bigboned

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (524)
  • 4198
  • 22
  • 2
  • 0
  • evvelsi gün

game of thrones

--- 6x4 the book of the stranger spoiler ---

castle black
bolumu castle black ve game of thrones için tarihi bir sahne ile açtık. 5 sezondur, bir çok insanın beklediği şey nihayet oldu ve 2 stark çocuğu birbirine kavuştu. bunun olmayacağına kendimi öyle bir alıştırmışım ki, sansa mekana girdiğinde white walker saldırısı filan olacak diye bekledim. jon ve sansa sarılana kadar da bir kulağım borazanda kaldı. neyse ki, tarih tekerrür etmedi ve nihayet winterfell'i birinci sezonda terkeden iki karakterin buluşmasına şahit olduk. gençler siz şöyle içeri gidin bir hasret giderin, konuşacak çok şeyiniz vardır.

- ee jon görmeyeli ne yaptın?
- walla ne olsun be sansa, buraya geldim daha ilk ay içerisinde wight saldırısı oldu; kumandanı onlardan kurtardım; sonra kuzeye yürüdük çocuklarını white walkerlara veren bir abi ile tanıştım; ondan sonra tekrar wight saldırısına uğradık; sonra qhorin halfhand ile mance rayder'ın peşine düştüm; onun adamları bizi yakalayınca halfhand'i öldürüp wildlinglere katıldım. orda bir hatun buldum kendime, ygritte diye. onunla birlikte duvara tırmandım, duvara güneyden saldırmak üzereyken onu da satınca, iki tane ok yedim ama ölmedim. geri geldim castle black'e, wildling saldırısında onlara karşı savaştım, bu arada sevdiğim hatun olly denilen bir orospu çocuğu tarafından öldürüldü. sonra mance rayder'ın ordusu kapıya dayandı ama stannis baratheon gelip bizi kurtardı. bir süre onla takıldım ve sonra wildlinglerle barış imzalayıp, onların geri kalanını kurtarmak için hardhome'a yürüdüm, orda white walker öldürdüm ama wightlar mekanı istila edince kaçtım. geri dönüce emrimdeki adamlar bana ihanet etti ve beni öldürdüler ama ben geri geldim. beni öldüren elemanları ve orospu çocuğu olly'i astım ve bizim yemindeki bir boşluktan yararlanıp night's watch'tan da istifa ettim. tam da bunun üzerine sen geldin işte.
- pardon jon, sen öldüm ve geri geldim mi dedin?
- evet ya kırmızılı kadın saçımı kesip bir sünger banyosu yaptırdı geri geldim.
- ha ok. ben de diyorum nasıl geldi.

ya ben harbiden böyle bir konuşma bekliyordum. özellikle de, jon'un sansa'ya ölümden geri geldiğini söylemesini merak ediyordum ama dizi bunu göstermek yerine old nan'in yaptığı yemeklerden bahsetmeyi seçti. jon'un geri gelişi hakkında daha fazla bir şey öğrenmedik ama old nan'in yaptığı böbrek turtasına, fasulye ve soğan koyduğunu öğrendik; o da olumlu tabi. bana göre bu konuşmada ilginç olan, içimizi ısıtan kavuşma sahnelerinin game of thrones üzerinde ne kadar eğreti durduğuydu. adamlar, kendilerini karanlık ve depresif tona öyle bir alıştırmış ki, iyi bir şey olduğunda konuyu nasıl işleyeceklerini bilemiyorlar. neyse ki, iyi şeyler fazla olmuyor ortamda.

bu noktada jon'un kafasının biraz karışık olduğunu görüyoruz. kendisine burada kal diyen edd'e, allister thorne'un 'savaştım ve yenildim' söylemiyle cevap veriyor ama hadi winterfell'e yürüyelim diyen sansaya da, 'artık savaştan baygınlık geldi' diyor. e hocam ne yapmak istiyorsun o zaman? senin bütün bu işleri bırakıp kaş'ta bir pansiyon açman dizi açısından pek iyi olmaz. o yüzden, ske ske savaşacaksın jon efendi; biz seni ölümden götünü yayasın diye getirmedik. night's watch yan gelip yatma yeri değildir.

dizi burada kitapta da var olan mektup olayını kullanmayı tercih etti ki, geçen bölüm rickon'un ortaya çıkmasından sonra bu zaten öngörülen bir şeydi. kitapta, bu mektup, jon ölmeden önce geliyor ve hatta jon'u gaza getirip güneye gitmeye karar vermesine neden olan da bu oluyor. thorne ve dadaşları, güneye gitme kararı aldıktan sonra jon'u bıçaklıyorlar. dizi, aynı mektubu jon geri geldikten sonra devreye soktu ve ramsey'nin savurduğu tehditler de, tormund ve wildling ordusunu savaşa ikna etmek için yeterli oldu. (kitapta, pink letter olarak bilinen bu mektubun, salında ramsey tarafından yazılmadığına dair sağlam bir teori var ama dizide böyle bir şey olacağını sanmıyorum)

bu noktadan sonra, jon-sansa ikilisinin kuzeyin starklara sadık ailelerini bir araya toplama girişimlerini izleyeceğiz sanırım. kesin olarak stark tarafında yer olacak aileler mormont ve manderly olacak, bolton ise şu an için karstark ve umberlara sahip gibi görünüyor. piçlerin savaşı, denk güçlerin mücadelesi olacak gibi gözükse de, burada dengeyi değiştirecek faktör bana göre umberlar olacak. nedense ben hala onların ramsey'nin peşinden gitmesini içime sindiremiyorum ve son ana kadar boltonlara ihanet etmeleri beklentisi içeriside olacağım.

