiye kalmış olmakla beraber, mevcut hedonik cetvelin gelecekte biyoteknoloji ile daha pozitif mertebelere kaydırılıp kaydırılamayacağı da oldukça ilginç bir tartışma konusudur. hoş olmayan deneyimlerin gen editlemeleri ile aşılıp aşılamayacağı, değiştirilmiş ödül sistemleri, kadınları cinsel rollerinden kurtaran yapay rahimler, sosyal devrimler: bunlar kantçı argümanlar hariç popüler antinatalist argümanları sarsabilirler.

    yine de o zamana kadar:

    "mama,
    i don't want to die,
    i sometimes wish i'd never been born at all."