brainworm

  • azimli
  • tadına doyum olmaz (761)
  • 3770
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 yıl önce

cosmo kramer

cosmo kramer... çoğu insana göre seinfeld'in en dikkat çeken karakteridir kramer. kapıyı hızla açarak jerry'nin dairesine girmesi (bu hareket, michael'ın bir sahnesine geç kalması ve o nedenle hızla kapıyı açması ile tesadüf eseri ortaya çıkmıştır, bilinçli bir hareket değildir), olmadık anlarda yere düşmesi, söylediği anlamsızca sözler/sesler onu çoğu insan için son derece komik yapar. ve bunlar gerçekten de komiktir. ancak kanımca onun asıl komikliği fiziksel komedisinden çok tavırlarında ve düşüncelerindedir.

derinine indiğimizde kramer; aslında oldukça orta halli (belli bir geliri olmayan, vergi ödemeyen, yemeğe para vermeyen), ciddi anlamda deliliğin sınırlarında gezinen bir karakterdir. kramer; kimsenin kötülüğünü düşünmeyen, sinirini kendi içinde çözen (sinirlenince genellikle sadece "oh yeah!!" demekle yetinen) bir insandır. oldukça ürkek bir yapısı vardır. elaine*’in satın aldığı dolabı sokakta bekleyerek koruduğu sırada gelen iki gay kabadayıdan korkup dolabı çalmalarına göz yumması, hatta daha sonra onlarla tekrar yüzleşip jerry* ile birlikte tekrar kaçması, palyaçolardan korkması, ceketini almak için gelen adamdan korkması, vs... bu özelliğini gösteren örneklerdir.
özellikle tüm kontrolün kendisinde olduğunu sandığı, karizmatik davranmaya çalıştığı ya da bilir kişi edasında öğütler verdiği anlarda çok komiktir kramer.

mesela “the big salad” bölümünde, golf ile ilgili kurallardan bahsederken jerry ile arasında geçen şu diyaloğu ele alalım:

kramer: “a rule is a rule! and let’s face it. without rules, there is chaos.”
jerry: “but it’s just a game... why do you always have to be such a stickler?”
kramer: “because that’s the way i was raised! you know, when i was nine, i had to go to bed at nine o’clock every night. and if i wasn’t.... well i don’t have to tell you what happened.”

buradaki olay; kramer’in jerry’ye öğüt verme amaçlı başladığı bir cümleyi, birden o anlattığı olaydaki onu ürküten bir detayı hatırlayıp tüm öğretici ve bilge tavrını kaybederek sonuçlandırmasıdır.

ya da örneğin “the junk mail” bölümünde, kendisine gelen gereksiz postalardan bıktığını şu şekilde anlatır:

“oh that’s it they have gone too far!! they keep pushing me!! and pushing me!! and now i have no choice but to go there!! .............and talk to them.”

burada görülen, “...and talk to them.” kısmına kadar son derece sinirli ve coşkun gözüken kramer’ın, cümlenin sonunda birden kendine gelip, aslında böyle bir iddialı çıkış yapmasına rağmen, çok da fazla bir şey yapamayacağını anlayıp birden sakinleşmesi ve sesini alçaltıp “...talk to them.” demesidir.

ancak tüm bu durumlarda, kramer masumiyetini asla kaybetmez. o gerçek bir çocuktur. saf ama zekidir. onun bu masumluğunu ve saflığını en iyi olarak gördüğümüz bölümlerden biri “the massause” adlı bölümdür.
burada, elaine ve erkek arkadaşı joel rifkin bir futbol maçı izlemekte, kramer’ın biletini de girişteki bilet gişesine bırakmışlardır. kramer gelecek ve gişeden biletini alacaktır. ancak gişe görevlisi ondan kimlik göstermesini ister. ancak o, cüzdanını evde unutmuştur. olaylar şöyle gelişir:

görevli: “i can’t give you the ticket without an id.”
kramer: “are you kiddin’ me? all right look at me ha... (yan profilden yüzünü gösteririr) look at me and tell me i’m not kramer.”

içsel dünyasından biraz sıyrıldığımızda, kramer’in diğer pek çok özelliği de göze çarpmaktadır. mesela kramer son derece iyi giyinir. gömlekleri son derece zevklidir. sürekli giydiği beyaz çorapları göze batsa da, bu onun en önemli ayrıntılarından biridir. meyve konusunda çok hassastır. her meyveyi yemez. aynı zamanda purolara da çok meraklıdır. uğruna çok sevdiği ceketini bile feda edecek kadar puro meraklısıdır.
tabii her bölümde aklına gelen yüzlerce uçuk fikir ve öneri de unutulmamalıdır.

kramer için pek çok sıfat sarf edilebilir... işgüzar, meraklı, şapşal, dengesiz, zeki, şaşkın, çocuksu, vs... bunların tümü ve daha fazlası onun için geçerlidir. ama hiç bir sıfat tek başına yeterli kalmaz onu açıklamak için.

kramer, televizyon dizileri tarihinin en kendine özgü birkaç karakterinden biridir. nasıl george costanza (bkz: #3842309) kadar içten pazarlıklı, sinsi, nevrotik ama bir o kadar da sevilesi bir karakter az bulunursa, kramer kadar samimi, saf, doğal, arkadaş canlısı ve şapşal ama bir o kadar da sevimli bir karakter de az bulunur.

zaten sonuçta; muhtemelen herkesin “kramer’ın arkadaşınız olmasını ister miydiniz?” sorusuna “evet.” cevabını verecek olması da, bunun bir kanıtıdır sanırım.

şahsen ben, bu karakterin yaratımında emeği geçenlere, larry david ve jerry seinfeld’e ve özellikle de benim gibi milyonlarca kişiyi sandalyeden düşüren bir karaktere can veren michael richards’a teşekkürü bir borç biliyorum.
iyi ki varsın kramer.

devamını okuyayım »
12.10.2004 21:13