şükela:  tümü | bugün
  • ne zaman böyle bir insan görsem içim parçalanıyor ya. yüzünde masum bir ifade, gözlerden süzülen yaşlar, iyice küçücük kalmış bir vücut, sessizce bankta ağlayan bir insan. kimbilir ne derdi var diye düşünürüm hep. dünya hali, binbir türlü dert var tabii. yanıma gidip paylaşmak geçer içimden ama belki daha da üzerim diye yapamam. öylece çaktırmadan bakarım ama olur da bir yardım isterse gidip derdini paylaşayım diye. pek olmaz tabii bu. öyle derin düşüncelerle uzaklaşırım yanından.

    ben de ağladım böyle birkaç kez. hepsi çok ağır geldi o zaman, sonra geçti tabii. umarım herkes bir çare bulur derdine. hayat üzülmek için çok kısa. ne yazık.
  • bir (bkz: karanlikta aglayarak 31) degildir. hayatin duzelme, iyi gitme ihtimali hala vardir. tum kapilan kapanmamis tum gemiler yanmamistir. masumane bi aglamadir belki sadece aniden gerçeklesen. çok ta dusunmemek rahat birakmak lazim.
  • 1.5 yıl önce sahildeki banklardan birine tüneyerek sessizce ağlamaya, ağladıkça rahatlamaya niyetlendim. öyle bir dolmuşum ki ağladıkça ağlayasım geliyor. ellerim cebimde büzüşmüşüm soğuktan üşüyorum zaten. neyse, ben tam “dertler derya olmuş bende bir sandal” moduna geçmiştim, bir baktım yanıma biri geldi. ulan dedim, burada da kendi halimizde takılamıyoruz aq. neyse, yirmili yaşlarda bir genç, eğilmiş bakıyor bana.

    +aplaaa, apla niye ağlıyon aplaaaa?
    - ağlıyorum işte, gidersen daha rahat ağlıycam.
    +aplaa anlat, derdini anlat ki rahatla aplaaa

    hay dedim ben böyle işin... iki zeki demirkubuz sahnesi yaşıyim dedim, burada da rahat vermedi yurdum barzosu. kadınlar olarak, ülkede bankta tek başına ağlama lüksümüz bile yok aq.
  • bankta ağlayamazsanız bankaya gidin ruhunu siktigimin faizcileri ağlatmaya çok meraklı.