kimi raikkonen

  • 1882
  • 3
  • 1
  • 0
  • 5 gün önce

küçük iskender

yazılarını okuyanlara saygı duymakla birlikte, bu kadar seviliyor olmasına üzüldüğüm insandır.*
yanılmıyorsam 2000 yılında, kısa bir süre önce başarısız bir intihar girişiminde bulunmuş olan bir arkadaşıma* moral vermek amacıyla yanında bulunmaktaydım ve sırf onu keyiflendirebilmek ümidiyle bir gece vakti mevzu bahis şahsın* evini aradım ve buldum. kendisi bizi nazikçe içeri davet etti, ama cebinde sadece 150bin lira parası bulunduğunu, bunun da yarın sabahki radikal parası olduğunu söyleyerek, ikram da edecek hiçbir şeyi bulunmadığını ekledi ve âdeta utandı. samimiyetinden etkilenmiştik açıkçası. zaten "içkiler bizden!"di; biz de dışarı çıkıp sabaha kadar yetecek miktarda votka ve bira stoğu ile geri döndük. keyifli bir sohbet yaptık; kendisi bizi çok sevdiğini, şayet sevgili olsaymışız birbirimize çok yakışacağımızı*, ne iyi edip de geldiğimizi, sıkıcı geçmeye aday gecesini keyiflendirdiğimizi, yarın mutlaka yine gelmemizi istediğini söyleyip durdu. evinde bir de arkadaşı vardı, cücü* diye seslendiği. 20 yaşlarında güzel bir oğlandı, ancak bize sevgili değil, sadece arkadaş olduklarını* da özellikle belirtti. her şey çok iyi gidiyordu, ta ki sabaha karşı saat 3 sularında küçük iskender bize gerçek yüzünü göstermeye başlayana dek. çok iyi niyetli ve saf bir insan olduğu her halinden belli olan cücü'ye incir çekirdeğini bile doldurmayacak bir sebepten dolayı kızdı. buna haliyle bozulan cücü salonu terkedip odasına gitti. ağlıyordu ve hıçkırıkları salona kadar geliyordu, iskender daha da sinirlenip adamın yanına gitti ve bir ton küfür edip geri döndü. arkadaşım ve ben âdeta donakalmıştık, ne yapacağımızı bilemiyorduk. 5 dakika kadar sonra iskender'in siniri geçti ve bize dönüp "çok mu sert davrandım acaba" dedi. biz de, evet, gidip bir gönlünü alsan iyi olur diye cevapladık. iskender tekrar cücü'nün odasına geçti ve kısa bir süre sonra ikisi beraber döndüler. bu tatsız olay için özür dilediler, biz de yok canım ne demek, olur böyle şeyler dedik (ancak hâlâ şaşkındık tabii). birkaç dakika içinde yeniden keyifli bir muhabbetin içine girdik. yalnız o ana dek sohbete hep aktif bir şekilde katılmış olan cücü biraz suskun ve gergin görünüyordu; ruh hali sanki daha yeni başlıyoruz der gibiydi. gerçekten de birkaç dakika sonra iskender beni, o ana dek hiç tolstoy okumamış olduğum için (!) evinden küfürler eşliğinde kovdu. böyle bir olay gerçekleşmediği takdirde moralinin en azından önümüzdeki birkaç gün boyunca daha iyi olacağına inandığım arkadaşım ise tek kelimeyle yıkılmıştı. hiçbir şey söylemeden sessizce evden çıkarken cücü'nün benden özür dilemesi ve "abi bu onun her zamanki hali, kusura bakmayın" demesi ise beni hiç şaşırtmadı.
küçük iskender'i bir daha hiç görmedim. cücü'ye ise ertesi gün akşam saatlerinde istiklal caddesi'nde rastladım. yeniden özür diledi ve iskender'in bunu yeni tanıştığı ve hoşlandığı* herkese yaptığını söyledi. eyvallah dedim ve onu da bir daha hiç görmedim. bu olaydan ciddi şekilde yara alan arkadaşım ile ise aramız bir daha asla eskisi gibi olmadı ve bunun suçlusunun nevi şahsına münhasır bu insan olduğunu düşünmekteyim.
bu olaydan bir süre sonra, yine aynı benim gibi onu tanımadan evine giden bir başka arkadaşıma da** aynen bana davrandığı şekilde davrandığını öğrendiğim**** ve bu son olaydan sonra artık kendisi için üzülmeye başladığım şahıstır.
sanatçı kişiliği içinse (bkz: overrated).

devamını okuyayım »
28.05.2004 15:46