şükela:  tümü | bugün
  • türk insanı diye genelleme yapmak istemiyorum ama mecburen yapıcam valla, türk insanı hayvana değer vermiyor arkadaş. genel olarak insan denen hayvan zaten değer vermiyor ama türkiye'de hayvanları eşya/oyuncak gibi görme alışkanlığı var. petshoptan alıyorlar, kedi koltukları tırmalayınca, tüy dökünce, köpek etrafa işeyip ayakkabı yiyince hoop hayvan gidiyor sokağa/barınağa. barınaklar tıklım tıkış dolu. devletin vermediği barınak hizmetini gönüllüler sağlamaya çalışıyor, buna ne para ne yürek ne de fiziksel güç yetmiyor. hayvanlar barınaklarda sokaklarda hastalanıyor, depresyona giriyor, intihar ediyor, birbirlerini yaralıyorlar. neden? çünkü insan bir heves köpek/kedi aldı, 3 ay sonra vazgeçip attı.

    barınaktan köpek sahiplenmek bir canı ölümden kurtarır. evet çok güzel bir şey ama ben şimdi bundan bahsetmeyeceğim. bilen biliyor bunu zaten... başka bir yönü de var;

    türkiye'de golden retriever çılgınlığı var. herkes golden yavrusu istiyor. üreticiler çılgın gibi üretiyor. eminönü'nde 300-400 tl'ye kadar inmiş fiyatlar. fakat barınaklarda da golden kafesleri var... petshoptan almak yerine barınaktan sahiplenirsen köpeğine beş kuruş vermez, bedavaya getirmiş olursun. kısırlaştırma için masraf yapmaz, narkozuyla pansumanıyla uğraşmazsın. aşıları genelde tamdır, en azından kuduz aşısı olmuştur. iç ve dış parazit tedavisi hallolmuştur. barınak gönüllüleri tarafından çoğunhlukla sağlığı elden geçirilmiş, veterinere kontrol ettirilmiş, bir sorunu varsa çözülmüş olur. çözülmediyse de tedavi başlamış, ilaçlar alınmıştır. tuvalet eğitimi vardır, eve çişini kakasını yapmaz. onu kurtardığın için minnet duygusuyla doludur, sürekli seni mutlu etmeye çalışır, hata yapmamak için didinir durur. tek yapacağın şey barınağa gitmek, hayvanı almak, eve getirip yıkamak, taramak. beş kuruş vermeden! yavru istiyorsan illa, barınaklar yavru dolu!

    peki neden hala ısrarla petshop? salak mısın?

    barınaktaki golden kafesleri

    golden retriever ilanları

    bu arada madem golden retriever örneği ile başladık, devam etmek isterim. köpekler kediler gibi değildir, ensest ilişki insanlardaki gibi genetik sorunlara neden olur. ama golden üreticileri para hırsıyla ne bulursa çiftleştiriyor. o eminönü'ndeki filan eve getirince kanlı ishal'den ölen yavruları geçtim, yetişkin köpeklerde deri problemleri, kalça çıkığı oluyor. sırf üretim manyaklığı yüzünden. hayvana da yazık, ona bakan sahibine de.

    petshop'tan satın alma, barınaktan sahiplen!
  • bir köpekle yaşamaya karar verildiğinde yapılacak en doğru şeydir. binlerce hayvan arasından bir tanesine mutlu bir yuva sağlamaktır.

    olayı kendim ve oğlum üzerinden değerlendirmek istiyorum.