vale of arryn
ramsey vs jon savaşındaki dengenin umberlar tarafından bozulmasını bekliyorum dedim ama bir sonraki sahnede, littlefinger ortama geri dönüş yaptı ve bize başka bir opsiyon sundu. vale şovalyeleri, nihayet yaz uykusundan uyanıp ortama akmaya karar verdiler. buradaki, littlefinger - lord royce atışması, bize sweet robyn'in iplerinin kimin elinde olduğunu göstermek açısından önemliydi. kitapta, vale'i tam olarak kontrolü altına almak için littlefinger çok daha detaylı bir strateji izliyor ama dizi her zamanki gibi bu olayları basit tutmayı tercih etti. baelish, sansa'ya yardım etme kararı aldı ancak burada kullandığı ¨time has come to join the fray¨ lafı, bana önce walder frey'e bir ziyarette bulunacaklarını düşündürüyor. sonuçta, the twins, winterfell'e giderken yollarının üstünde yani uğramazlarsa ayıp olur zaten. bir sonraki bölümün trailerında baelish'i duvarda görüyoruz ama bence vale ordusu henüz orda değil. ordu karadan önce twins'e sonra da winterfell'e yürüyecek ve onlar zamanında yetişirse, o zaman umberların boltonlara ihanet etmesine gerek de kalmaz. piçlerin savaşını, jon snow kimin yardımıyla kazanacak sorusu için bahisleri açalım. vale favori, umberlar sürpriz.

meereen
meereen, her zamanki gibi bol bol boş laf ile doluydu. dış işleri bakanı tyrion, astapor-volantis-yunkai devlet başkanlarını ağırladı ama buradaki barış görüşmelerinin bir yere varacağını sanmıyorum. grey worm, ¨bu adamlar sana ihanet ederler¨diyor ama bence böyle bir anlaşmaya ihanet eden ilk kişi deanerys targaryen olur. hele ki, unsullied'in yanına dothraki ordusunu da katmış bir dany, taş taş üzerinde bırakmaz gibi geliyor. tyrion'un stratejik hamlelerinin hangi amaca hizmet edeceğini anlamak zor. eğer, meereen meselesi çözüm süreciyle çözülecekse, bir sonraki sahnede dany'e 100bin kişilik orduyu neden verdik?

vaes dothrak
dany'e gelmeden önce, dizinin 3 bölümdür jorah-daario kurtarma operasyonuna harcadığı dakikaların tamamen boşa gittiğini belirtmem gerek. arkadaş, kitaptan bir sürü karakteri ve bir sürü olayı ¨zamanımız yok¨ diye kesip atıyorsunuz. tamam iyi güzel de, o kestiğiniz şeylerin yerini bari adam gibi doldurun. madem, dany kendi kendini kurtaracaktı, 3 bölümdür neden bir dolu zamanı jorah ve daario'nun maceralarına harcadınız yahu; mal mısınız? herifler, dany'i buldular, dany resmen ¨hacı siz durun bak ben bir hareket çekip aklınızı alcam¨dedi ve kurtarılmak istemedi. kim yazıyor olm bu senaryoyu böyle?

deanerys targaryen, yine ateşte yürüdü ve şimdi targaryenlerin yanmadığını iddia eden arkadaşlar dolduracak ortamı. yaptığını beğendin mi dizi? burada onlarca kez açıklandığı üzere, targaryenler yanmaz diye bir şey yok. ama dizi dramatik sahne çekecem diye götünden element uydurmaya bayılıyor, o da ayrı bir konu. ¨bakın ateşten çıktım, o zaman 100bin kişilik khalasar da bana katılsın¨. eh oldu o zaman dany, öl de ölelim.

