şükela:  tümü | bugün
  • pişmiş kelle ekolüne mensup genç bir yazardır kendisi.. "su şişesi" adındaki yazılarıyla her zaman güldürmeyi,öksürtmeyi,kaşındırmayı başarmıştır.
    "..bana da gizli kamera şakası yapsalar,kamerayı çok iyi saklasalar ama,arasalar tarasalar,bulamasalar hiç,kaybolsa kamera.."
    "dünyada bir kurum olsa,uluslararası,her yıl seçse dünyanın en kötü filmini falan, ama ödül de milyon dolar olsa, iki ucu boklu değnek ödülü koysalar adını, bi yanda rezil olmak ele, aleme, bi yanda gani gani dolarlar.."
  • uykusuz'daki son yazısından;

    ''romantik demişken, venedik neden bu kadar romantik onu da anlayabilmiş değilim. tarihte büyük aşklar mı yaşanmış? hayır. neticede en önemli özelliği büyük ticaret merkezi olması. bildiğin ucuza alma, pahalıya satma konusunda uzmanlaşmış olması. halk arasında kazıkçı diyoruz. ama gelin görün ki venedik romantik. tahtakale'den ne farkı var kardeşim venedik'in? hayır yani en nihayetinde bir yerleşim yeridir, abartmayalım.''

    *****
    bu durumda tarsus romantizm şampiyonu oluyor zira kleopatra ile sevgilisi general antonius'un önünde buluştuğu, halk arasında kancık kapı olarak da bilinen kleopatra kapısı tarsus'da.
  • bu haftaki yazısında taraftar kimdir? sorusunu cevaplamıştır;

    "benim için taraftarın tanımı, takside radyodan maç dinlerken, hakemin verdiği bir faul kararı üzerine sinirlenip "nesi faul ulan nesi faul" diye bağıran taksici arkadaştır."
  • doğmamış çocuğa mektup yazısı ile suskun dillere derman olmuş yazar, ne çare giydirdiği lafları yiyenler onları anlamaktan çok uzak..
  • cihan ceylan ile beraber uykusuz'u alma sebebi.
  • uykusuz'un 24 ocak 2013 tarihli sayısında bireysel emeklilik sisteminden anlamayanlar için sistemin işleyişi ile alakalı 1-2 kelâm etmiştir.
    - "uzunca süredir kıvançla duyurulan bir şey var. bireysel emeklilik sigortasına devlet katkısı. devletin, emeklilik sigortası yaptıranlara %25 oranında destek vermesini ve bunun bankalarca falan kıpır kıpır bir kıvançla takdim edilmesini, ne yalan söyleyeyim pek aklım almıyor.

    misâl bir bankacı demiş ki 'zengin mudilerimiz, 1 yıllık emeklilik primi olan 12 bin lirayı bir anda yatırıyorlar, devlet de 3 bin lira veriyor, oluyor paraları 15 bin lira, biz de o parayı işletiyoruz.'

    sorun şu ki türkiye'nin yarısından fazlası yılda zaten hepi topu 12 bin lira kazanıyor ve bu kazandıkları 12 bin lira için de maaşlarından 3 bin lira falan kesiliyor. yani devletimiz; atıyorum asgari ücretle çalışan vatandaşımızın maaşından 3 bin lirayı kesiyor, sonra bu parayı gidip bir çırpıda 12 bin lira sigorta primi ödeyebilecek kadar zengin diğer vatandaşlarımıza veriyor. ha elbette, asgari ücretle çalışan da ayda 100 liradan yılda 1200 lira yatırırsa, ona da 300 lira veriyor. yani fakire az, zengine çok veriyor. hesapta zenginden çok fakirden az vergi alacaklardı, onun yerine fakire az, zengine çok para vermeye karar vermiş gözüküyorlar.

    ve allahaşkına, iki haftadır düşünüyorum taşınıyorum, yetinmiyor güvendiğim iktisatçılara danışıyorum; bütün bu sistemde yarısından fazlası ayda 1000 liranın altında maaş alan bir halka gururla sunulacak en ufak bir yan bile göremiyorum. ha kimileri bu işi makro boyutuyla savunuyor ve bu sistem sayesinde muhtemel bir ekonomik krizin önünün alınacağını söyleyerek bunun halkın yararına olduğuna ikna etmeye çalışıyor ama bu da bana kalırsa böyle bankacılık krizlerinin haksız yere yoksulları vuruyor olduğunu bir kez daha ispatlamaktan başka bir işe yaramıyor."
  • uykusuz'da ki şu yazıyla büyük, çok büyük saygı toplamış insan. kendisine selam ederim.

    http://www.jiyan.org/…yazdi-dogmamis-cocuga-mektup/
  • olm çok reyiz bi adam bu yaa. her hafta yakaladığı serin tespitlerle vay anuğa goyim veya benim aklıma gelmişti diye tepkiler versem de sadece okuyup mutlu oluyorum bu adamı.

    bu haftaki akıl fikir ofisi'nden,

    --- spoiler ---

    büyük laflar büyük adamların ağzına yakışıyor. aynı büyük lafı biz normal insanlar etsek bildiğin geyikçi gibi duruyoruz. misal geçen bakkaldan sigara alıyordum, bakkalın gözü sürekli televizyonda, bir anını bile kaçırmadan çay tv izliyor; artık orada ne gördüyse 'bu insanların aptallığının sınırı yok anuğa goyim' dedi. tam bakkalı küfrettiği için kınayacaktım aklıma geldi. ulan bu laf bildiğin einstein'ın 'iki şey sonsuzdur: evren ve insanın aptallığı. evrenden tam emin değilim' lafı ama bizim bakkal söyleyince yakışmıyor adamın ağzına. zaten dikkat ederseniz çirkinleşti hemen lafı bitirecekken.
    --- spoiler ---
  • yazdıklarından yola çıkarak söylüyorum, benim bildiğim bir 63 yılı var yaşadığının. ben de taş çatlasın akran olayım bu insanla. o sebeple ki; ne sallıyorsa kafasından, doğrudur. yok, oldu da sallamıyor; o da doğrudur.
  • cağaloğlu anadolu mezunuymuş kendisi.