antropolog

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (542)
  • 5215
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

evrim teorisi

bu aralar abd'nin yeşil kuşak piçlerine kızanlar sayfa sayfa yazıyor sanırım bu teori hakkında. aha size bomba.

evrim teorisi gericilerin yeni ikilemidir. yer çekimi teorisini kehf suresine rağmen nasıl kabul ettilerse, dünya'nın güneş etrafında döndüğünü nasıl ağırlarına giderek kabul ettilerse, bunu da kabul edecekler. şimdilik direniyorlar. şırpınma dinci, senin de şok hoşuna gidijek. şimdi biraz tarih, biraz bilim, biraz da sosyoloji kullanarak ve buna pediatri ekleyerek bu teorimizi, yani evrim teorisinin gericilerin ikilemi olduğuna dair teorimizi temellendirelim. bu gericiler de biraz yöntem öğrensin. çünkü bilim yöntem sorunudur. özellikle cumhuriyet'imizin ortaçağ karanlığına karşı savaştığı bu zamanlarda hatırlamakta yarar var. yeşil kuşakçı cia piçlerine kapak olsun.

tipik bir gerici, bu cumhuriyet'in ortaçağ'a karşı savaşında genelde dogmalardan hareket ederek evrim teorisine inanmadığını açıklar. şimdi bunların t1000 modelleri var artık. neden inanmadıklarının temellendirmesini de yapabiliyorlar. lakin kısa devremiz (ya da sözlük'te çok kullanılan şekliyle turnusolumuz) şurada beliriyor: evrim teorisi bir inanç değildir. ateizm de bir inanç değildir ama gericiler ısrarla ateizm'e “inananlara” ya da evrim teorisi'ne “inananlara” laflar hazırlamıştır. evrim teorisi dediğimiz şey, tıpkı yer çekimi teorisi gibi (onu kanun diye türkçe'ye çeviren beyefendiyi saygıyla anıyorum) ispatlanması için çok uğraşılması gereken bir teoridir ve kanun olması ise büyük patlama (abd'de okuyan şakirtler karıştırmasın, big bang) teorisine göre daha umut vaadeder. ama burada da temel sorun, bunların teori olması (evet, yerçekimi de teori) ve tam olarak ispatlanamamasıdır. siz inansanız da inanmasanız da bir kilo suyu biz bir litreye eşitledik. ya da tam tersi de doğrudur. yine de bir hatırlatma yapalım; newton'ın yerçekimi teorisi çoktan çökmüştür. biz einstein'ın daha doğru olan yer çekimi teorisini kullanıyoruz. ama newton'ın teorisi battı diye hiçbirimiz yerden yükselmiyoruz. buna dikkatinizi vermenizi istiyorum. darwin'in evrim teorisi'de newton'ın yerçekimi teorisi gibi. başlangıç için iyi ama sonrasına yetmiyor. dinciler de bunu kullanıyor. (bu arada dinci bu işten kar eden, dindar ise inanan insan olarak bu tanımı sabitleyelim. misal, evrim karşıtı kitap yazma komikliğine düşen seksi hocamızın rabıta örgütünden iyi miktarda para aldığını unutmayalım)

öncelikle bir akıl sağlığı testi yapalım. buradan aya bakıyorsunuz, ay yukarıda gözüküyor. sizi bir rokete koyup aya gönderirsem dünya'yı görmek için nereye bakarsınız? çoğu kişi bu soruya aşağıya diye yanıt veriyor. aşağı bakarsanız ayaklarınızı görürsünüz. yanıtı doğru bilemediyseniz üzülmeyin. yerçekimi teorisi kanundur diyenlere gelsin. öğretilenlere bu kadar tuhaf gelebiliyor.

peki neden aşağıda diyoruz? efendim; birinci sebep beşe sekiz kereste olmamızdan. okul denen kurum bizi öyle bir yetiştiriyor ki çocukların doğru olarak yanıtladığı pek çok soruyu biz yetişkinler çözemiyor ya da mantıksız olarak değerlendirip reddediyoruz. peki biz doğru mu yapıyoruz? tarih hayır diyor. ilk aklıma gelen örnek tabii ki leonardo da vinci. bu adam gayet zekidir. ama hayattaki en büyük şansı zeki olmak değildir. gayrı meşru bir çocuk olmasıdır. leonardo da vinci gayrı meşru bir çocuk olduğu için okula alınmaz. o da çocuk aklıyla der ki “siz beni okula almıyorsunuz ama tek yaptığınız latince ve yunanca okuyarak bilim öğrenmek. bunu ben de latince ve yunanca öğrenerek yapabilirim.” gerisini biliyorsunuz. beşe sekiz kerestelerden farklı olarak aynı bilgi birikimini kullandı ve günümüze kadar adı gelen bir bilim adamı, çözümleyici bir deha oldu. benim gençliğimde dünya'nın en zengin on kişisinden dokuzu üniversite terkti. hala öyle mi bilmiyorum ama aklıma yatıyor böyle bir durum. hayat okullarda öğretildiği gibi değil çoğunlukla. einstein matematik konusunda kabiliyetsiz ve edison aptalın teki o beşe sekiz hızarlara göre. budaklı olanları düz bir kalas yapamayabiliyorsunuz. ama atom bombası yapılabiliyor, ama lamba bir düğmeye dokunup yakılabiliyor. olur öyle.

