şükela:  tümü | bugün
  • henri michaux'nun sihirbazlara misafirliği, terliksiz, dumansız oturuyorlar. çok uslular, fazla uslular. arada seyyahın kendine güldürmesi dışında pek iyi vakit geçirdikleri de söylenemez. michaux, lustral almış sade'ı, pelerinini unutmuş meyrink'i ve uykusu gelmiş roussel'i aynı yataktan düşürmüş gibi, kahkahalarla, fazla basit.
    ilk michaux deneyimimin hayak kırıklığı olması ne büyük hayak kırıklığı.
    monokl basmış, 'sihir diyarında'.
  • henri michaux kitabı (sihir diyarında).

    pek çok uç kitap okudum, yıkıcı üsluplar ya da alışması zor fikirler ama kendini bu kadar sakınan bir kitap okumamıştım.
    blanchot , metnin doğallığına ve sadeliğine işaret etmiş daha önce "bizde hayranlık uyandıran şey, birdenbire ortaya çıkmaları, gereksiz olmaları", ben de bu yüzden tatmak istedim bu kitabı ve şöyle tuhaf bir şey oldu, iki kere okuyup anlamadım. evet. sonra şunu fark ettim, eser içerikte okuyucuyu vurmayı hedeflememiş, eser, bir gerçeği kendi doğallığı içinde kavrayacak zihinleri, kendilerini tartsınlar diye var edilmiş. epey ilginç.

    "zayıflığının içinden öylesine güçlü bir mutluluk sarar ki kendini, öyle aşırı bir yutulma arzusuna teslim olur ki, bir genç, aslanın ağzından çıkarıldığında ağlamaya başlamıştı. "beni mutluluğun doruk noktasından neden geri çektiniz?" demişti kurtarıcılarına, "oysa ben bir zavallıyı parçalayıp bitirmekle meşguldüm..."; çünkü kendini hep aslan sanıyordu..."

    "insan gece oluncaya kadar yaşanmış bir gün yaşadığına inanıyor."

    "yaşamımda işittiğim en yoğun kuş çığlığını bu boş kafeslerden birinde duymuşumdur. tabii hiçbir kuş görülmüyordu."