ekotopya

  • 1270
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 ay önce

bir kızın ilan-ı aşk etmesi

bir kadın bir erkeğe "sana aşığım" diyorsa bu sanılanın tersine bir teklif değildir, vaat de etmez zira. çünkü aşkın kendisini önemsemiş ve bunu o kişide somutlamıştır yani her şeyden vazgeçmiştir. bir ilişkiden de. aşkı tatmak, yaşamak istiyordur. söyleyerek de zirve yapacaktır. kendinden ve aşkından emin olup olmadığını tartacaktır. gerisi laftır.

gel gelelim bu haleti ruhiyenin yansımasına; aşık olunan kişi de aynen karşılık verirse. yani bizatihi o anda zaten olan olur. ancak, arada bırakırsa durumu kadın için bir şey değişmeyecektir. yani bir süre daha bu aşkı kendince yaşayıp zamana bu ruhu teslim edecektir ve hayatının en güzel aşkı diye anlatıp duracaktır. sadece bir öykü olacaktır, o kadar. çünkü bu aşkta arzular değil öyküler önemlidir. tüm bu zaman uzun metrajlı film olarak kurgulanacak ve hafızanın en güzel yerinde saklanacaktır, zaten de bunun için yaratılmıştır. evet yaratılmıştır. böyle bir aşk, kesinlikle kurgudan ibarettir.

ve de bir ekotopya tecrübesi ile bitirelim:

evvel zaman içinde kaf dağının ardında kendi halinde yaşarken birine aşık olmayı delicesine istemiş. bir şair ruha aşık olmuş. sonra gitmiş söylemiş çünkü söylemese ekotopya kendi olamayacakmış. bir mayıs sabahı, bir gül bahçesinde her şeyi söyleyivermiş. o kişiden uzaklaşacağını bile bile bu masala devam etmiş. aylar yıllar bu masalı kimi zaman gerçek kimi zaman masal içinde masal yapmış ama neyse ki zaman diye bir dostu varmış, bir de yalnızlık diye arkadaşı.

ekotopya, gerçekten ekotopya olmuş. şimdi olsa yine söylermiş.

ama gel gör ki sonradan aşk diye dillendirilen tüm tecrübeleri ile kendininkini karşılaştırınca çok canı kırılmış, çok hayali yanmış.

yine de masallar bitmez. ekotopya aşktan vazgeçmez.

devamını okuyayım »
17.09.2010 23:08