şimdi burada, yani ekşi sözlük'te bir çok insanın bu gericilere yanıt vermeye çalıştığını görüyorum. bu arkadaşlara baştan yanlış olduklarını söyleyebilirim. karşınızdaki adam ay'a gidip dünya'yı görmek için ayaklarına bakacak birisi. daha yer çekimi teorisini bile tam anlayamamış. anlayan gericileri el üstünde tutarım, o ayrı, ama hala gerici diyorsun derseniz, sizin gibilere az sonra geleceğim. show haber'in kırmızı halkası tadında oldu ama olsun o kadar. aylardır milleti trollüyorsunuz.

atom bölünemez diyorlardı. ki sözcük anlamıyla atom zaten (yunanca) bölünemez demek. dünya dışına çıkılamaz diyorlardı. bu da yapıldı. hepsini geçiyorum; havadan daha ağır şeyler uçamaz diyen dingiller vardı. uçaklar uçuyor her gün. metalden yapılma hem de. daha komiği ise 1899 yılında daha icat edilecek şey kalmadı diye istifa eden patent dairesi başkanı. ama hala bazı ülkelerde (o ülkeler astronot verse dahi, misal ksa) uzaya ya da aya gidilmedi propogandası yapılıyor.

kapitalist damarım tuttu: bedavaya mı yapılıyor?

burada insanları kızdırıp, kendi yanlışlarına inandırmaya çalışanlar var. bunun sistematik olması üzerine zaten canım sıkılıyor. burada kendi doğrum doğrudur demiyorum. benim doğrum başkasının yanlışı olabilir. saç siyahtır dediğimde bu benim doğrumdur. finlandiyalı birisinin değil (genellikle). ama evrim teorisi yanlıştır, çünkü benim inancım doğrudur diyenler karşısında benim şalterim atıyor. çünkü evrim teorisi bir inanç, bir gönül meselesi değil. akıl meselesi. inanırım inanmam diye bir şey söyleyenlerin iki kimliği var: samimi dindarlar; çok tanrılı dönemde yaşasa zeus'a çak şu lavuk bakus'e de bizim şaraplar olsun diyen tipler. her tanrıya gidip adaklar adayan, tapınaklarına gidip bağışlar döken. ya da o dönemin zekileri gibi “boşver tanrıları yavrum, gel sana ne zevkler yaşatacağım bak” diyen tipler. karı kıza dokunmayıp hacı şakire yapışan zaten bizden değil. (bak bu ağır oldu diyeceksiniz, merak etmeyin, ülkesini satana bunlar ağır gelmez). osuruktan daha hafif olan helyum (he) gazını icat ettiğini iddia edenlerin adamlarıyla uğraşıyoruz burada. onlar hayatlarını garantilemek adına bu toplumu bilimden uzaklaştırıp efendilerine köle yapmaya çalışıyor. e inanç kör tabii. aklımızı açık tutmakta fayda var. osuruktan efendilere göre izin almak gerekiyor otoritelerden.

peki, gerici dedik ama, insanlar yanlış anlamasın bazı konuları açığa kavuşturalım. bu müslümanların alayı mı gerici? hayır. toplum baskısı bizi geri bıraktırıyor. ibn-i sina çok yetenekli bir müslüman doktor. insanların (bugün kadavra dediğimiz) cesetlerini inceleyerek hastalıklara çare bulmaya çalışıyor. adamı yakalayıp öldürmeye çalışıyorlar. niye? inançları yüzünden. denmiş ki kalbe kimse dokunamaz! nerede? kuran değil! ispatsız bir hurafe. adam kim? şeytan mı? ölü sevici mi? hayır! bilim adamı. adam müslüman ama müslümanların beşe sekiz ölçüsüne (yaygın bir kereste boyutudur) uymuyor. bugün sorun; ibn-i sina son derece gurur duyulacak bir müslüman bilim adamıdır. vaktiyle neden katledilmek istendi? bana ilginç gelen bir soru. artık zamanla müslümanların da bilim adamları çıkar. onlar da der ki zaten kur'an'ın burasına uyuyor. esnektir inanç. bugün mars'a adam gönderin, zaten kur'an'da geçiyor der.