artık dizi kitabı geçtiği için dany'nin bu bölümde yaptığı hareketlerin kitapta olup olmayacağını bilmiyorum. ancak, dany'nin bütün dothraki'yi peşine takması, güç dengelerini alt üst edecek bir şey. unsullied, khalasar ve 3 de ejderha tamam. westeros istilası için tek ihtiyacımız olan büyükçe bir donanma, onu da sağolsun euron greyjoy kardeşimiz halledecek. eh son gördüğümüzde, dorne'da da darbe olduydu ve onlar da lannisterları yok etmek istiyorlar. eh sen de gel dorne, katıl aramıza. daha, westeros içerisinde, targaryen destekçisi olan lordları eklemedim bak. ne yaptınız hocam? kim duracak bu hatunun önünde? (dizide khalasar büyük ihtimal kitapta olduğu gibi 100bin kişi olarak işlenmeyecek)

dizi, dany'i astapor-yunkai-volantis ordularına karşı savaştıracak mı bilmiyorum ama normal şartlarda bu 3 şehrin, bütün dothraki ordularını birleştirmiş bir khaleesiye dayanması mümkün değil. ejderhalar ve unsullied'ı hesaba katmıyorum bile. yani, artık dany'nin westeros işgaline başlamaması için hiç bir bahane kalmamış olması gerek. ama, dizi büyük ihtimal sezon sonuna kadar essos'ta kalacak. hatta, sezonun son sahnesi dany'nin westeros'a yelken açmış gemileri olursa, şaşırmam.

king's landing
doğuda ejderhalar ve dothraki, kuzeyde white walkerlar westeros'u işgale hazırlanırken, king's landing hala cemaat terör örgütüyle mücadelenin derdinde. bu high sparrow'un, her bölüm başka bir karaktere verdiği ahlak derslerinden bana gına geldi artık.

bu adam ne zaman bu kadar güçlendi diye soranlar var ancak dizide faith'in güçleniş süreci pek iyi işlenmiyor. kitapta, robert baratheon sonrası kings landing sokaklarının ne kadar tehlikeli bir hal aldığı daha iyi anlatılıyor ve dizideki kadar damdan düşme olmuyor bu iş. dizide de, joffrey'e at boku atılan sahnelerden hatırladığımız kadarıyla, artık şehirde saray ahalisinin sarayın koruması dışına çıkamadıkları bir ortam var. zaten, high sparrow da bu sivil isyanın başına geçtiği için bu kadar güçlü.

böyle güçlenen faith'e karşı, cersei-jaime ikilisinin dahiyane planının ne olduğunu da öğrendik bu bölümde: tyrell ordusunu şehre davet etmek! nasıl lan? bu kadar saçma bir iş olur mu?

kafadan 10 bölümdür, cersei'nin tyrelllerden ne kadar nefret ettiği işlendi. şimdi nasıl oluyor da, westeros'un en güçlü askeri gücü şehre davet ediliyor? cersei, nefret ettiği tyrellerin king's landing'i içeriden kuşatmasına nasıl evet diyebiliyor? eğer bu, cersei'nin artık kafayı yemiş olmasından dolayıysa, jaime nasıl buna evet diyebiliyor; peki kevan lannister?

bir de, eğer ¨kralın ordusu faith'e saldırırsa, high sparrow margaery ve lorras'ı öldürür, o yüzden tyrell ordusu saldırsın¨ kafası nasıl bir kafadır? tyreller saldırınca neden öldürmüyorlar peki?

dizi belli ki, king's landing'i tam anlamıyla bir kaosa doğru götürüyor. lannister-tyrell-faith üçlüsü arasında patlak verecek bir iç savaş, başkenti doğudan (yada kuzeyden) gelen istilacılara karşı tamamen etkisiz hale getirecek. tüm bu kaosun nedeni olan high sparrow'un, sadece kendi çıkarları için iç savaş çıkartmaya çalışması bana biraz saçma geliyor. sonuçta böyle bir şey olması halinde, bundan en çok zarar görecek olanlar high sparrow'un hizmet ettiğini söylediği yoksul halk olacak. bana göre, buradaki kritik soru şu: faith gerçekten westeros'un kontrolünü ele geçirebileceğine inandığı için mi mücadele ediyor; yoksa başkenti zayıflatmak isteyen başka bir gücün mü hizmetinde? kitapta 2. seçenek olduğunu düşünüyorum ama dizide buna dair bir ipucu aldığımızı söyleyemem.

son olarak jaime için bir parantez açmak istiyorum. kitapta, gelişimi ve değişimi en çarpıcı olan karakterlerden olan jaime, dizi tarafından resmen harcanmış durumda. kitapta, cersei işleri yüzüne gözüne bulaştırıp jaime'den yardım istediğinde, jaime'nin kendisine siktiri çekmişliği olduğunu hatırlatıp, cersei'nin peşinden gidip onun deliliklerine çanak tutan jaime karakterinin, tek kelimeyle mide bulandırıcı olduğunu da belirtmem gerekiyor.

iron islands
theon'un eve dönüp kardeşini yaklaşan olağanüstü genel kurulda destekleme kararı aldığını gördük ama bu destek, yara'ya oy mu kaybettirir, yoksa kazandırır mı emin değilim.

bölümün en iyi sahnesi:
tormund'un, brienne'e attığı seksi bakışlar. tormundum, ayım benim, beğendiysen git konuş bence.

--- spoiler ---

devamını okuyayım »
16.05.2016 07:57