ed

  • azimli
  • şamda kayısı (701)
  • 1485
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

18. mekanize piyade tugayı

ve eğitim müfredatı ile karşınızdayım.

askerliğin bence en temel kuralı “emret komutanım, emredersin komutanım” cümleleridir. çünkü size verilen emri anlasanız da anlamasanız da, sürekli bu iki cümleyi kullanacaksınız. çağrıldığınızda bağırarak “emret komutanım”, bir emir verildiğinde ise “emredersin komutanım” demeye şimdiden alıştırın kendinizi. ses açmaya da başlasanız fena olmaz. burada ne kadar çok bağırırsanız o kadar makbul. yani aman efendim kibarlık edeyim, aman gürültü olmasın diye bir şey söz konusu değil. tükürükler saça saça stadyumdaymış gibi bağırın.

şimdi, bu iki elzem cümleyi öğrendikten sonra acemilikte hayatınızı kurtaracak en önemli şeyin ne olduğunu açıklıyorum. “acemiyim!” ne kadar naif, ne kadar şirin değil mi? baktınız ters giden bir şeyler var, tünelin sonunda arıza göründü, hiç tereddüt etmeyin. hemen “acemiyim” diyip çıkın işin içinden. cidden hayat kurtardığı anlar olabilir.

öğreneceğiniz diğer şeyler ise; tekmil vermek (kendinizi tanıtmak), selam vermek, sıraya geçmek, uygun adım ve bunların silahla beraber olan hallerini öğreneceksiniz. daha sonra çök-kalk, yat-kalk ve yaptırmaya en çok bayıldıkları alçak sürünme. alçak sürünme aynı zamanda en büyük cezalardan biri. üst baş battığı için, onları elde yıkamak son derece can sıkıcı oluyor. bu eğitimler sırasında muhakkak aranızdaki mallar yüzünden ceza da alacaksınız. ( bu herif nasıl diploma alabilmiş diyeceğiniz bir sürü adam göreceksiniz. ben ilk geldiğimde “bu kadar okumuş malı bir arada görmemiştim!” diye isyan etmiştim. ) bu cezalar istikamet yemek ( istikamet geriniz, ya da sağınız-solunuz; marş marş! komutu ile beraber, belirtilen istikamete doğru ayaklarınız götünüze vura vura, dur komutu gelene kadar koşacaksınız. devamında isterse sizi süründürebilir, yat kalk yaptırıp koşturmaya devam edebilirler. genelde çok sığ olmalarına rağmen, bu konuda yaratıcılıkta sınır tanımadıklarını da göreceksiniz.), ördek yürüyüşü, deve yürüyüşü, komando dansı, yüz üstü ya da sırt üstü sürünme olabiliyor.

ilk iki hafta boyunca yukarıda söylediklerim ve benzeri eğitimleri yapacaksınız. sürekli ayakta dikilmekten ayaklarınız katır toynağına dönecek. bunu engellemek için sabahları çorap giymeden ayakları pudralamak ( ve hatta apış arasını da. ) fevkaledenin fevkinde olacaktır. son iki hafta ise yemin töreni çalışmalarına başlayacaksınız. tören yürüyüşü ( tören adımı ya da kaz yürüyüşü denen, yapamayanları izlerken epeyce eğlendiren bir şey ) , yemin provası falan filan.

aslında bunlar tugayla çok ilintili değil, genel askerlik tanımı içinde anlatılacak şeyler. bu yüzden daha fazla bu konuyu uzatmadan güzide tugayımız ile ilgili sosyal imkanları anlatayım.

esasen tugay’ı iki ana bölüme ayırabiliriz. birinci bölüm; tank taburu, 1. ve 2. mekanize piyade taburu, topçu taburu, tow bölüğü vs. ‘nin olduğu tugayın üst kısmı. burada her bölüğün kendi binası var ve koğuşlar ve komutanlıklar aynı bina içinde. tank taburu binası daha yeni olduğu için daha bakımlı ve sorunsuzdur. diğerlerinde ise tuvaletler arızalı ve su sıkıntısı çekilmektedir. ( bizim acemilik biterken tuvaletler konusunda çalışmalar yapılmaya başlamıştı. belki sizler gelene kadar yenilenmiş olabilir. inşallah öyle olur. yoksa pek hoş olmayan manzaralar sizi bekliyor. )

bu tabur binalarının alt katında 24 saat açık çay ocakları var. çay ocaklarında poğaça, çatal, ay çöreği bulma imkanını da oldukça yüksek. fakat çay için gerekli bileşenleri bir araya getirmekte zaman zaman zorluklar oluşuyor. yani; bardak olur, çay olmaz, çay olur, şeker olmaz, şeker olur, su çekilmiştir (su kaynamadı demek), su, çay ve şeker vardır, bardak yoktur. çaycı ile aranızı iyi tutarsanız voltran çabuk oluşur.

