şükela:  tümü | bugün
  • 2000 yılından sonra teknolojinin hayatımıza girmesiyle beraber aşk duygusunun yitirilmesidir. ne aşk kaldı, ne de masumluğu...
  • tarih ilerledikçe akıllı insanların dinden giderek uzaklaşması ile aynı şeydir.

    hurafelere, masallara inanan mallar hep olacaktır tabii ama akıl ilerledikçe, saçmalıkların azalması kaçınılmazdır.
  • (bkz: aşk bu kızılötesi)

    bunu anladığında aydınlanacaksın.
  • aşkı sınırsız sex ve eğlenceli günler sanan bebelerin anlayamayacağı gerçek. aşkın böyle olmadığını bilenler ise neler yaşarlar da senin ruhun duymaz.
  • aşk en son 80'lerde görüldü. sonrası yok. varsa da biz göremiyoruz.
  • aşk son görüldüğünde kazaklar pantolonun içine sokuluyordu ve aslan yelesi saçlar modaydı.
  • yaştan dolayı da olabilir.

    iletişim teknolojisinin gelişmesiyle duyguların ve hissiyatların önemsizleşmesinden dolayı ''aşk'' bulması zor hale gelmiştir ama yok olmamıştır. kimseye söyle(ye)mediğimiz duygu ve düşünceleri yatağımızdan bile kalkmadan 1000 kişiye birkaç parmak hareketiyle anonim olarak ya da olmayarak ulaştırabilmemiz, özel hissetmenin, hissettirmenin, birisinin özel olduğunu hissetmenin önüne geçmiştir. ne kadar az sosyal medya, o kadar fazla aşk, hissiyat ve mahremiyet.

    edit: ayrıntılar.
  • ben buna pek fazla inanmıyorum. birisine hala ilk gün yaşadığınız heyecanı duyuyorsanız aşk varlığını göstermeye devam ediyordur. aşık olmak illâ ki bedenin doyuma ulaşmasını gerektirmez; aşık olmak önce ruhen sonra bedenen doyuma ulaşmaktır. sadakatiniz bir bedene değil bir ruha olmalıdır. insan kusursuz varlık değil ki yaşadığı aşk kusursuz olsun. kusur, eksik, sorun elbette olacak yeter ki önce kendimize ardından aşkımıza karşı dürüst olalım.