şükela:  tümü | bugün
  • müziği sadece poptan ibaret sananların ortaya attığı iddia. hala çok güzel işler yapan sürüyle grup var.
    (bkz: rhapsody of fire)
    (bkz: tenacious d)
    (bkz: iron maiden)
    (bkz: wisdom)
    (bkz: falconer)
    (bkz: sabaton)
    (bkz: hammerfall)
    (bkz: iced earth)
    (bkz: elvenking)
    (bkz: powerwolf)
    (bkz: dark moor)
    (bkz: alestorm)
    (bkz: stratovarius)
    (bkz: udo)
    (bkz: tyr)
    (bkz: blind guardian)
    (bkz: haggard)
    (bkz: rainbow warrior)
    (bkz: gamma ray)
    (bkz: accept)
    .
    .
    .

    bunlar mesela son 2 senede albüm çıkarmış gruplardan bazıları,hepsi de kaliteli. müziği aradığın yerle de ilgili. ha ben popçuyum diyorsan,o da artık senin bileceğin iş.

    zöge: niye lan?
  • soundgarden'in 16 yıl aradan sonra çıkardığı king animal albümü, foo fighters'ın hemen hemen 2 senelik molasından sonra çıkardığı 2011 tarihli wasting light albümü, alice in chains'in "frontman'imiz ölebilir ancak biz hala alice in chains'iz." anlamını taşiyan black gives way to blue albümü, hatta ve hatta 90'lı yılların başındaki kafa yapıcı tarzından asla uzaklaşmayan mudhoney'nin 2008 tarihli the lucky ones ile karşı çıkılabilecek bir önermedir.

    günümüz müziğinin sorunu müziğin kalitesizleşmesinden ziyade, kalitesiz müziğin daha çok dinlenmesi ve daha çok satılmasıdır. eğer sen lisedeki bir çocuğa en azından yukarıda saydığım albümlerden bir tanesini dinlettirmezsen, düzen de böyle devam eder.
  • müziğin ya da herhangi bir sanat türünün kötüye gidebileceğini sanan insanların tembel serzenişi. hayat devam ediyor. müzik de devam eder, edebiyat da, artık sayabileceğin diğer her türlü şey de. internet elinin altındayken, sen gidip bir pitchfork plebi bile olamıyosan biz napak amk.
  • teknolojinin kullanımıyla alakası olduğunu düşündüğüm olay. eskiden müzik daha çok enstrümanlarla yapılırken şimdi işin içine dıptıslar çok girdi.
  • ilk defa asur devleti döneminde dönemin otuzlu yaşları ortalamış nesli tarafından yapılmış ve nesilden nesile bir gelenek olarak aktarılan tespit.
  • kısaca (bkz: baban da öyle diyordu)
  • 7 notanın tümünün de kullanılmış olmasından mütevellit hededir.
  • arz talep meselesidir.
  • göreceli bir kavramdır. vakti zamanında türk şarkı yazarı bi abimizin "abi ben bu sözleri yazmak mı istiyorum sanki, piyasa bunu istiyor" demecini hatırlattı bana. bir yumurta-tavuk ikilemi bu aslında, piyasa bunu istediği için mi böyle müzikler yapılıyor; yoksa tüccar kafasındaki, daha fazla satış isteyen kolaycı yapımcıların kaçtığı kolay yol mu bu? en nihayetinde popüler kültür varolduğu sürece; genel çoğunluğun; popülasyonun istediği her şey daha fazla raflarda olacak, bu edebiyat için de böyle, çağdaş sanat için de böyle, siyasetçisi için bile böyle. ve bunun internet sayesinde olduğunu da düşünmüyorum, popülasyonun olduğu her yerde, bir popüler olanlar kümesi de olacaktır.

    bütün bunların yanında hem popüler olup hem kaliteli olan işler yok mudur peki? elbette ki vardır, ama popüler olanın tü kaka olduğu yanılgısı sebebiyle; en keskin eleştirilerin de hedefidir. insanlar nedense hem yaygın, hem saygın olunabileceğinin farkında değiller.

    unutulmasın ki, bir zamanın çok kimsenin bilmediği, samimi ve kaliteli şarkıları, grupları, şarkıcıları, bugünün ana akım isimleri haline geldiler. bu sebepten bence tartışılması gereken kalite değil, samimiyettir.
  • müziğe erişim yaygınlaştıkça, çoğunluğun zevki o dönemin hakim müziği gibi gelir kulaklara. halbuki müzikle ilgilenen yeni kuşaklar ellerindeki sonsuz imkanlarla çok iyi sentezler yapabiliyorlar. bir müzisyen 40 yıl önce kaç değişik tarzda müziğin en iyilerini dinleyebiliyordu sorusunun cevabı aslında nasıl büyük bir dalga üzerinde sörf yaptığımızın kanıtıdır. bütün bunları söylerken tabii en başta söylediğimiz gibi sinyal/gürültü rasyosunun yükselmesinden dolayı iyi müziği arayıp bulmak için alıcılarımızı çok daha iyi açmamız gerektiğini de unutmayalım.