yeri gelmişken yokuş değimini açıklayalım. efendim yokuş; elinde ufacık bir yetki bulunan ipne, şerefsiz, tiyniyetsiz, karaktersiz, sivil hayatta hiçbir bok olamayacak kadar ezik, hatta karşınıza çıksa muhatap kabul etmeyeceğiniz tipte bir askerin, size hizmet vermesi gerekirken bunu yapmayarak, muhtelif yerlerinin keyfine olayı yokuşa sürmesine denir. bu sebeple, er ve erbaşlar için tugay fors sıralaması şu şekildedir; hamamcı, tostçu, çaycı, kantinci, tugay komutanı ve diğer komutanlar.

banyo imkânı. burada kendisine hamam diye hitap edilmekte. aynı şekilde tuvalet ise hela diye çağrılıyor. neyse hamamdan devam edelim. tugayın üst kısmındaki tüm birliklerin kullandığı ortak bir hamam var. banyo yapmak için haftada iki gün 15-20dk. süreniz olacak. siz gelene kadar bir yenilenme olmazsa banyonun durumunun rezalet olduğunu belirteyim. genelde duş başlıkları yok, olanlar da kireçten tıkalı. zaten su tazyiki düşük olduğundan su ip gibi akıyor. bu yüzden suyu kafanıza denk getirmek için şekilden şekle girmeniz gerekebiliyor. zaman zaman suyun sıcaklığı 1dk. sıcak 15sn. ılık 5-10sn. soğuk gibi bir hal alabiliyor. suyun soğuma riskini göz önünde tutarak işinizi çabuk halletmeniz özellikle kış aylarında menfaatinize olacaktır. su güzel olduğu zamanlarda yapmış olduğunuz banyo buradaki en keyifli en rahatlatan şeylerden biri oluyor. bu yüzden banyo saatlerini kaçırmamaya çalışın.
yemekhaneler: yemek kültürü ülkeden ülkeye, şehirden şehre değiştiği gibi, taburdan tabura da değişiklikler göstermekte. örneğin tank ve topçu yemekhanelerinde tertipçilik üst düzeyde olduğu için öğle ve akşam yemeklerinde gider masaya oturursunuz yemekler masaya en alt tertip tarafından getirilir. diğer birliklerde ise metal tabaklarınızı elinize alır karavananın önünde sıraya geçer yemeğinizi alırsınız. daha evvel bahsettiğim kaynak sanatı burada da işlemekte olup, genelde üst tertipler “şafağa saygı”, “bu şafaktan sonra ben mi bekleyeyim?” gibi cümleler ile sıranın önüne geçerler. buna pek fazla aldırış etmeyin, aç kalmazsınız yemek konusunda pek sıkıntı olmaz. yemekhanelerde kullandığınız her şeyin metal olacağını, porselene tabağa hasret kalmış bir kişi olarak üzüntü ile dile getiriyorum. temizlik ve hijyeni kelimelerini nizamiye kapısında bırakmış olduğunuzu düşündüğüm için tabak çanak genelde yağlı olur, takmayın! demek gereği duymuyorum.

yemek kalitesi bazı şeylerde vasatı aşsa da genelde altında kalıyor. 3000 kişi için çıkan karavanadan pek de fazla bir şey beklememek gerek sanırım. mönümüzde iştah açıcılardan; mercimek, ezogelin, domates, düğün, yayla, tavuklu şehriye çorbalarını bulabilirsiniz. daha sonra ana yemek olarak; izmir köfte, kuru köfte, salçalı köfte, nohut, kuru fasulye, karnı bahar, lahana, ıspanak, fırın tavuk ve birkaç farklı tavuk çeşidi, patates oturtma, türlü, balık, yoğurtlu ya da salçalı ya da sade ya da fırında makarna, pırasa, pirinç ve ya bulgur pilavı, yoğurtlu havuç bulunur. genelde bu yiyecekler soğuk ya da ılık servis edilir. sıcak olarak pek fazla rastlanmaz kendilerine. tatlı mönümüzde; kemalpaşa, şekerpare, helva, kadayıf, incir tatlısı, ayva tatlısı, kayısı ve ya elma kompostosu bulabilirsiniz. meyve olarak ise; elma, portakal, portakal büyüklüğünde mandalina gibi bir şey ( ne olduğuna tam olarak karar veremedik. belki turunç olabilir. ) veriliyor.