şimdi kendisini darwin konusunda hazırlayan şakirt, yani kul köle arkadaşa gelelim. eğitimi belli yerlerce karşılanmış olabilir, bunun reklamını ya da öne geçecek özelliklerini belirtmiş olabilir. orası derdimiz değil. biz vortex32 nasıl oldu da bugün biz çok hücrelilere dönüştü diye bakıyoruz. o diyor ki gözü kim yarattı... o pezevenk benden ya da siz naçizane okurdan daha iyi biliyor vortex32'yi ve gözün nasıl oluştuğunu. onun sorunu bu kendi dünya'sına uymayan yeni kalıplar. bakan göz için her şeyin her şeye dönüştüğünü görmek işten değil. çocuğum büyüsün diye yumurta yediriyor. yumurtanın çocuğa ekleneceğini biliyor. karısını döllerken sorun yok. allah verdi deyip işin içinden çıkıyor. doğuda görevliyken şöyle bir olaya denk gelmiştim; adam 8 çocuk sahibi ve karısı ölmüş. ikinciyle evlenmiş, o da hamile. amca 80 yaşında. büyük ihtimalle çocuk babasız büyüyecek. hemşire diyor ki amca bu yaşta neden çocuk yapıyorsun. amca da “biz göğsümüzü hakka açıyoruz, hak da bize veriyor çocuğum” diyor. hemşire bombayı patlattı: “sen göğsünü değil de başka bir yerini açıyor olmayasın amca”. yani işin asli kısmını görmezden gelip işi bilinmeyene yaslamak kolay. basit. niye karmaşıklıkla uğraşayım.

bir kere vortex32'yi anlamadan gözü anlayamazsınız. tek bir hücre, ışığa karşı yönelir ve ışığın vurduğu yerdeki pasif (şimdilerde bitki diyoruz) canlıları bulur, güneşten aldıklarını çalar. kendini geliştirir. bu canlı (artık yaratık demeyelim mümkünse, kimden geldiğini biliyoruz) diğer basit canlıların aksine ışığa karşı hassas tek bir hücre sahibidir. bu canlıdan önce bu yetenek yoktur. bu ışığa hassas hücrenin göze dönüşmesi ise bir zaman sorunudur. 3-5 milyon yılınız varsa ben de yaparım.

ilkel çorba deneyini bilip yadsıyan şakirti çok tebrik ediyorum bu arada. örnek şakirt kendisi. bilimi bu kadar reddetmek asla mümkün olmamıştı. engizisyon dahil. ilkel çorba ilginç bir deneydir. adamın birisi diyor ki “hepi topu 20 amino asitten oluşan bir protein var, değişik şekillerde değişik protein oluşturuyorlar, dünya'nın ilk zamanlarında nasıl var oluyor”. düşünüyor (inanıyor desem sevinecektiniz) ve diyor ki o zamanlar kükürt vardı, karbon vardı, su vardı, ne bileyim nitrojen vardı diyerek bunları karıştırıyor. o zamanlarda dünya'da ne enerji vardı ki diyor. yıldırımları hatırlıyor. içine elektrik veriyor. aminoasitler oluşuyor. bir başka bilimadamı “yok yahu, ne yıldırımı, magma'dan kaynaklanan ısı vardı” diyor. isıtıyor. o basit maddelerden aminoasitler oluşuyor. deneyin ilk zamanlarında eldeki kaynakların ve teknolojinin yetersizliğinden bir miktar aminoasidi gözden kaçırıyorlar ama bugün biliyoruz ki bu inorganik (cansız) maddelerden organik maddeler üretmek mümkün. tabii ki biraz enerji karşılığında. kimse yaratıcı diye güneş'e tapanları suçlamasın. tek enerji kaynağımız o sonuçta.

norm ender'in dediği gibi eskiden taşa tapıyordunuz. şimdi kağıda. kiminiz kurana, kiminiz dolara. bu topraklarda abd'nin yeşil kuşak ülküsünü gerçekleştirmeyecek bilim insanları var. afganistan'daki gibi olmak istemiyoruz. insanları kendi inançlarınıza çekmeye çalışıp komik duruma düşmeyin. evrim bir inanç sorunu değil bir gerçekliktir. siz istediğinize inanın. ama evrim inanç sorunu değildir. evrime inanıyor, ateizm'e inanıyor diyerek komik duruma düşmeyin. biz ailemizden “inanmak için” baskı görmedik. peki siz ezik değilseniz çocuklarınızı serbest bırakıyor musunuz inançları konusunda? yoksa siz de baskı mı yapıyorsunuz?

“hepimizi allah yarattı kızım”
“allah'ı kim yarattı baba”
“sus terbiyesiz”

devamını okuyayım »