    bazı şartların sağlanmış olmasıyla (ailenin iknası, ev koşulları vs.) bir köpeğin bizimle yaşayabileceğine inandık. fiziksel özellikler ve ruhsal yapı olarak bana en uygun köpek cinsi golden retrieverdı. barınaklar en güzel golden seçebileceğiniz yerler(!) bu kadar çeşidi bir arada başka hiçbir yerde bulamazsınız. üstelik 3 aylıktan 11 yaşına kadar bir yelpaze var(!) internette bobo'ya rastladım. hemen arkadaşımla barınak canları için de 3-5 bir şeyler alıp yanına gittik. yaşlı olduğu için kimsenin talip olmadığı bir köpekmiş kendisi. (barınağa girdiğimizde her yandan biraz kafasını okşamanız için çağıran canları görseniz hepsini alıp gidesiniz gelir.) bobo en dipte başka bir bölüme geçişin olduğu noktadaki kulübede kalıyor. yani onunla iletişim kurmak için biraz aralara girmek gerekiyor. kendisini sevdikten sonra bizimle ilgilenen görevliyle sohbete başlayınca havlayıp zıplamaya başladı. tek derdi biraz daha onunla ilgilenmemizdi. bobo'yla birbirimize karşı bir sevgi doğunca haftasonu annemle yanına gittik. normalde sahiplenmek için şartlar aranıyor, hatta eve bile kontrole geliyorlar. fatura vb. belgeler isteniyor. yağmurlu bir günde başvuru yapmak için gidince bobo'yla eve döneme şansımız oldu. bobo artık kırpık oldu.
    kırpık eve geldiği günden itibaren evin kurallarıyla yaşamayı öğrendi. daha önce verilen eğitimden kaynaklı hiçbir şekilde mutfağa ve ebeveyn yatak odasına girmedi. koltuklara çıkmadı. yemek masasına yaklaşmadı. sokakta ben bile versem yemek yemez. hiçbir köpekle kavga etmez. hiçbir insana saldırmaz. bir bebek goldenım olsaydı ve ben eğitseydim böyle şahane bir canlı olamazdı. 12 yaşına girecek olmasına rağmen hala yeni komut öğrenebiliyor.
    bobo ve kirpik arasındaki fark barınakla ev arasındaki farkı anlatıyor sanırım.
    kırpık çok sevilmesine rağmen hala terk edilmiş olma durumunu içinden atamadı. sahilde gezinirken bir an beni göremeyince panikliyor, biraz önümden gitse dönüp dönüp benim arkasında olup olmadığımı kontrol ediyor. eve dönmediğim gün ne yemek yiyor ne su içiyor.
    unutmayın ki barınaklar onlar için yarı açık cezaevi. bir canı oradan kurtarmak ve petshopa vereceğiniz parayala da birkaç can için bakım sağlamak çok daha değerli. barınaktan gelen bir dost size inanamayacağız kadar daha bağlı olacaktır.
    barınak hayvanlarına hastalıklı gözüyle bakan insanlar var. kırpık, babamın kanser* tedavisi sürecinde yanındaydı. babam en ufak bir enfeksiyon riski dahi yaşamadı.
  • yapilmasi gereken hareket.

    cok guzel aciklamis patlicangil. herkes sus icin alip hayvani, cani sikilinca sokaga oraya buraya atiyor. sonra da gelip eksi sozlukte hayvanseverlik tasliyor.
  • bence sorumluluk sahibi ve durumu uygun herkesin yapması gerekendir. düşünsenize, ortak bir yaşam alanında onlarla birlikte yaşasak tamam ama heryeri betonlaştırıp, onlara denk geldiğimizde ise yakalayarak barınaklara hapsediyoruz.

    madem "komşu" olmaktan çıkıp "işgalci" haline geldik(gelişmek için kısmen böyle olmak zorundayız, farkındayım) bari her birimiz barınaktan en az 1 hayvan edinse de insalık olarak namus temizlesek.

    hem sadık bir de dostunuz olur.
  • en güzel en asil hareketlerden biridir. biz barınaktan olmasa da, sahibinin terk ettiği köpeğimizi twitter aracılığıyla sahiplendik. vicdan yoksunu eski sahipleri çocuklarına oyuncak diye alıp, canları sıkılınca petshopa bırakıp gitmişler. o terk edilme, petshopta geçirdiği süreç onu o kadar yıpratmış ki, hala çok mutsuz. sürekli onu terk edecegimizden korkuyor, evden çıkmaya kalksak ortalığı yıkıyor. eski sahibi zahmet edip karnesini bile getirmedi defalarca istememize rağmen. böyle insanlardan nefret ediyorum. petshoplara gidip hayvan satın alan insanların ise hayvanseverliğin yanından bile geçemeyecek gösteriş meraklısı tipler olduğunu düşünüyorum. fındık'ın acil bir ihtiyacı olduğu için gitmiştim, bunu gözlerimle de görme şansım oldu. bu aralar goldenın yanında, bir chow chow (çin aslanı) modası var. herifin teki gelmiş güya hayvanı seviyo, dükkan sahibi de diyo ki buna, "abi bak herkes sana bakıyo, bu köpek tam bir vitrin köpeği çünkü. " bi sktrin gidin lan. ordaki köpeklerin hepsi bildiğin depresyona girmiş, hayvanlar mutsuzluktan ölmek üzere. bu adamlara para kazandıran, bu piyasaya talep yaratan adam da bildiğin gerizekalı vicdansızın tekidir.

    hayvan büyük bir sorumluluk. herkes iki kere düşünmeli. ama herkesin yapabileceği bir şeyler var bunu unutmayalım . şöyle ki;

    http://forum.petarkadas.com/…ar-besleme-gunu-ankara
    http://forum.petarkadas.com/…nagi-besleme-etkinligi
    http://forum.petarkadas.com/…etarkadas-etkinlikleri
  • büyük sevap işlemektir.
  • en asil duygunun insanının işidir.
  • geniş bir terasım var hayvanları da çok sevdiğimden yakın zamanda bir köpek almayı düşünüyordum. barınaktan alma düşüncesi bu eylemi hızlandırmama sebep olacak çok iyi bir fikir oldu desem yeridir.
  • her gittiğimde barınaktaki hallerini görüp o köpeciklerin hepsini alıp götürme hissi duyan bir insan olarak, son derece güzel bir davranıştır, keşke herkes bu bilinçte olsa, barınaktaki her köpeciğin bir gün yuvası olacak umudu verir insana.