diğer sosyal tesisler olarak; iki halı saha, iki büyük çim futbol sahası, basketbol ve voleybol sahaları bulunuyor. banyo saatlerinden önceki saatlere denk getirebilirseniz spor yapmak güzel, aksi halde leş halde banyo gününü beklersiniz keza spor tesislerinde duş imkanı yok.
büyük kantin : içecek, meyve ve sebze bir bölümde, yiyecek, sigara, kılık kıyafet, boya vs. diğer bölümde satılır. aşağı yukarı ihtiyacınız olan her şeyi buradan temin edebilirsiniz. tabi bir grup pirana ile beraber yaşadığınızı unutmayın. yüksek tüketim hızı ile gelen şeyler çabucak tükenebiliyor. pazartesi günleri kantinciler çarşıya çıktıkları için kantin akşam 19:00 da açılır. diğer günler öğle yemeği hariç, 21:00’e kadar alışveriş yapabilirsiniz. genelde ayın ilk haftası 2-3 gün sayım var diye satış yapılmaz.

tugayın iki kısmında da birer tane olmak üzere iki adet garanti bankası’nın atm’si var. bir de üst kısmında garanti bankası şubesi var. gelirken yanınızda garanti bankasının kartı var ise nakit sıkıntısı çekmezsiniz. onunu dışında çarşı günleri beklemek zorunda kalabilirsiniz. eğer banka kartınız var ise üzerinizde 20 liradan fazla para bulundurmayın derim. hem çalınma riskine karşı kaybınız az olur, hem de borç para isteyenleri “bende de yok hacım.” diyerek savuşturabilirsiniz. ne sebeple olursa olsun, kimseye borç para vermeyin. çok acıklı hikayelerle gelen kişiler olsa bile!

bir de son olarak mehmetçik gazinomuz var. tabur çay ocaklarında satılanların yanı sıra, tatlı çeşitleri, tost çeşitleri vs. bulunmaktadır. burada lig tv izleyebilir, 12 makinelik internet cafe’ den yararlanabilirsiniz. internete girebilmek için isim yazdırıp sıra size geldiğinde bir saat kullanabilirsiniz. bir de kitaplıktan ödünç kitap alabilirsiniz. bakın kütüphane falan demiyorum, iki tane ufak kitaplıktan bahsediyorum.

tugayın aşağı bölümlerine bakacak olursak ne yazık ki pek fazla sosyal imkan olmadığını görüyoruz. yukarıyla kıyaslandığında köy gibi kalıyor. binalar tek katlı. bölük yönetim binaları ile koğuşlar birbirlerine yakın fakat farklı binalarda bulunuyor. yemekhanelerin içindeki çay ocakları yat saatine ya da çaycının keyfine göre hizmet vermekte. spor için yarım saha kapalı spor salonu var. ama genelde sadece yeni tertip askerler geldiğinde kullanılıyor.

temel yiyecek ve içecek ihtiyaçları için ufak bir kantin ve hemen arkasında çay ocağı mevcut. hemen karşılarında 8-9 makinelik ufak internet cafe bulunuyor. yukarıda bahsettiğim koşullar burası için de geçerli. dolayısı ile ihtiyaçlarınız için 2km kadar yürümek ve tugayın üst kısmına çıkmak zorunda kalabilirsiniz. zira gazete ya da içecek almak için genelde bu yolu gitmeniz gerekecek. kantin küçük olduğunda içecekler geldiği 1-2 gün içinde tükeniyor. gazete zaten aşağıya pek uğramıyor. bulunduğunuz bölükteki araç şoförleri ile aranızı iyi tutmanız için önemli bir neden bu. yukarı çıktıklarında siparişlerinizi alabilirler.

ama her şey bu kadar kötü değil. tugayın alt kısmındaysanız, lojistik bölüğünün yeni hamamını kullanacaksınız demektir. yeni ve yukarıdakiyle kıyaslanamayacak kadar temiz ( şöyle ki yukarıdaki temizlik oranı 10/2 ise buranın durumu 10/7.5 (küsuratlı rakam verdim ki attığım belli olmasın.)), duş başlıkları yerinde, kabinlerin çoğu sorunsuz. 20dk kadar gürül gürül sıcacık suyla haşır neşir olmak, gerçekten bulunmaz nimet.

ayrıca lojistik bölüğünün yemekhanesinde de lig tv. izleyebilirsiniz. ama başka birliklerden gittiyseniz, sessiz sedasız misafir formatında izleyin derim. malum mekan sahipleri baş köşeye kurulmak isteyecektir.

daha anlatacak ne var diye düşünüyorum. tugay için özel söylenecek pek bir şey yok gibi. gerisi genel askerlik anıları tadında.

sanırım en rahat askerliği tugay karargah bölüğünde yaparsınız. uzun dönem askerler açısında baktığımızda, sürekli rütbeli personel ve büro işleri yaptığı için daha doğru düzgün uzun dönemleri seçiyorlar buraya. üniversite terk, meslek yüksek okulu mezunu vs. olan elemanları buraya gönderiyorlar. bu yüzden iletişim kurmak daha kolay olabiliyor. ama bu sizi pembe bir rüyaya yönetmesin, beş para etmez adamlarla da karşılaşacaksınız elbette. malum mıntıka yapacak, karavanaya gidecek, araç sürecek, inzibat olacak personel de lazım.

