fezader

  • 949
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

hakkari'de doktorun öldüresiye dövülmesi

çok boyutlu hadisedir. bölgenin hassasiyetinden (!) dolayı kaymakam, savcı, polis ve askerler halktan izole; devletin üvey evlatları doktor ve öğretmenler halkın kucağında yaşar, diğer memurlar (yardımcı sağlık personeli vb.) zaten bölgenin insanıdır. hastalar asla doktorun dediğini anlamaz, anlayamaz; çünkü gerçekten aynı dili konuşamazlar bu yüzden de doktorun bakışı,ses tonu, mimikleri, jestleri, vücut dili çok önemlidir kendini ifade etmek için. ayrıca hasta için doktorun ne dediğinin de çok önemi yoktur; asıl önemli olan oralı olan yardımcı sağlık personelinin o doktor için ne dediğidir.
bu kadın doğumcu kardeşimiz öyle ya da böyle bir sağlık personelinin(güvenlik ve otomasyon personelleri dahil) yakınına bakmayıversin vay haline, ondan kötüsü, ondan beceriksizi, ondan paragözü, ondan ahlaksızı yoktur. yüzünüze "soner bey" diyenler, arkanızdan en hafifiyle "bu soner de adam değil" derler.
bu minvalde bölgede doktorun tek yakını devlettir.
savcıdan, kaymakamdan zerre yakınlık görmez doktor, yakınlığı geçtim savcısı doktorun yüzüne ana avrat küfredene bile takipsizlik verir; amir- memur hezeyanıyla had bildirmek için pusuda yatar.
badem bıyık polis için dinsiz yaftası yemen işten bile değildir; hele o üçgen sakalla...
sonuçta sosyolojik bir hadise olmakla birlikte tüm bu olanlar devletin zayıflığının aczinin beyanıdır, şaşmamak gerek. orada komada olan dr. soner pul değil; 90 yıldır oradaki insana okuma, yazma öğretememiş; temiz su sağlayamamış, can güvenliği verememiş, adalet dağıtamamış türkiye cumhuriyetinin ta kendisidir.
kardeşim soner umarım iyileşirsin ve umarım bu ülke çocuğunun yaşamak isteyeceği bir yere dönüşür.

devamını okuyayım »
13.08.2013 23:46