şükela:  tümü | bugün
  • kaval kemiğine benzer kemikleriyle "ulan insan mı yedirtiyolar bize" diye düşündürten ardından, "her gün bu kadar insanı nerden bulup da pişircekler" kuşkusuyla oh çektiren yaratık.
  • evrimin kayıp halkasıdır. ulan bi' araştırsalar, insanlık tarihi yeniden şekillenecek ama nerdee.
  • genelde bezelyeli patatesli yemeği yapılan kolum kadar butu olan sert ete sahip yaratık. çatalı soksan yamulur o derece. tadına hiç değinmiyorum bak. koluna tuz dök yala daha güzel.
  • her hafta 4 defa 1500 kişiye yaptırdığım yaratıktır.

    buz kalıpları halinde gelmekte ve kıyılarak köfte halinde sunulmaktadır. evet sunulmak.

    tadını bastırması için bol karabiber, bol tuz ve bol kırmızı biber takviyesi yapılmadığı takdirde, kimse ama kimse yemez bu yaratığı. 6 ay boyunca yaptım, ilk bir ay acemiyim diye 1-2 adet yedim, sonra kendim yapınca ağzıma dahi sürmedim.
  • soyu tükenen dodo kuşudur. düşünün artık ordudaki et rezervlerinin depolama tarihini.
  • bana hiç denk gelmemiş yaratıktır.

    lakin bizim yemekhanede önceki hayatında tavuk olduğu iddia edilen bir canlının kullanıldığı bir yemek çeşidi çıkıyordu.

    iddia edilen diyorum, çünkü etin sadece rengi beyaz. kazanlarda artık kaç saat haşladılarsa zavallıyı, kemikleri bile erimiş, eti muhallebi kıvamına gelmişti.
  • hatırlamamla birlikte, midem kalktı yeminle. nasıl bir hilkat garibesidir o!

    biz devrelerimle "deve kuşu" derdik malum yaratığa. listeye bakıp, "devekuşu var lan bu akşam" dememizle beraber, bölüğü uygun adımda yemekhaneye götürüp, yemek duasını müteakiben kantinde tost yaptırmaya koşardık.

    ulan sözlük, unutmak istediğim günleri mütemadiyen hatırlatıp duruyosun ya bana, alacağın olsun.
  • bunun piştiği gün yemekhaneye girmek en büyük eziyettir. o koku..