ama burayı 1-2. mekanize piyade taburları ile de karşılaştırmamak lazım. gazetelerin üçüncü sayfa haberlerindeki adamalara burada rastlayabilirsiniz. madde bağımlısı, tinercisi, cepçisi, iti kopuğu, burada. aynı şekilde bu demek değil ki hepsi öyle. aralarında çok düzgün çocuklar da var. genelleme yapmak çok doğru değil tabii.

zaten sürekli bu tugay’ın, sürgün yeri olduğundan bahsediliyor. ( sürgün gelen bir çok kişiyi gördüğüm için doğru olduğunu düşünüyorum. ) gittiği birliklerde sorun çıkartan, jilet iziydi, dövmeydi, sivilde sabıkası bulunanı, psikolojik sorunları olanı vs. buraya gönderiyorlarmış. bu yüzden etrafınızdaki insanlara yaklaşırken tüm bunları göz önüne alarak dikkat etmenizi öneririm.

ve sevgili torunlarım…

son söz olarak diyeceğim askerlik çok farklı bir dünya. eğer kafaya takmazsanız ve kendinizi meşgul edecek, zaman geçirtecek bir şeyler bulabilirseniz bir şekilde geçip gidiyor. zaman zaman hiç bitmeyecekmiş gibi düşünmeye başlayacaksınız. ama ardınıza baktığınızda ohaaa ne zaman geçti onca gün diyeceksiniz. tüm bu süreçte ne dediğinizi anlayan adam gibi birileriyle dost olmaya bakın. o da sizi epey rahatlatacaktır. her gün birbirinize “bitecek mi lan? haa bitecek mi? mınaa koyim!” diyeceğiniz insanlar olmalı etrafta.

acemilik bittiğinde kendinizi bir bölük yazıhanesine atmaya çalışın. denetleme zamanlarında çok yoğun olsa da, zaman geçirmek için son derece uygun yerler. kağıt kürek işleri ile uğraşırken zaman çabucak geçiyor. ayrıca nöbet tutmuyorsunuz. kendinize ait bir yer ve bilgisayar oluyor. mesai saatleri dışında oyalanacak şeyler bulabiliyorsunuz. ortalıkta sap gibi kalmıyor, paşa paşa yazıhanenize gidebiliyorsunuz. kesinlikle tavsiye ederim. çünkü ortada kalan adam ( hele araziye uyamıyor da sap gibi kalıyorsa ) her türlü amele işe gönüllü olmuş demektir.

bu satırları yazarken shafuck 46 by. diyorum. by ile bye’ı karıştırmayalım. kendisi başka yok anlamına geliyor. burada buna benzer bir sürü şey duyacaksınız. şakaf olmuş comolokko, şafak olmuş çart curt. zoruna gidenin borusuna gitsin. çekemeyen anten taksın. ne kola, ne fanta! sadece 7 gün gibi.

şafak muhabbetine girmişken, bir de şafak patlatma diye bir şey var. daha önce duymuşsunuzdur. plakalara düşüldüğünde tertipler arasından sizin şafağınıza denk gelen kişi sizi sırtına alır. ( k.d. ler de pek yapılmıyor. ) ve başlar bağırmaya… ( 46 dan hareketle bugün benim için kahraman maraş )
maraştan kalktı tren!
bütün millet bağırır… oooooooooooooo..
gelibolu’da yaptı fren!
ooooooooooooooo…
maraş’ın kızları,
ooooooooooooooo…
maraş’ın dondurması,
ooooooooooooooo…
maraş’ın şu’yu bu’yu diye devam eder. sonunda;
tertibime feda olsun! alkışlayandan da alkışlamayandan da allah razı olsun. diye biter ve herkes alkışlar. evet salakça ama burada eğlence işte. aynı şekilde 100’den aşağı düştüğünüzde donunuza kadar ıslatılırsınız. üstünüzde ne var ne yok bakılmaksızın kova kova suyu boca ederler üstünüze.

böyle salak saçma bir sürü animasyonla karşılaşabilirsiniz. yadırgamayın, eğlenmeye çalışın derim. gelince hepsini ve daha fazlasını göreceksiniz zaten.
en son söz olarak, umarım yazdıklarım ve okuduğunuz bu satırlar biraz olsun ne ile karşılaşacağınız konusunda sizleri aydınlatır. ben kendi gördüklerimi yazdım. siz daha fazlasını yaşayacaksınız elbette. burada size en çok gereken şey moral. gelirken moralli gelin.

hayırlı tezkereler dilerim.

devamını okuyayım »
04.04.2009 18:57