cyrano

  • 15265
  • 77
  • 41
  • 1
  • dün

yanında biri varken arkadaşça konuşan sevgili

merhaba;

bir toplumsal yarrağa yan basmak hususunda yine birlikteyiz. "yanında biri/birileri varken 'arkadaşça' konuşan sevgili" konumuz. son zamanlarda çevremdeki insanların bu tür bir durumdan rahatsız olduğunu elemle öğrenmiş bulundum.

olay şu şekilde husule geliyor. iki adet sıradan ama birbirlerinin sıradan olmadıklarına inanmış insan bir biçimde anlaştıklarına kanaat getirip birbirlerine sevgili oluyorlar. daha sonra tabii hadiseler gelişiyor, canım cicim mevsimi oluyor, yataklara yatılıyor, çiçekler ekiliyor, el elelik, göz gözelik, akıl akılalık, hayatım-aşkım'lık gırla gidiyor. dolayısıyla bir süre sonra adet olduğu üzere telefonlaşma kavramı ikililerde gelişiyor.

bir gün biri, diğerinin sesini duymak istiyor. ama sadece sesini duymak, belki biraz "canım"lanmak, biraz "ay cicim ben dayanamam"lanmak, "dillerini yerim düşlerine girerim, akşama bekle kaçar gelirim"lenmek istiyor, hatta belki bunları bile istemiyor da, kendisine canım, cicim diyen o sesin sıcaklığını bir daha ve tekrardan hissetmek istiyor. arıyor diğerini, diğeri hiç tanımıyor gibi oluyor. hatta bu hiç tanımıyor gibi olmayı öyle bir yapıyor ki, göze kulağa sokuyor, insanı bayıltıyor, "neden aradım lan ben bunu, allah cezasını versin, bir daha arayan iki olsun" durumuna getiriyor. neyse diyor bir müddet sonra bir daha arıyor, aha yine aynı, yine bir karşıdaki sesin yabancıyla konuşur gibi konuşması durumu söz konusu. sanki, "canım" dese, "seviyorum ben de" dese, ölecek gibi, bu bir "seviyorum"u saklamak, ona etrafındaki kişilerce accayip takdir edilecekmiş gibi.

arayan biri bunu anlıyor, anlamaya çalışıyor, kendini yırtıyor: "etrafında birileri vardı konuşamadı tabii, ben hayvanlık etmeyeyim, nasıl olsa yanımdayken, dokunuşumdayken seviyorum'u dağları taşları deliyor" demeye çalışıyor ama olmuyor, anlamıyor, anlayamıyor. anlayamıyor çünkü, "seni seviyorum herkes bilsin" olmalı aslında, "seni seviyorum"lara denk ve işaret kelimeler yanyanayken söylenme gereği bile duyulmuyorsa, etrafta birileri varken bilakis bağırarak, çağırarak, hönkürerek söylenmeli.

burada arayan biri, çıldır'a gidiyor. "ulan yoksa?"lar başlıyor. "etrafındaki birilerinin, bir 'sevgilisi' olduğunu bilmelerini istemiyor demek ki" diye düşünüyor, "sanırım yanındaki her kimse(lerse), ona yeşilleniyor, onunla yiyişmek, gezişmek, şeyişmek istiyor, o yüzden ben yokmuşum, herhangi biriymişim gibi davranıyor" diyiveriyor. ve bunları düşünmek onu çok kötü yerlere götürüyor. ardarda defalarca bu tekrarlanınca da, hoppa gerilimler başlıyor, kavgalar, "sevdiğinden emin olayım" kaygıları, oyunları, daha başka başka "seviyorum"u kanıtlayacağı düşünülen beklentiler, feşmekân.

yanında biri, birileri varken, tanımıyor gibi, arkadaşıyla konuşur gibi konuşan sevgili burada, çok ayıp ediyor, bir insanı hakkatten acımasızca kırıp incitiyor, paranoyalara yolcu ediyor ve "sevgilim" dediği insana verdiği değeri gösteriyor, ne kadar sevdiğini gösteriyor, bu sevmek için, göze alabileceği şeyleri gösterir gibi oluyor. o zaman arayan biri diyor ki, "sen daha yanında birileri varken sevdiğini demekten acizsin, söyle ben sana nasıl güveneyim, nasıl inanayım, nasıl, nasıl ulan, nasıl".

oysa ki bir başka insan, sevdiğinin resmini işyerindeki masasına koyuyor, cüzdanında, boynunda taşıyor, herkese gururla gösteriyor, başkalarının yanındayken, ondan uzaktayken, daha fazla sarılıyor sesiyle, daha fazla aşkını belirtiyor. işte bu insan, hakkatten alnından öpülesi insan oluyor o zaman.

arkadaşça konuşan sevgiliye dönersen, onları karakteri şunu da yapıyor. "sevgili"leri misal brad pitt/julia rabırts diyelim. bu defa bunlar gurur duymaya başlıyorlar, "ama brad pitt, sevgilim, öyle deme, ahaha çok komiksin aşkım, aşkım bradd'im, julyam, ebenin amı'm".

bütün bu arkadaşça konuşan sevgili ve diğer işyerindeki masaya resim koyan sevgili durumlarının sebebi, insan standartları enstütüsü yüzünden oluyor. kişiler kendilerinden yüksekte gördükleri insandan övgüyle bahsederken, onun sevgilisi olmakla caka satarken, kendilerinden aşağıda veya aynı civarlarda olduğunu düşündükleri insanlara karşı, eğer yanlarında daha "elit" birisi varsa, "arkadaş" oluyorlar birden. bu dünyanın düzeni oluyor, bu hiç bir şey yapılamayacak olan bir insanlık sorunu, defosu, zavallılığı ve götüne koyduğumun dünyası oluyor. bak birileri ne kadar üzülüyor ama yapılacak bir şey olmuyor, illa ki, birden sinirlenip brad pitt/julya rabırts olmak gerekiyor. o zaman da işin gerçekliği kalmıyor.

hadiseden şu saniye "oyy" deyip, hemen tiksiniyorum, aslında "yazmaya bile değmez, yuh size" demek istiyorum. bu "arkadaşça konuşan sevgili"ye ise, böyle bir insanı sevmeye halen devam edenlere ise, "yapmayın, etmeyin, sonu belli ki belli, gün gibi ayan" deyip hemen buradan gitmek istiyorum.

"sevgili" kelimesinden rahatsız oluyorum. bunu bile bile kendimi rahatsız ediyor, bir entry'de defalarca (of) sevgili yazıyor, kendi morallerimi bozuyorum.

gecesine onbin lira, doyum olmuyor cilvesine deyip, mualla'yı arıyor, randevu alıyorum. isterse sevişmek üstünde olsun, parasını vereceğin için, "canım, hayatım, bir tanem" dillerinden düşmüyor muallanın. bana dert yanana mualla'nın numarasını veriyorum.

ve burada, bu defteri kapatıyorum.

devamını okuyayım »
21.08.2003 22:20