şükela:  tümü | bugün
  • kemal tahirin ölümünden sonra derlenmiş olduğu üzere bir çok teknik hata içeren fakat olayların bir tarih kitabında bile görülmemiş özenle kronolojik olarak işlendiği kitap...
    p.s: okuması hayli yorucu
  • lisede edebiyat öğretmeni sayesinde okunan kitaplardan biri daha. ölümünden sonra derlenmiş olduğu için hoş olmayan tarafları var ama yine de okumaya değer, eğlenceli ve hüzünlü kitap. hoş ayrıntılar, küçük olayların içinde büyük olayları anlatmak fazlasıyla var kitapta. kitaptaki mahir efendi karakteriyle kemal tahirin babasını anlattığı da bir varsayımdır.
  • pek kemal tahir tarzı değildir. çünkü usta genelde kısa bir zaman dilimini anlatır kitaplarında. bir yılı geçmez bu. ancak bir mülkiyet kalesi mahir efendi'nin hayat hikayesini bir bütün olarak içerir. abdülhamit'ten başlar, kurtuluş savaşı'nın bitişinden bir süre sonrasına kadar da devam eder. o yüzden kopukluklar oluşmuştur.
    bir mülkiyet kalesi'nin bolşevik murat'ının gençliği için hür şehrin insanları okunabilir.
  • kitaba ismini veren bölümde kahraman hastanede gözleri kör olmuş bir askerle konuşur. genç asker sevdiği şiirleri hatırlayamamaktan şikayetçidir. bir daha okuyamayacak olmaya yaşamamakla bir tutar. mahir efendinin fuzuli de kim ola sorusu karşısında şairin gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultanım mısrasıyle biten murabbaını okuyarak büyük bir kinaye peyda eder.
    kemal tahirin romanları bunun gibi inceliklerle doludur.
  • kemal tahir roman kahramanı olarak seçtiği babasının kişisel hikayesi ile birlikte osmanlı imparatorluğunun son döneminden cumhuriyetin kuruluşuna değin geçen süreci son derece yalın bir dille anlatmıştır. büyük toplumsal dönüşümlerden ve iktidar değişikliklerinden sıradan insanların nasıl etkilendiği, bu değişimlerin toplumsal hayatta ne gibi değişimler yarattığı anlatılmıştır.
    başka bir anlatı tekniği olarak da kemal tahir yakın tarihe ilişkin kendi kişsel görüşlerini romandaki bilgili kişiler aracılığı ile anlatma eğilimini sürdürmüştür.
  • gereksiz bir biçimde uzayan bazı bölümleri olsa da, rahatlıkla okunabilen, akıcı bir kitaptır. savaşın bir toplum için nelere mal olduğunu göstermesi açısından faydalıdır.
    ve kitabın arkasındaki özette yer alan "köylü kurnazlığı" yakıştırmasının aksine, mahir bey'in bir hayli onurlu bir duruşu vardır. köylü kurnazı olan adam savaş esnasında oradan oraya koşturmak yerine, kaçıp bir yerlerde saklanmayı tercih ederdi.
  • “can sıkılması, kaybedilmiş bir şeyin hasretinden ibaret olsa gerekti.” (s36)

    “yaşamak bir şeyler biriktirmek ve biriktirdiklerimizi götürüp bir sevgiliye takdim edebilmekten ibarettir. yalnız bundan ibaret…” (s445)
  • sanırım bu toprakların tarihine müteallik olarak bu yaşıma kadar okuduğum en çarpıcı ve sarsıcı diyalogları ihtiva eden bir kitaptır bu. kemal tahir'in sezgisel kavrayışına bir kez daha hayran bıraktırır.

    “hangisine olursa olsun...mektep insanı adam etmez. adam olma yollarını gösterir...marifet mektepten sonrasını başarmakta...baksana düşmanla bir olmuş bizim çineli yusuf’a çatıyor. murat’a bir şeyi öğret. çineli yusuf’lardan ayrılmasın...hiçbir vakit..yani her zaman onların aklına gitsin demek istemiyorum. çineli yusuf’lar, kendi hayırlarını, şerlerini ekseriya bilmezler lakin onlarla dövüşerek bile onlarla bir arada kalmak kabildir. mustafa kemal için en büyük tehlike yunan ordusu, padişah ordusu falan değil, eğer bu işi başarırsa...bu işi başardıktan sonra çineli yusuf’ları yüzüstü bırakıp, ankara’da daha şimdiden rakı sofrasını çevirmiş efendilerle beraber giderse yandı. bizim millet bazı bazı insanın yüzüne tuhaf bakar...farkında mısın, böyle anlarda, üstüne sevgiden, itimattan, derdine derman olmanız ricasından ibaret dehşetli bir nehir boşalmış gibidir. şüphesiz kurnazlıkları, alçaklıkları, korkudan ileri gelen yalancılıkları yok demek istemiyorum. lakin milletin fukara kısmında, insanı temizleyen, insanı büyük adam eden bir büyük hassa var. yükselmiş adamlar, milletin çokluğunu terk ederlerse bunun hicabı yüreklerine çöküyor. yüreklerini kangren ediyor. sonra sonra, hatalarını, suçsuz kalabalığa yükleyerek, onlara sebepsiz yere kızıyorlar, onlardan nefret ediyorlar sanırım. millet de, bir zamanlar güvenip teslim olduğu insandan alaksızlık görünce korkunç bir kine kapılıyor. padişahları ve kralları yavaş yavaş yok eden şey de bu olsa gerek...”
  • kemal tahir' in çorum cezaevinde yazdığı içinde çöken osmanlı,vardan yok edilmeye çalışılan millet gibi geçmişe dair çok şey bulunan eser.
    mahir efendi,
    yalnız adam mustafa kemal,
    canseza...
    okuyun ve çocuklarınıza koca bir ulusun tarihi olarak okutun.
  • yeni baskısı hiç bir yerde yok.

    kitaplığımdaki tek eksik parça, yardımcı olacak arkadaşlar varsa yeşillendirmesini rica ederim.