şükela:  tümü | bugün
  • herşeyden önce, bireyin "kendini değiştirme gücü"nü farkedebilmesini sağlayınca dünyanın kendiliğinden değişeceğini farketmiş kişidir. ezilenlerin tiyatrosu 'nun kurucusu, kuramcısı, düşün ve eylem insanıdır aynı zamanda. özellikle ezilenlerin pedagojisi kuramını geliştiren paulo freire'in düşüncelerine paralel olarak geliştirdiği kapitalist sistemin yarattığı, başta emek sömürüsü olmak üzere insanın fiziksel ve duygusal istismarına karşı direnç süreçleri yaratan ezilenlerin tiyatrosu - forum tiyatro ile tiyatroyu yeniden kaynaklarına, yani sokaklara, fabrikalara, okul kantinlerine, gecekondulara yöneltmiştir. senelerce brezilya'daki dikatörlüğün hapishanelerinde yatmış, işkenceye maruz kalmıştır. saygıyla anıyoruz kendisini...
  • brezilya'da sao paulo arena tiyatrosu'ndaki çalışmaları askeri darbe sebebiyle son bulan ve de peru'da paolo freire'nin eğitim felsefesinden hareketle ezilenlerin tiyatrosu kavramını ve çalışmalarını ortaya atan tiyatro insanı. temelde geleneksel seyirci kavramını eşelemiş ve onu eleştirel bir analize tabi tutmuştur. aristotales'in katharsis kavramına ve brecht'in yabancılaştırma öğesine eşit oranda karşıtlık geliştiren boal; katharsisle gelen özdeşleşme, arınma ve rahatlama sürecinin seyircide atalet yarattığını, yabancılaştırma öğelerinin ise özdeşleşmeyi kesintiye uğratması ve nesnel bir uzak bakış yaratmasına rağmen seyirciyi sadece "izler" durumda bıraktığını vurgulamaktadır bir nevi. tiyatro, seyircideki ataleti yıkmakla ve onu eylemde bulunmaya itmekle yükümlüdür boal düşüncesinde.

    "seyirci kötü bir sözcüktür. seyirci insandan daha eksik bir şeydir ve onu insanlaştırmak, eylem kapasitesini tümden yeniden ona yüklemek gerekir."

    ezilenlerin tiyatrosundaki önemli bir başka nokta ise, sanat ve hayat arasındaki ayrımı ortadan kaldırmaya dönük çabadır. 20. yüzyılın avangard akımlarıyla önemli bir ortaklık noktasıdır bu. elitist bir tiyatro anlayışı yerine, sanatı hayatın içine yaymak, ulaştırmak çabası belirginleşmiştir.

    "tiyatro eylemdir! belki de tiyatro kendi içinde devrimci değildir; ama hiç kuşku yok ki tiyatro bir devrim provasıdır."
  • (bkz: ezilenlerin tiyatrosu), (bkz: oyuncu olanlar ve olmayanlar için oyunlar) ve (bkz: arzu gökkuşağı) adlı kitapların yazarıdır.
  • egemen tiyatronun pasif seyirci anlayışına ve “baskıcı fikir-aşılama”sına karşı ezilen sınıfların kendilerini özgürleştirecekleri, duvarları yıkacakları alternatif bir tiyatro anlayışı geliştiren tiyatro kuramcısıdır.

    izleyicileri edilgenlikten çıkarıp doğrudan oyunun öznesi, dramatik eylemin dönüştürücüleri haline getirmek boal’ın tiyatro anlayışının temelini oluşturuyor diyebiliriz. aristoteles’in poetika’sından beslenen anaakım tiyatroda katharsis gerçekleşiyor, bertolt brecht'in epik tiyatrosu ise izleyicilerde eleştirel bir bilinç uyandırmayı hedefliyor. “ezilenlerin poetikası” ise izleyiciyi doğrudan kahramanın kendisine dönüştürmeyi, izleyiciyi doğrudan eylemin içinde değiştirip dönüştürmeyi önceliyor.

    bu bağlamda boal’ın tiyatro için önerdiği çerçeve doğrudan latin amerikalı yönetmenler fernando solanas ve octavio getino’nun öncülüğünü yaptığı üçüncü sinema kuramını akla getiriyor denilebilir. üçüncü sinemacılar da birinci sinema olarak adlandırdıkları hollywood ve ülkelerdeki lokal uzantılarının endüstriyel, seyirciyi pasifleştiren anlayışına ve ikinci sinema olarak tarifledikleri dar bir çevreye hitap eden, festivallere sıkışmış avrupa sanat sinemasının “bireyci, elitist, burjuva” karakterine itiraz ediyor ve ezilen emekçi sınıfların gerçeklerini anlatan, onları oldukları gibi çeken, kolektif bir biçimde üretilen alternatif bir “devrimci sinema” anlayışının var edilmesi gerektiğini savunuyorlardı. dolayısıyla augusto boal’ın solanas ve getino ile paralellik gösteren fikirleri de bir “üçüncü tiyatro” kuramı olarak okunabilir.